Değerli Okurlar; 22 Haziran 2026 tarihli Heybeliada Fener Rum Patrikhanesi için yazdığım makaleyi bir kez daha sizinle paylaşıp hatırlatmak istiyorum. Nedeni, Eylül ayı için bu konuyla ilgili ekümenlik konusu yeniden gündeme getirilecek.

1971 yılından beri kapalı olan Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması gündeme düştü…

Heybeliada Ruhban Okulu, teolojik eğitim veren yüksek okul. Kuruluşu 1844 yılı olup görev alanı da din adamı yetiştirmekti. 1971 yılında Türkiye’deki tüm yüksek okulların devlet denetimine geçmesi ile ilgili karar neticesinde, bu değişiklikleri kabul etmeyen Patrikhane’nin karşı tutumu nedeniyle teoloji eğitimi kaldırılır, okul lise eğitimi vermeye başlar, 1971-72 eğitim döneminde kendileri tarafından kapatılır.

Son yıllarda ruhban okulu, ABD’de Yunan Lobisi tarafından sık sık yeniden gündeme taşınmakla kalmıyor sıklıkla dile getiriliyor. 1999 yılında ABD Başkanı Bill Clinton, Türkiye ziyaretinde ruhban okulunu ziyaret etmiş ve Rahmetli Demirel’den okulun açılmasına izin verilmesini istemiş ancak Sayın Demirel reddetmiştir.

Yakın bir zamanda Fener Rum Patriği, Atina’da yaptığı açıklamada eylül ayında “ görkemli bir açılışla “ ruhban okulunun yeniden faaliyete geçeceğini söylüyor. Bu konu

26 eylül 2025’te Beyaz Saray’daki toplantıda Sayın Erdoğan, Trump görüşmesinde de gündeme geliyor. Trump bu konuda benden yardım istediler, ben de konuyu gündeme getiriyorum derken Sayın Erdoğan da “ Okul açılışı için üzerlerine ne düşerse yapmaya hazır olduklarını söylüyor”. İlginç olan da “ Sayın Erdoğan, Trump görüşmesinden 10 gün önce Bartholomeos, Trump’ı ziyaret ediyor.

Kaynak olarak ekle

Okulun durumu 1922-23 yıllarındaki Lozan Barış görüşmelerinde de tartışma konusu oluyor. 24 temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nda azınlık hakları ile ilgili düzenlemelerde Türkiye’de yaşayan yabancılar azınlık olarak tanımlanıyor. Lozan’a göre, Fener Rum Patrikhanesi siyasi ve idari görev imtiyazları bulunmayan sadece İstanbul’daki Rum azınlığa yönelik dini faaliyet gösteren, Türk yasalarına tabi, dini bir kuruluş. Bu nedenle

“ Ekümenlik” vasfı taşımayan Patrikhanenin tüzel kişiliği de bulunmamaktadır. Yani Fener Rum Patrikhanesi, Lozan Antlaşması gereğince azınlık statüsündedir.

“Fener Patriği hiçbir şekilde devlet denetimini kabul etmediği için okul kendi yönetim kadrosu tarafından 1971 yılında kapatılıyor ”.

Patriğin gerçek amacı , patrikhaneye “ Vatikan statüsü” kazandırarak dini bir devlet olabilmek. Gerçek olan şu ki, Patrikhanenin özerklik talebi kesinlikle Türkiye’nin egemenlik haklarıyla örtüşmüyor. Patrikhane, Türkiye Cumhuriyeti vesayetinden kurtulmayı düşünüyor. Ekümenlik statüsünü kazandığında patrik özerk olacağını biliyor.“ Ekümenlik” istiyor ve bunun hiçbir yasal dayanağı da yok. Bunu kabul etmek Türkiye’de “ Ortodoks Halifeliği’nin“ kabulu demek olacaktır .

Ekümenliğe evet demek,Türkiye’nin tapu senedi Lozan antlaşmasına ve Türkiye Cumhuriyeti anayasasına aykırıdır.

Değerli Okurlar; Eylül ayı yaklaştı, bu ay için iddialara göre, Ruhban okulu için Sayın Erdoğan tarafından ekümenlik sözü verilmiş.

Hatırlatmak İsterim , Lozan Antlaşmasına göre Batı Trakya Türklerine bazı haklar verilmişti.

Buna rağmen, seçilmiş müftüler hapse atılıyor,

seçilmiş müftülere destek verenler de hapse atılıyor,

atanmış imamlar hapse atılıyor,

Batı Trakya’da nüfüs artmasına rağmen Lozana göre okul sayısı 380 iken bu sayı 80’e düşürülüp,

Türk azınlık sözü kabul edilmez iken, biz bu yapılanlar ve Lozan’a rağmen ekümenlik vereceğiz öyle mi !!

SON SÖZ: Demeye de dilim varmıyor ama

kabahatin çoğu senin, kardeşim!

Bu memleket,

korkuya teslim olanların değil;

Ona sahip çıkanların memleketidir.

NAZIM HİKMET