“Alışılmışlığın ötesinde bir cumhurbaşkanı olacağını” söyleyerek önceki kişilikli, nitelikli, onurlu, saygın, karakterli, dürüst, doğrucu ve insancıl yöneticileri dışlayan yeni cumhurbaşkanı ve paralel başbakan, davranışlarıyla cumhurbaşkanı adını çiğner duruma düştü. Makamını gölgelemesini gözardı ederek yaptığı konuşmalar, iktidar yanlılığı, daha etkin ve kişisel egemenlik için başkanlık hevesiyle çırpındığı apaçık ortada. Bağırarak üstünlük kurmaya, baskın çıkmaya çalışması, yapısından ve inanç bağımlılığından kaynaklanıyor olsa gerek.
Kimi etkinlik ve toplantılarda söylediklerini değerlendiremeyenlerin, yaptıklarını ve anlattıklarını içlerine sindirerek, onu ayakta alkışlamaları büsbütün üzüntü veriyor. İnsanımızın durumu ve tutumu bir ibret tablosu olarak bilincimize işliyor. Kimi inanç bağımlısı, kimi çıkar tutsağı, kimi bağnaz-yobaz, kimi yalaka-yavşak, kimi dalkavuk-aymaz, kimi bilgisiz-ilgisiz kendi seçmenini kolayca kandırıyor, inandırıyor. Toplumun bu kesiminin uyanması gerçekleşmedikçe siyasal karanlığın giderilmesi olanaksızdır. Bundan da muhalefetle uydu medya kesimi sorumludur. Ayırma ve kayırma dönemi sürmektedir.
Araç-yöntem
En ucuz malzeme, din. En kolay yöntem inanç sömürüsü. Seçmenleri bunlarla kandırıp demokrasiyi, aklı, bilimi, hukuku unutturup cumhuriyetin kurucularını, niteliklerini, ilkelerini ve kazananı yadsıyor. Ağır suç oluşturan konular “Darbe” karşı çıkışıyla örtülüyor, “Fıtrat ve Küba’yı Müslümanlar keşfetti” söylemleriyle yadsımaya, cemaat ortaklığını kapatma çabalarına, gerçekleri çarpıtma oyunları ekleniyor. Yetmedi, yargıya, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin Başkanı’na çatılarak toplumu ayrıştıran kavgalara neden olunuyor. İktidar yandaşlarının kaba yanıtları, sözde eleştirileri, çirkinlikler dizisinin yeni bölümleridir.
Ne yapılarak, neler verilerek oluşturulacağı belirsiz sözde “Çözüm” için “Kutlu yürüyüş” benzetmesiyle kendisini atayan önceki lidere destek veren yeni Başbakan da konuşma biçimi ve içeriğiyle faşist bir düzenin ayak seslerini duyuruyor. İktidar sepetine konulan medyada kalan bir iki yazarla, yansız medya kesimindeki onurlu yazarların çabaları hiçbir sonuç vermiyor. Kim ne söylerse, ne yazarsa yazsın iktidar aktörleri bildiklerini okumaktan geri durmuyor.
Neler neler
İktidar başlarında kabadayılık olağan bir tutum. Vatana ihanet olgusunu tartıştıracak anda aykırılıklar sürüyor. RTE’ın “Ne istediler de vermedik” sözüyle açıkladığı cemaat desteği, devlet olanaklarını kullandırma ve kullanma durumunu yansıtırken eski ortaklık gerçeğini kanıtlıyordu. Babasının ve kardeşinin eleştirdiği bir şarkıcıyı savunmalarını kendilerine sarılmaya bağlanan iktidar başları, çığlıklarıyla kavgacı, kışkırtıcı, suçlayıcı, ayrımcı davranışlarının sorumluluklarını bilmiyorlar.
Kaçak sarayı RTE’ın kendisi için yaptırdığı belli. Başbakanlık yeri olarak bildirilmişti. Başbakanlığa verilmeyip kendisi oturunca demek ki ne olursa olsun orda oturmayı amaçladığı anlaşılıyor. Yeni eklentilerle yeni bir başkent kurma düzeni uygulamaya konulurcasına çalışmalar yürütülüyor. Ne yapılsa Çanka-ya’nın Atatürk ruhunun mutluluk, esenlik, onur ve güvenine erişilemez. RTE’ın Çankaya için şiirin anlamını kavramadan “.. helvadan put yapımı..” benzetmesi tarihe saldırıdır. Aynı tutum, uydurukça sayılacak Osmanlıca’nın dayatılmasında da izlenmektedir. Bay RTE’nin Türk’ü, Türklüğü, Türk Devrimi’ni anlayamadığı kanısındayız.
Önceki AKP Milletvekili Feyzi İŞBAŞARAN‘ın karakol çıkışıyla adliye girişinde uğradığı saldırının önceden haber alınıp düzenlendiği belirgin. Böyle gider ve “güvenlik düzenlemeleri” adı verilen hukuksuzluklar uygulanırsa kimlerin başına neler gelir kestirilemez, bilinmez.
Etkin, yararlı, öncü olması beklenen aydınlar birbirleriyle kavgadan, ayrışmaktan, karşıtlıklardan, küçük tartışmalarla bölünmeden kurtulmadıkça aydınlığa kavuşmak güçtür. Toplum yeni azınlıklar yaratılırcasına parçalanıyor. Karamsarlık ve umutsuzluk şuralarına karşı ulusal bilinçle çalışmak gerekiyor. Tembellik ve tepkisizlik uyuşturmasın. Her tür ilkellik, düzeysizlik ve onursuzlukla savaş, yaşamı ve yaşayanı değerlendiren olgudur.
Özetlemek istedik, uzadı. Nasıl çıkacağız esenliğe?
Nasıl?
Haber Merkezi
- Yazıları büyüt
- Yazıları küçült
- Standart boyut