olduğu görülüyordu:
“Ne olacak bizim bu halimiz?” diye sordu.
İşi şakaya vurarak “Halimizde ne var ki? Bak senin de, benim de sağlığımız iyi. İkimiz de gayet güzel sabah sporu yapıyoruz.” dedim.
Yüzünü asarak:
“Benimle dalga geçme Allah aşkına. Ben memleketin halinden bahsediyorum.”
dedi.
Son zamanlarda bunu soranların çok arttığını görüyorum. Yoğun bir umutsuzluk çökmüş, endişe verici bir yılgınlık dalgası sarmış insanlarımızı...
* * *
Bu ürpertici yılgınlığın en önemli sebebi, iktidar partisi AKP’nin keyfi ve kötü yönetimi ile birlikte, muhalefet partilerinin de hiç umut vermemeleri!
MHP’nin hali malûm... Partiyi koltuk kavgası sarmış durumda... Kavgayı yaratan, muhaliflere rest çeken Genel Başkan Devlet Bahçeli... “Kongre yaptırmam da,
yaptırmam!” diye tutturdu.
Kaybedeceğini biliyor ve ülkeyi değil, kendi koltuğunu düşünüyor! En azından öyle görünüyor!
CHP’nin hâli de hiç iç açıcı değil... Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun çevresini sarıp, onu etkisine alan bir grup, koca CHP’yi, sonu belirsiz yolculuğa doğru sürüklüyor!
Kılıçdaroğlu’nun çevresinde, yalaka var, dinci var, Kürtçü var, bölücü var ama Atatürkçü yok! Böyle bir parti vatandaşa ne umut verebilir?
Muhalefet partilerinin sergilediği hazin tablo, vatandaşı doğal olarak karamsarlığa sürüklüyor.
* * *
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, Isparta’da katıldığı bir programda ilginç görüşler ortaya atarak:
“Her şey üstümüze üstümüze geliyor ve Türkiye bir çıkış arıyor.” dedi ve ekledi:
“Keşke Süleyman Demirel hayatta olsaydı. Keşke 10 yaş daha genç olsaydı, değil mi?
Allah gani gani rahmet eylesin, Süleyman Bey, özellikle öyle bir figür ki, öyle toparlayıcıydı ki, şimdi de böyle birisine ‘Umutsuzluğa kapılmayın’ diyecek birine
ihtiyaç var. Türkiye’nin birleştirici bir Cumhurbaşkanı’na ihtiyacı var.”
* * *
Feyzioğlu’na göre:
* Muhalefet iktidarlara alternatif olursa, yani ilk seçimde iktidarın değişeceğine dair, insanlarda bir beklenti yaratabilirse, iktidarlar kendilerine çeki düzen verir, memurlar da ‘iktidar değişebilir’ düşüncesiyle hukukta ne yazıyorsa onu uygular.
* AKP’nin alternatifi olabilecek bir muhalefet olmadığı için, devleti hukuk devleti çizgisinde tutmamız giderek zorlaşıyor.
* MHP’deki değişim rüzgârı, CHP’yi de tetiklerse iyi bir şeyler olabilir.
* Muhalefet partilerinin halka, iktidar olma umudu vermeleri şart.
Muazzam başarı öyküsü (!)
Başbakan adayları arasında ismi geçen Damat Berat Bey “Türkiye muazzam bir başarı öyküsü” demiş ve eklemiş:
“Ülkemiz, bölgesinde ve küresel çerçevede çok önemli bir rol oynuyor. Türkiye, son 12-13 yılda (AKP döneminde demek istiyor) muazzam bir başarı hikâyesi ortaya koydu. Türkiye’de bir rejim değil, sistem, yönetim sorunu var.
Yeni anayasa, Türkiye’nin gelecek vizyonu çerçevesinde hızlı, güçlü karar alabilmesini ve istikrarı sağlayacak.”
Yani, Enerji Bakanı Damat Berat Bey, (dolambaçlı yoldan) Başkanlık Sistemi ile Türkiye’nin uçuşa geçeceğini söylemek istiyor.
Evet, anayasa değişir de Başkanlık Sistemi gelirse, Türkiye uçar... Ama nereye uçar? Orası meçhul!
* * *
Gelelim, Türkiye’nin muazzam (!) başarı öyküsüne:
* Son 14 yılda, iktidar partisinin çevresi zengin olup, paraya para demezken, fakir, daha da fakirleşti. Bugün Türkiye’de 40 milyon insan fakir, 20 milyon insan açlık sınırında yaşıyor. Ne büyük başarı değil mi?
* Türkiye’nin dünyada hiç dostu kalmadı. Bütün komşularımızla kavgalı hale geldik. İzlenen yanlış dış politikalarla Suriye batağına girdik, çıkamıyoruz. Bu da büyük başarı (!)
* İktidar “Açılım” ve “Barış süreci” dedi, Türkiye’yi terör bataklığına itti. AKP iktidarının masaya oturup pazarlık ettiği terör örgütü PKK bu süre içinde Güneydoğu’yu, silah ve patlayıcı deposu haline getirdi, bombalı hain tuzaklar hazırladı. Aylardır süren çatışmalarda şehit sayımız 400’ü geçti...
ÖZET: Damat Berat Bey haklıdır! AKP’nin acı, gözyaşı ve ıstırap konusundaki “Muazzam başarı öyküsü (!)” gerçekten saymakla bitmez!
Günün Sözü
Siyasetçilere hiç soru sorma ki, sana bir sürü yalan söylemesinler!