Terörsüz Türkiye; “Türk-Kürt Kan Kardeştir” diye başlandı. Öcalan’a Külliye yapılması noktasına geldi. Nasıl ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’da 1100 odalı bir Külliye sarayı var, benzer statüde bir yerleşkenin Öcalan için de ete-kemiğe dönüştürülmesini DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çok net sözlerle dile getirdi.
★★★
Külliyeyi yapmışlar.
Fotoğraflarını henüz yayımlamadılar ama Tuncer Bakırhan, duyurdu. Şöyle dedi: “Öcalan için İmralı’da bir yerleşke inşa edildi. Ancak Öcalan’ın buraya geçmesi için statünün belirlenmesi” gerekir.
Statü yani makam!
Öcalan bu yerleşke de hangi sıfatla, hangi hukuki, idari kimlikle oturacak, dünyaya ilan edilmesini istiyor.
Makamın adı konmalı.
★★★
Statüsü belirlenince Öcalan, yerleşkeye Büyükelçileri çağıracak, onlara “görüşlerini” iletecek. İş adamlarını davet edecek; “yatırım fırsatlarını” haber verecek. Gazetecileri kabul edecek; “düşüncelerini” anlatacak. Tarihçileri çağıracak onlara; “Dünya ve Ortadoğu tarihin yeniden yazılmaya başlandığını” haber verecek.
Bunun için statü gerekli.
★★★
Aslında Türkler ile Kürtler tabanda birleşmiş, büyük şehirlerde kent uzlaşısı kurmuşlardı. Türk-Kürt ayrımı yapmadan herkesin daha ileri demokrasi, daha ileri adalet, daha adil fırsat eşitliği içinde tek bir vatanda yaşamaya artık karar vermişlerdi.
Ret kalkmıştı.
İnkar bitmişti.
Asimilasyon yoktu.
★★★
“Terörsüz Türkiye” öbür adıyla da “Barış Süreci” ilan edildi. Bu sürecin amacı, muhalefet partisi CHP adaylarına kaymış Kürt vatandaşların oy tercihlerini, AKP ve MHP’ye geri çevirmekti. Bu süreç sonunda Öcalan’a statüsü belirlenmiş külliye sunmaya gelindi. Öcalan ile gidip görüştükten sonra yapılan açıklamalarda; “biz bölünme istemiyoruz, ortak olmak istiyoruz” diyerek bunun için: “anadilde eğitim, yerel demokrasi, eşit yurttaşlık, Kürt kimliğinin anayasal güvenceye kavuşturulmasını” istiyorlar.
★★★
Öcalan, şunu anlatıyor: Ben PKK’yı Türkiye’yi silahlı mücadele ile bölmek için kurdum. Silahlı mücadelede başarılı olamadım. Şimdi “PKK’nın silah bırakması” hamlesiyle “demokratik mücadele” başlatıyorum. Yine bölünme istiyor. Külliye ve makam arzusu; “Türkiye’yi sivil direnişler ortamına çekip bölünmeyi kabul ettirmek” için değilse ne için?
★★★
Ağızlarda:
Barış hukuku.
Kucaklaşma.
Helalleşme.
Birlik olma.
İleri demokrasi.
Eşit yurttaşlık.
Bunların hepsi tek tek ve bir arada çok anlamlı, kucaklayıcı, değerli anlatımlar. Bu değerlerin hepsini bütün Türkiye’de yaşayan her kimlikten insan için ayrım yapmadan istemek yerine sadece Kürtler için istemek “bölücülüğü devam ettirmek” değilse nedir?
★★★
İşte daha yeni yaşadık; Nevruz Bayramı’nı da “Türk-Kürk-Çerkez-Gürcü- Laz- Arnavut-Boşnak- Romen- Rum-Ermeni- Musevi” ne kadar farklı kimlikten insan varsa hepsini birlikte ortak halaya durdurmak varken sadece Kürt bayramı gibi kutladılar. PKK posterleri açılmasına göz yumdular. Oysa Nevruz altın bir fırsat ve samimiyet göstergesi yapılmalıydı. Birlik olma, kucaklaşma, helalleşme, eşit yurttaşlık, ileri demokrasi, fırsat eşitliği Nevruz’un ana teması yapılabilirdi.
Yapmayı düşünmediler.
★★★
Öcalan’ın yapılan yerleşkeye taşınıp çalışmaya başlaması için “statü yani hukuken tanımlanmış bir makam” istemesi ABD’nin Ankara Büyükelçisi’nin “Ortadoğu’da haritaları değiştirme ve Türkiye’nin ulus devlet kimliğini yok etme” arzularıyla örtüşüyor.
Öcalan’a Külliye yapıldı.
Şimdi makam istiyor.