Herkesin ramazanı, gönlüne göre geçsin. Kendine maddi, manevi, siyasi bir propaganda malzemesi çıkarmaya kalkışmadan inancını ve ibadetini dine uygun yaşayanlara saygım var fakat “Ramazan Üfürükçüleri” yine sahne almaya başladı.
★★★
Üfürükçü!
Türkçe deyimdir.
Dua okuyarak, üfleyerek ya da muska yazarak hastalık, acı, dert, nazar, şansızlık, kısmetsizlik, işsizlik, evlenememek gibi durumları iyileştireceğini ya da düzelteceğini iddia eden kişilere “üfürükçü” denir.
Hastaya.
Suya.
Eşyaya.
İnsan yüzüne.
Üflerler.
★★★
Ramazan ayının henüz ilk haftasındayız, “üfürükçülük rüzgarını” bu kez iktidar adamları çok hızlı başlattı. İlki Milli Eğitim Bakanı’ndan geldi. Okullara “Maarifin Kalbinde Ramazan” adlı bir genelge gönderdi. 7 yaşındaki öğrenciler, evlerinde iftar sorasına kimlerin katıldığını, en sevdikleri iftar yemeğinin tarifini, teravih namazına giderken yaşanan manevi duyguyu, 10 Fatiha okumayı, Hz. Peygamberden bir kıssa ezberlemeyi ve bunları okulda çıkartılacak “Okul Ramazan Gazetesinde” yazıp, fotoğraflamalarını önerdi. Türkiye’de bu dini terbiyeyi gerçekten inanmış aileler çocuklarına zaten öğretiyor. Bakan’ın yaptığı; “Ramazan Üfürükçülüğü” üzerinden öğrenci velilerine şirin görünme fırsatçılığı oldu.
★★★
Önceki gün iftar saati yaklaşırken Çalışma Bakanı da Ramaza’na “Reklam panosu üfürükçülüğünü” soktu. Yer sofrasında bir iftar yemeğine reklam panosu ile geldi. Panoda parti başkanının yukarıya doğru bakan büyük boy portresinin yanında; “Niyetim BİR- İnancım BİR- Yolumuz BİR” yazıyordu.
Üfürükçülükte devrim!
Parti başkanı görsün!
★★★
Parti Başkanı Tayyip Erdoğan da İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde “Çiftçiler ile Ramazan sofrasında buluştu” ve “ilk 2 yılı ödemesiz 7 yıl vadeli, 939 milyar TL faizsiz destek kredisinin verileceğini” müjdeledi. Bu yılın bütçesinde faize ödenmek için ayrılan para 2 trilyon 700 milyar TL iken çiftçiye tarlada, ahırda, bağda, bahçede, merada verimi artırsın diye verilecek olan 939 milyar TL. Şimdi siz söyleyin. Bu müjde; Ramazan üfürüğü değilse nedir?
★★★
Türkiye tarımı Ramazan ayını alet ederek verilen üfürük desteklerle bir kalkınma, gelişme, verim yükseltme; hem çiftçiyi hem onun ürettiğini ucuza alabilen kentliyi mutlu edecek atılımı yapamadı. Son 25 yılda Tarım Bakanlığı, ORKÖY, Ziraat Bankası, Hazine sübvansiyonu, il ve bölge düzeyinde kırsal kalkınma projelerine aktarılan kredilerin toplamı ne kadar oldu, bilen yok.
Çiftçiye aktarılan destek kredilerinin yerli yerinde kullanılıp kullanılmadığını ve hangi sonuçları verdiğini takip eden de olmadı.
Sonuçta işte gerçek:
Türkiye ineği yılda:
3 bin litre süt verimi.
Fransız ineği yılda:
7 bin litre süt verimi.
Türkiye tarlası buğday:
Hektara 2.5 ton üretim.
Fransız tarlası buğday:
Hektara 7 ton üretim.
Türkiye tarlası patates:
Hektara 35 ton üretim.
Fransız tarlası patates:
Hektara 44 ton üretim.
Bu tabloyu elmadan, armuda, ayçiçeğinden, mercimeğe 100 kalem ürüne çıkartabilirim ve Türk çiftçisinin verimde hep geride kaldığını görürüm.
★★★
Son bir örnek yazayım:
Türkiye’de organik tarım yapan çiftçi ya da işletme sayısı 2023 yılında 34 bin iken 2024 yılında 29 bin’e düştü. Organik tarım üretim alanı da 2023’de 190 bin hektardan 2024 yılında 176 bin hektara indi. 2025 yılı ne oldu, bulamadım fakat başta Avrupa Birliği ülkeleri, Çin, Hindistan, ABD’de organik tarım üretimi hızla yükselirken Türkiye’de geriledi. Organik tarım ülkelere en yüksek ihracat gelirini sağlıyor. Türkiye son 25 yılda çiftçisini “üfürükten” değil “yürekten” mutlu edebilseydi organik tarımda Rusya’yı, Avrupa’yı, Orta Doğu’yu doyuran ülke olurduk ve köprüler ile otoyollarının geleceğini ucuza satmayla yüz yüze gelmezdik.
Üfürükçülük bela!
Dine de faydası yok.
İnsana da bir katkısı.