Siyasi ve hukuki krizlerin ekonomiye etkisine artık alıştık.

Öyle ki bugün yaşananları bile sadece “Borsa ne olur, dolar kaç liraya gider, faiz artar mı, enflasyon patlar mı?” zemininde tartışıyoruz.

Oysa mesele sonuç değil.
Mesele sebep.

Madem bu kadar güçlü bir ekonomimiz var…
Neden her siyasi, hukuki ya da küresel sarsıntıda ağır ekonomik bedeller ödüyoruz?

İran meselesi dünya genelinde enflasyona ortalama yüzde 2,8 civarında etki ederken, bizde neden katbekat fazla hissediliyor?

Neden tek toplantıda enflasyon tahmini 10 puan birden yukarı çekiliyor?

Bu sorulara samimiyetle yaklaşmazsak olmaz.

Tarafgirlikle, siyasi reflekslerle, sloganlarla konuşursak belki anlık rahatlarız ama sonunda hep birlikte kaybederiz.

Şimdi yeniden aynı filmi izleyeceğiz.

Merkez Bankası’nın kur politikası…
Dövize müdahale…
Rezerv satışı…
Kur ne kadar gevşek bırakılacak?
Hangi seviyede müdahale gelecek?
Kaç milyar dolar satılacak?

Bu tarafı zaten herkes konuşuyor. Ben sizi başka bir noktaya çağırıyorum.

Merkez Bankası iktisadi bir kurumdur. 1211 sayılı Kanun çerçevesinde temel görevi fiyat istikrarını sağlamak, yani enflasyonla mücadele etmektir. Elindeki araçlar da iktisadi araçlardır. Faizi artırır. Likiditeyi düzenler. Parasal sıkılaşma yapar.

Ama konut arzını artıramaz. Petrol fiyatını düşüremez. Jeopolitik kriz çözemez. Mahkeme kararı değiştiremez. Yani kontrol edebildikleri var…

Bir de kontrolü dışında kalan gerçekler var. Bugün yaşanan mesele iktisadi mi?
Hayır.
“Mutlak butlan” denilen konu bir mahkeme kararıdır.

Yani hukuki bir süreçtir. Kimine göre siyasi sonuçları vardır, kimine göre yoktur. Ama hangi açıdan bakarsanız bakın, doğrudan ekonomik bir hadise değildir.

O halde neden bütün faturayı yine Merkez Bankası ödüyor? Ben buradan açık bir çağrı yapıyorum:

Merkez Bankası artık “Yeter” demeli. “Siyasetin ya da hukukun yarattığı kaotik ortamların ekonomik enkazını temizlemek benim görevim değil” diyebilmeli.

Kur yükseliyorsa…
Risk primi artıyorsa…
Piyasa tedirgin oluyorsa…

Bunun sorumlusu kimse, bedelin muhatabı da o olmalı.
Herkes kendi işini yapsın. Merkez Bankası da artık kendisinden kaynaklanmayan krizlerin itfaiyeciliğini bırakmalı. Şimdi yine milyarlarca dolar satışı konuşulacak.

Bir dakika…
O rezervler nasıl toplandı? Carry trade için nasıl faizler ödendiğini unuttuk mu? Sıcak parayı çekebilmek için verilen astronomik getirileri ne çabuk unuttuk?

Kaynak olarak ekle

Şimdi bir kalemde “Şu kadar milyar dolar sattık” demek bu kadar kolay mı?
Peki ne için?
Kuru baskılamak için.
Neden?
Çünkü enflasyona etkisi var.

İyi de…
Sanki enflasyonu hedef olan yüzde 5’e yaklaştırdınız da, bir tek kur kaldı sorun diye davranılıyor. Ortada hâlâ çözülmemiş yapısal problemler var.

Dolayısıyla bunun yapılabilme ihtimali elbette yok ama ben yine de tarihe not düşmek adına şunu söylemek zorundayım:

Merkez Bankası bu meselelerde kendisine vazife çıkarmamalı. 
Madem serbest piyasa diyorsunuz…
Madem liberal ekonomi diyorsunuz…
O halde bırakın piyasa kendi dengesini bulsun.
Bir yerde denge oluşur.
Ve eğer bu işin bir faturası varsa…
O faturayı da gerçekten sorumlu olanlar ödesin.