Türk basını olarak derin bir üzüntü içindeyiz. Halkın haber alma hakkına saygı gösterip onları bilgilendirme görevini yerine getiren, fon rezaletinin siyasi ayağını ortaya çıkartmaya çalışan gazetecilerin başı dertten kurtulmuyor. Tuhaf bir ülke haline geldik. Soyguncular, vurguncular ortalıkta dolaşıyor, birtakım ahlâksızlar milletin paralarını götürüyorlar. Toplumsal düzen yerle bir olmuş. Gazeteciler sorumluları ortaya çıkartmaya çalışınca “Yooo! Orada durun arkadaş” deniliyor. Gazetecilik suç değildir ama artık ülkemizde halkın haber alma hakkına saygı gösterip haber peşinde koşmak suç oldu. “Zülfüyare dokunan” (yani hatırlı ve güçlü kimseleri rahatsız eden, onları sıkıntıya sokan konulara giren) gazeteciler ya gözaltına alınıp adlî kontrole tabi tutuluyor ya da tutuklanıp hapse atılıyor! ★★★ Basın özgürlüğünde artık dünyanın en geri kalmış ülkeleri arasındayız. Dış dünyadaki itibarımız yerle bir oldu. 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde son 25 yılın en düşük seviyesine geriledik. 180 ülke arasında 163’üncü durumdayız. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 99’uncu sıradaydık. 64 basamak gerileyip demokrasi liginde küme düştük! Yazık oldu! ★★★ Fon soygunu ile uğraşan 4 meslektaşımızın başı dertte. Anlaşılan, vurgunun siyasi ayağının ortaya çıkartılması istenmiyor! 826 milyar liralık soygunun peşini bırakmayan ve muhalif kimlikleriyle bilinen 4 düzgün gazeteci, SÖZCÜ yazarı İsmail Saymaz, SÖZCÜ editörü Mustafa Balcı, SÖZCÜ TV yorumcusu Murat Ağırel ve deneyimli gazeteci Şaban Sevinç’in başına gelenler “meslekî sevdaları” ve “görev bilinçleri” nedeniyle oldu. Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklanarak cezaevine gönderildi, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel için ise “Ev hapsi” verilerek ayaklarına elektronik kelepçe takıldı. ★★★ Milyarlarca liralık fon soygununa karışan bazı hatırlı kişiler hâlâ serbest dolaşırken, bazıları adliyeye arka kapılardan alınıp sorgulandıktan sonra serbest bırakılırken, foncuları haber yapan gazetecilerden hesap sorulması üzücüdür. Demokrasiye ve basın özgürlüğüne ters düşen bu durum yabancı basına da haber konusu oluyor ve dünya genelinde zaten zayıflamış olan itibarımızı daha da geriye götürüyor. Merkezi Washington’da olan uluslararası düşünce kuruluşu Freedom House (Özgürlük Evi) Türkiye’yi 2018 yılından beri “Hür olmayan ülkeler sınıfında” gösteriyor. Baskı, sansür ve hapis tehlikesinin olmadığı, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabildiği hür bir Türkiye’ye kavuşma özlemi içindeyiz. Basını özgür olmayan bir toplum asla özgür olamaz! Vah zavallı memleketim! Adalet Bakanı Akın Gürlek fonlardan 100 milyon lira üzerinde olağan dışı getiri elde eden 214 şüpheli kişi ve kurumun tek tek belirlendiğini açıkladı. Kamuoyu, suçluların kimler olduğunu bilmek istiyor ama saptanan isimler nedense sır gibi gizli tutuluyor! Bu da, vurgunu yapanların arasında iktidarı rahatsız edici isimlerin olduğu düşüncesini güçlendiriyor. İçeriden sızdırılan bilgilerle fonlardan çıkılarak “187 milyar 653 milyon lira” götürülmüş! Millet derin bir yoksulluk içindeyken, açlık sınırında yaşayan insanlarımız bir dilim ekmek peşine koşarken, biz burada 214 kişi ve kurumun haksız elde ettiği milyarları konuşuyoruz! Kurumlar görevlerini ihmal etmeyip gerekli denetlemeleri yapmış olsalardı bu paralar gitmeyecek ve yoksulluğu önlemek için Türkiye ekonomisine güç katacaktı. Bir ekonomi uzmanının “Bu paralarla 174 köprü yapılabilirdi” diye yaptığı açıklama da soygunun boyutunu daha çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor. Bence işin en ilginç yanı (fahiş hatalar zinciri apaçık ortadayken) sorumlu kurumlardan hâlâ bir kişinin bile istifa etmemesi ve görevden alınmaması! GÜNÜN SÖZÜ Ahmak ve salakların arasında kalan akıllıya yazık olur!