Sevgili okurlarım, size önce bir görüşümü bir kez daha kısaca anımsatayım. Geçtiğimiz Pazar günü olanları bir kez daha düşünün. Acı, yüz kızartıcı, utanç verici olaylardı. Demokrasiyle yönetildiği iddia edilen bir memlekette ana muhalefet partisinin genel merkez binası polisler tarafından işgal ediliyor, kapıları kırılıyor, biber gazı sıkılıyordu. Sonunda amaçlarına ulaştılar ve işgal işlemi tamamlandı. Bu ülkenin geçmişinde unutulmaz tarihler vardır. Örneğin 31 Mart 1909 şeriatçı asker ayaklanması, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı, Türk devrimleri, demokrasiye geçiş, serbest seçimler, darbe girişimleri gibi. Önceki gün tanık olduğumuz 24 Mayıs 2026 olayları da bu unutulmaz tarihler arasındaki yerini şimdiden aldı. ★★★ Bir kısa not daha vereyim. CHP’de o gün gerçekleşen bu işgal girişimine yol veren siyasetçilerin tamamı, kim ne derse desin AKP iktidarına bilerek katkıda bulunan aymazlardır. Bunun başrol oyuncusu ise Kemal Kılıçdaroğlu’dur. 13 yıl boyunca elde edemediği başarıları şimdi AKP’nin kucağına oturup başka yöntemlerle elde etmeye kalkışan bir siyasetçidir. Bu uzun süre içerisinde yaşadığı yenilgileri şimdi bu yolla unutturmaya kalkışmaktadır. Bugünkü iktidarla işbirliği içerisine girmiştir ve hep böyle gidecektir. Yakında nutuklar atıp iktidarı eleştirecektir! Bunu yapmaya mecburdur, sakın inanmayın. ★★★ İktidar medyası ve bazen de Recep Tayyip, genel başkan olduğu dönemde kendisiyle alay eder, gırgır geçer, küçümserdi. Sesini çıkarması mümkün olmazdı. “Bay Kemal, kasetle gelen genel başkan, terör sevicisi, SGK’yı batıran adam, PKK ile ittifak kuran...” Seçimlere CHP genel başkanı sıfatıyla tam 13kez girdi ve hepsini kaybetti. Son yapılan kurultayda ise genel başkanlığı da kaybetti ve iyot gibi açığa düşmüş oldu. Ne acıdır, kazandığı bir tek seçim bile olmadı! Recep Tayyip ve partisinin son yerel seçimlerde çok sayıda belediyeyi kaybedince nasıl hazımsızlık yaşadığını biliyoruz. Bu yüzden bir sürü tutuklamalar oldu, insanlar içeri tıkıldı. Onlar kendisinin siyaset arkadaşlarıydı. Acaba hangilerini, kaç kişiyi demir parmaklıklar arasında ziyaret etti? Aynı hazımsızlığı genel başkanlığını kongrelerde yitiren Kılıçdaroğlu da yaşıyordu. Sonra baktı ki olmuyor, Recep Tayyip’in yöntemlerine başvurmaya karar verdi. Elinden kaçırdığı genel başkanlığı iktidarın yol vermesi, polis gücü ve yargı kararlarıyla yeniden ele geçirmek. ★★★ Partisisin son kurultayını da kaybetti... Bundan sonra ne yapacaktı, nasıl bir taktik uygulayacaktı, kendisi de bir şey bilmiyordu. Gökyüzündeki ilahlar bu durumda karşısına bir kurtarıcı melek çıkardı. Recep Tayyip! Uzun haftalar ve aylar geçti. Bizim eski genel başkan bir türlü ağzını açmıyor, konuşmuyordu. Partisi hakkında adına butlan denilen bir dava çıkarıldı. Bu davada CHP’nin kapatılması isteniyordu. Bizim beyefendiden yine tık yoktu... Ve yine geçen hafta aniden konuştu. Yine Recep Tayyip ağzıyla partisinin şimdiki yönetimini suçluyor, hakaretler ediyordu. Herkes birbirine soruyordu “Hayırdır inşallah durup dururken bu niye konuştu” diye. Meğer yargı bu konuda kararını vermiş ve CHP’nin kapatılma süreci yola çıkmış. Yani bu karar bizim beyefendinin kulağına fısıldanmış, hemen konuşması istenmiş ve o da konuşmuş. Rastlantıya bakar mısınız! ★★★ Anadolu toprakları bugüne kadar acı tatlı ne olaylara tanık oldu. Ama böylesini hiç görmemiştik. Ana muhalefet partisinin genel merkezini basan polisler... İçeride silah mı, uyuşturucu mu, kanun kaçakları mı vardı acaba! Bu durum, Kılıçdaroğlu’nun Türk siyasetine okkalı bir armağanıdır. Son olmasını dilerim. ★★★ Emin Çölaşan’ın notu: 1996 yılında kanunla kurulan Bilgi Üniversitesi bundan dört gün önce Recep Tayyip’in tek imzasıyla kapatıldı... Ve üç gün sonra yine onun tek imzasıyla yeniden açıldı! Bu üniversitenin binlerce öğrencisi ve çalışanı var. Kanunla kurulan bir yer ancak kanunla kapatılır. Bu ne biçim devlet yönetimidir, bunu bile bilmiyorlar. Protestolar başlayınca korktular ve üç gün sonra açmak zorunda kaldılar.