Cengiz Han, “Ben göklerin oğluyum” diyordu. Onun “göklerin oğluyum” dediği yıllarda Çin İmparatoru olan Jin Zhangzong; “Ben göklerin vekiliyim” diyordu. Tepedekilerin kendilerini hangi gözle gördükleri, o toplumun geleceğini etkiliyor. Bu yüzden tepede neler oluyor diye dikkat kesilmek gerekir.
Dün canlı bir gündü.
Çok tepe haber vardı.
***
En ilginç tepe haber, Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne 33 yaşındaki kaymakamın atanmasıydı.
Cumhurbaşkanı imzalamış.
Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Avcı, görevinden alınmış. Yerine 33 yaşındaki kaymakam Zikrullah Erdoğan getirilmiş.
***
Bu değiştirmeye neden ihtiyaç duyuldu? Mehmet Avcı neyi eksik yaptı da görevinden alındı? Zikrullah Erdoğan neyi daha iyi yapacak da o göreve getirildi?
Vardır bir cevabı!
Bu cevabı, gazeteler yazsa, halk da duysa çok iyi olur. Çünkü Emekli Tümgeneral Rafet Kılıç, bu atamaya tepki göstererek; “33 yaşında bir kaymakam, Milli Savunma Bakanlığı’nda Genel Müdür oluyor ve makam karşılığı Tümgeneral rütbesi de alıyor. Bir subayın Tümgeneral olabilmesi için; takım, bölük, tabur, alay, tugay komutanlıklarını yapması ve yaklaşık 30 yıl boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her kademesinde emek vermesi gerekir” paylaşımını yaptı.
***
Tepe haber, dallandı.
Ayrıntılar ortaya çıktı.
Ayrıntıya göre 33 yaşındaki yeni Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü Zikrullah Erdoğan, Cumhurbaşkanı’nın memleketi Rize Güneysu ilçesinde doğmuş ve üniversite yıllarında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çekilmiş bir fotoğrafının altına; “Dayım Canımdır” yazarak kişisel hesabından yayımlamış.
***
Cumhurbaşkanından dayın olsun! Kim tutar seni! Ben böyle bir kem söz demeyeceğim. Şunu diyeceğim: Özellikle ABD’nin İran’a saldırması ile birlikte Türkiye, iki koldan yoksullaşmaya geçti. Birincisi enerji (petrol ve doğal gaz) fiyatları arttı. Türk ekonomisinin en büyük sorunu enerji gideridir. Petrolü ve doğalgazı dışardan almak zorunda kaldığı için sürekli “cari açık veren” ülke olmaktan çıkamıyor. Buna son yıllarda “sürekli silahlanma” ihtiyacı eklendi. Silaha ve silah sanayine büyük para (kaynak) aktarılıyor.
***
Dünyanın en belalı bölgesinde olan Türkiye’nin, bağımsızlığını, tarafsızlığını, toprağını ve halkını koruyabilmesi için kuşkusuz “ordusunun havada-karada-su üstünde yapılacak savaşlarda” günün gelişmiş silahlarıyla desteklenmesi gerekir. Fakat cevabını arayan bir soru var: Türkiye silah harcamalarını kılı kırk yaracak titizlikte mi yapıyor?
***
Türkiye’ye silah satan yabancı şirketlerle Türkiye’de milli silah sanayi kurup orduya silah satan yerli şirketler, gerçek bir rekabet yarışına sokuluyorlar mı? Cumhurbaşkanı’nın damadının orduya silah satan (IHA-SİHA asılında silahtır) şirketi BAYKAR da bu satışta rekabete sokuluyor mu?
***
Başka ordulara olduğu gibi Türk ordusuna da silah satan Cumhurbaşkanın damadı çok iyi kazanıyor ki, Türkiye’de vergi rekortmeni oldu.
Helal olsun!
Ancak ne Milli Savunma Bakanlığı ne de BAYKAR şirketi bugüne kadar şu 2 soruya cevap vermedi.
SORU BİR:
BAYKAR şirketi, orduya satacak silah geliştirirken devletten parasal destek aldı mı? Aldıysa geliştirilen bu İHA-SİHA’ larda devletin (kamunun) fikri mülkiyet hakkı korundu mu?
SORU İKİ:
Bir BAYKAR İHA’sı ya da SİHA’sının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne satış fiyatı ile başka ordulara ihraç fiyatı arasında fark var mı?
***
2 soru yıllardır niçin cevapsız kaldı? Belki Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne yeni atanan Zikrullah Erdoğan, toplumu aydınlatır.