Tunç Soyer, 2009-2019 tarihlerinde İzmir’in Seferihisar, 2019 – 2024 tarihleri arasında da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevlerinde bulundu. Son seçimde aday gösterilmedi. Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir İl Başkanlığı görevindeyken tutuklandı. Belediye iştiraki olan İZBETON şirketi eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da tutuklanmıştı. Kooperatif ve İZBETON ana davasından Buca Cezaevinde 9,5 aydır tutuklu bulunan üç sanık hakkında üçüncü kez tutuklama kararı verildi.

Savcılar, hakimler de bu süreçte gece geç saatlere kadar adliyede. Örneğin Tunç Soyer, Şenol Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya’nın hakimlik sorgusuna 14 Nisan saat 22.30’da SEGBİS’le başlandı, 15 Nisan saat 01.38’de tamamlandı. Sat 02.00’de odasına götürüldü. İlk davadan tahliye bekleyen Soyer, Aslanoğlu ve Kaya,  yeni dosyadan da tutuklandı.

YARIN ADLİYEDE SERBEST KALIRIM

İzmir’de şafak operasyonu 1 Temmuz 2025’te başlamıştı. Gözaltına alınanlardan 11 kişi tutuklandı, daha sonra Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın tahliyesi gerçekleşmedi. Onlar, kooperatiflerin iç işleri ile ilgili bir soruşturmaya dahil edildi ve haklarında 30 Aralık’ta bir tutuklama kararı daha verildi.

3 Temmuz 2025’e gidelim. Emniyet nezarethanesinde İzmir’in eski Belediye Başkanı Tunç Soyer, avukat kızı Defne ile konuşurken, “Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartılar mutlaka” dedi. Ertesi gün tutuklanmış ve gece geç vakit Buca’daki hücreye konulmuştu. O günden bu yana geçen 9,5 aylık süre içinde defalarca bu cümleyi kurdular.  Özgüven ve inançlarını hep korudular. Dün, yine kooperatif soruşturmasından üçüncü kez tutuklandı. Tunç Soyer, “9,5 ayda 3 kez tutuklanan kimse var mıdır bu memlekette bilmiyorum ama size çok kısaca sürecin hikayesini anlatayım” dedi. Soyer, avukatı aracılığıyla yaşadıklarını SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:

TEK BİR PARA HAREKETİM YOK

“Zaten Danıştay kararıyla belediye başkanı olarak yargılanamayacağım, görevi ihmal dahi olmadığı kesinleşmiş bir konuda ilk tutukluluk gerekçesi nitelikli dolandırıcılıktı. 6 aylık dava süreci adeta bizi aklıyordu. Tüm bilirkişi raporları, uzman görüşleri, tanık ifadeleri ilk yapılacak duruşmada ‘Tahliye’ olacağım fikrini çok güçlendirmişti. Nitekim 5 Ocak’taki duruşmada mahkeme heyeti tahliye kararı verdi. Ancak başsavcılık makamı 5 gün önce yeni bir operasyon başlattı ve 2. kez tutuklandım. Bu suçun konusu ‘zimmete yardım’ idi ve dahil edilmem mümkün olmayan kooperatiflerin iç işleyişi ile ilgiliydi.

2.tutukluluğun ardından, devam eden soruşturmada gelen bilirkişi raporları, isnat edilen suçu çürütüyordu. Nitekim 2 gün önce gelen MASAK raporları bizim masumiyetimizin en net kanıtı oldu. 1984 yılına kadar geri giden 256 sayfalık raporda tek bir satır adım olumsuz geçmiyordu. Kooperatif yöneticileri ile onların ihale ettikleri işi yapan müteahhitlerle, taşeronlarla benim aramda tek bir para hareketi tespiti yoktu. ‘Bu sefer oldu, çok yakında kesin serbest bırakılmam kararı verecektir mahkeme’ diyordu herkes.

RAPOR, TEMİZ GEÇMİŞİMİ KANITLADI

15 yıl önce Seferihisar’da belediye başkanlığına adım atarken ailece kurduğumuz ve 20 yıl boyunca işlettiğimiz tatil köyünü devretmiştim. Aile meclisinde sadece belediye başkanlığı yapacağımı, ticaretle, turizmle uğraşmayacağımı ve avukatlık da yapmayacağımı konuşup onaylarını almıştım. Başkan seçilmemle birlikte ‘para mevzularını’ bir kenara bırakmış ve gençliğimden beri hayalini kurduğum yeni bir sayfayı açmıştım. MASAK raporu 28 yıllık bir arama-tarama sonucunda burada anlattığım 2-3 cümlelik hayatımı raporlamış bu temiz geçmişi kanıtlamıştı.

Haftaya iddianame yazılır ve ‘kapı gibi’ MASAK raporu ortadayken daha fazla tutamazlar diyorduk. Günler ilerledikçe aynı cümleyi kurmaya başladık. ‘Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartırlar mutlaka’. Yine öyle olmadı. Ankara CHP İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklandığı, 3. soruşturmada benim de ‘şüpheli’ olduğumu ve ifademin alınacağını söylediler. Oysa soruşturma yine bir kooperatifin iç işleri ile ilgiliydi.

“BUYURUN”, “SİZ BUYURUN” 

İfadem başlarken avukatlarım sayın savcıya ‘Hangi suç isnadıyla sorgulayacaksınız?’ diye sordular. Savcı bey de ‘zimmet, resmi evrakta sahtecilik ve görevi ihmal’ dedi. İfade sonunda yine avukatlarım, Sayın Savcı’ya ‘sahtekarlık olduğunu gösteren tek bir evrak, zimmeti ortaya koyan tek bir para hareketi göstermediniz’ dediler. Sayın savcı cevap vermedi ama tutukluluk talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Şaşkınlık içindeydik, tam bir ‘deja vu’ yaşıyorduk. Sayın hakimle, gece saat 24:00’da başlattığı duruşmada, aramızda şöyle bir konuşma geçti;

-Hakim: Buyurun.

-Ben: Siz buyurun.

-Hakim: Buyurun savunmanızı yapın.

-Ben: Sayın Hakim, avukatlarım sayın savcıya ‘sahtekarlık yapılan bir evrak, zimmeti ortaya çıkartan bir para hareketi göstermediniz’ demişlerdi. Tutukluluk talebiyle size gönderdiğine göre muhtemelen bunları size gönderdi. Siz bunları bana sorarsanız ben de bununla ilgili bir savunma yapayım.

-Hakim: 7 klasör arasında dosyayı anlamaya çalışıyorum. Savcılık ‘para hareketlerinin aklanması için yapılan eylemlerden’ bahsetmiş.

-Ben: Bir tane imzam olan belge, bir tane para hareketi söyleyin hakim bey, tek bir tane söyleyin, ne ile suçlandığımı anlayayım. Sayın hakim eğer bana somut bir soru sormazsanız ben savunma yapmayacağım. Neyle suçlandığımı bilmediğim için savunmam yoktur.

Burada sustum ve sonrasında avukat arkadaşlar konuştular. Gece 02:00’da 3. kez tutuklandım. Yedek tutuklamanın yedeği tutuklama böyle gerçekleşti. 3 değil, 33 kez aynı şey yapılsa da suç yaratılamayacak. Önünde sonunda alnım ak, başım dik İzmir’le, memleketimle kucaklaşacağım...”

Tunç Soyer’in adresi: İzmir 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63

Buca – Kırklar