Ama Türk insanını rencide eder!..
Batılı ülkelerin hepsi, önce aynaya baksın...
Ancak, Türkiye’yi şu anda yönetenlerin de aynaya her gün bakması gerekir!..
Alman Parlamentosu’nun aldığı karar kabul edilebilir değildir...
İlişkileri zedeler...
Türkiye’de Almanya’ya karşı duygusal bir kopuş yaşatır...
Sözde soykırım külliyen yalandır...
* * *
Asıl soykırım Balkanlar’da Müslümanlara karşı yapılmıştır...
Bu konuda Türkiye’den, Türkiye’de İslamcılık yapanlardan, radikal İslamcılardan, İslam dünyasından hiç ses çıktı mı, çıkıyor mu?..
Bizim İslamcılar, Müslüman soykırımına, Ayasofya’nın ibadete açılmasını istedikleri kadar bile duyarlı değiller...
Ayrıca, Osmanlı’nın Ermeni soykırımı yaptığına karşı iddialar karşısında bizim İslamcıların, Osmanlıcı iktidarın bir araştırması, dünya çapında bir faaliyeti var mı?..
Yok!..
* * *
Taze Sadrazam Binali, sözde soykırımın kabulü için, “Bir avuç Ermeni lobisine uydular” diyor...
Peki Almanya’da 3 milyon Türk yaşarken neden bizim “bir avuç Türk lobisi” yok?..
Uzun saçlı sakallı Berlin Büyükelçisi Ankara’ya gelmiş, Türk-Alman dostluğundan söz ederken, “Artık önümüze bakacağız” diyor...
“Önümüzdeki maçlara bakacağız” diyen mağlup takımın teknik direktörü gibi!..
Almanya’ya demediğimizi bırakmayalım...
Hitler’in torunları...
Soykırımcılar...
Vicdansızlar...
İyi de Türkiye’yi yönettiğini zanneden kifayetsiz muhterislerin hiç mi suçu yok?!.
* * *
Merkel geliyor, İstanbul’da Mabeyn Köşkü’nde, altın varaklı, hilalli taht gibi koltuğa oturtuluyor...
İhtişam, zenginlik göz kamaştırıyor...
Büyük ülke, büyük devlet, tek adam, tek otorite, uzun adam, dünyanın ve asrın lideri...
Tamam da netice, Hatice!..
Sadrazam Binali, “Siz istemeden Parlamento’dan bir şey çıkmaz” diyerek aklınca Merkel’i övüyor...
Almanya’yı Türkiye sanıyor, Merkel’i kendileriyle karıştırıyor...
Türkiye’de gerçek bir demokrasi olsa...
Saygın bir yönetim olsa...
Ülkeyi psikolojik olarak mahkum edecek asılsız bir tasarı Alman Parlamentosu’ndan geçebilir miydi?..
* * *
Batı dünyasından bakınca...
Türkiye bugün demokrasinin rafa kaldırıldığı...
Basın ve ifade özgürlüğünün kelepçelendiği...
İfade özgürlüğünün terör kapsamına alındığı...
İslamcılık yapan, radikal İslamcılara yardım eden, çevresinde dostu kalmamış, üçüncü kümeye düşmüş, sözüne güvenilmeyen bir ülke olarak görülüyor, davranış biçimi de ona göre oluyor!..
Gelen vuruyor, giden vuruyor!..
Yani mesele sadece soykırım değil...
Türkiye bütünüyle değerlendirildiğinde, böyle bir tasarı da geldi mi Alman Parlamentosu’ndan cart diye geçiyor...
Ve bu cart diye geçmesinin tek sorumlusu da gözü başkanlıktan başka bir şey görmeyen mevcut iktidar oluyor!..
Abdülhamit Haftası
Bir o eksik kalmıştı, Meclis Başkanı onu da halletti ve Türkiye “Abdülhamit Haftası”na kavuştu!!!
Ellerinden gelse, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim ve 10 Kasım’ı bir hamlede silecekler... Şehitler gelirken düzenledikleri Fetih şenlikleri yetmedi, başımıza bir de baskıcı sultan Abdülhamit çıktı... Bir hafta sürecek kutlamaların merkezi Dolmabahçe Sarayı olacakmış...
Aslında 52 haftaya 36 padişahın tamamı sığar, niye ötekiler yok?.. Mesela Şarapçı Selim, divane Mustafa, deli İbrahim, alkolik Abdülmecit, ayyaş Murat, hain Vahdettin’e ayıp olmuyor mu?..