AKP döneminde çok sık vergi affı çıkarıldı. AKP iktidarı döneminde çıkarılan 12 vergi affının ikisinin mevcut Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Bakanlığı döneminde çıkarıldığını belirtelim. Yani, Mehmet Şimşek’in vergi aflarıyla ilgili öyle ilkesel bir duruşu yok.
Neredeyse her iki yılda bir vergi affı getirip mükellefi “af müptelası” yaptılar. Vergisini düzenli ödeyen, vergi mevzuatına çok sıkı uyan pek çok mükellefi bile “Ben enayi miyim?” kıvamına getirip sık yapılan af düzenlemeleriyle yoldan çıkardılar. En son vergi af yasası olan 7440 sayılı Kanun Mart 2023’e ait ve üzerinden üç yıl geçti. Yani af yasası periyodu gecikti. Hal böyle olunca, vergi affına alıştırılmış pek çok mükellefte ciddi bir beklenti oluşmaya başladı.
Vergi aflarının; vergi adaletini bozduğu, vergi ödeme gayretini zedelediği, idarenin tahsil gücünü zayıflattığı, vergi ahlakını erozyona uğrattığı, vergi yargısının iş yükünü artırdığı gerçeği ortada duruyor. Diğer taraftaysa, af beklentisi girdabına sokuluş geniş bir mükellef kitlesi.
Bu son dediler, yeni vergi afları çıkardılar
Vergi affı söylentilerinin artması, mükelleflerin vergi ödeme gayretlerini olumsuz etkiler. Beklenti içine giren mükellefler af beklentisiyle ödemelerini geciktirir. Bazı mükelleflerin bilerek vergi kaybına yol açan uygulamalara girmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle idarenin af beklentilerine sert dille karşı çıkması beklenen ve olması gereken bir durumdur. Geçmişte de hep böyle olmuştur. Halk arasında “vergi affı” olarak tanımlanan yapılandırma, matrah/vergi artırımı, varlık barışı ve benzeri uygulamalara dair geçmişimiz;
- K. Unakıtan: Haziran 2008 “Vergi borcu olan ödesin kesinlikle af yok.”
- M. Şimşek: Eylül 2014 “Artık vergi affı olmayacak.”
- N. Ağbal: Mart 2016 “Bir daha vergi affı yok.”
- B. Albayrak: Ağustos 2018 “Bu son fırsat başka af yok.”
- L. Elvan: Haziran 2021 “Artık geleceğe odaklanmak istiyoruz.”
- N. Nebati: Mart 2023 “Türkiye Cumhuriyeti’nin yapması gereken ne varsa bu da son noktası.”
- M. Şimşek: Nisan 2026 “Vergi affı niteliğinde bir yapılandırma beklentisi varsa asla olmayacak.”
Ve her “son” denildikten sonra yeni bir vergi affı gelmiştir. Çünkü Maliye Bakanları vergi tahsilatının düşmemesi adına kesin bir dille af çalışmalarını reddederler. Ancak son AKP iktidarı dönemine baktığımızda toplamda 12 kez vergi affı getirilmiştir. Her iki yılda bir.
“Af yok” açıklaması inandırıcı mı?
Hazine ve Maliye Bakanı 9 Nisan’da katıldığı televizyon programında vergi afları ile ilgili aşağıdaki ifadelerde bulundu:
“Zora düşen şirketlerimiz defterdarlıklarımıza başvururlarsa her türlü kolaylığı, taksitlendirmeyi yapıyoruz. Yapılandırmadan maksat, ‘Benim nakit akışımda geçici bir sorun var, ben bir zorluk yaşıyorum, bana taksit yapar mısınız?’ anlamındaysa bu zaten var, kalıcı. Şu anda kalıcı bir yapılandırma sistemini biz kurduk. Bir vergi affı niteliğinde bir yapılandırma arayışıysa asla. Çok net.”
Bugüne kadar yapılan vergi af düzenlemeleri borç yapılandırması, matrah/vergi artırımı, kasa/cari/stok afları unsurlarını içermiştir. Borç yapılandırması ile mükelleflerin vergi, SGK ve diğer bazı kamu kurumlarına olan borçları daha uygun koşullu oran üzerinden uzun vadelere yayılmıştır. Matrah ve vergi artırımı ise geçmiş dönemler için vergi incelemesine alınmama imkânı tanıyan türden düzenlemeler içermiştir. Kasa/cari/stok affı ile işletmenin fiili durumu ile kayıt durumunun uyumu amaçlanmıştır. Kasa/cari/stok af uygulamasının suistimale açık olduğu ve çok büyük vergi kayıplarına yol açmasının söz konusu olduğunu da not düşelim.
Mehmet Şimşek, açıklamasında vergi affının tüm unsurlarına değil, sadece yapılandırma unsuruna dikkat çekmiştir. Yapılandırmayı sistemli ve sürekli hale getirdiklerini bu kapsamda yapılandırma şeklinde bir vergi affı olmayacağını belirtmiştir. Buradan hareketle ve daha önceki bölümde belirttiğimiz Bakan açıklamaları sonrasında çıkan af düzenlemeleri dikkate alındığında Sayın Bakan’ın sözlerinin vergi affına kapının tamamen kapandığı şeklinde yorumlanması pek mümkün değildir.
Vergi affına kim karar verir?
Yeni bir vergi affı düzenlemesinin yapılmasında teknik ve siyasi gereklilikler ön plana çıkar.
Teknik gereklilik, tahsilat oranlarının çok düşmesidir. İdare, tahsilat oranı düştüğü için borç yapılandırması ile tahsil edemediği tutarları kasasına koymak ister. Ancak, içinde bulunduğumuz ortamda bu konu tartışmalı. Çünkü, son dönemde Gelir İdaresi Başkanlığı, alacakların tahsilatı konusunda çok hızlı çalışmaya başladı. Süresinde ödenmeyen bir borç olduğunda hızlı bir şekilde ödeme emri gönderiliyor, sonrasında e-haciz işlemleri devreye giriyor. Buna bağlı olarak da tahsilat tahakkuk oranları son dönemlerin zirve noktasında. Örneğin 2025 yılında cari yılda yapılan tahakkuklarda tahsilat oranı %92.28 seviyesine çıkmış durumda. Aynı yılda genel tahsilat oranı da %88.6 olarak gerçekleşti. Bu oran 2020 yılında %80.1 idi.
Siyasi gereklilik ise seçim döneminde bütün tuşlara basılmasıyla ilgili. Eğer yeni bir vergi affı düzenlemesi iktidar hanesine oy yazacaksa, teknik gereklilik bir kenara bırakılır ve vergi affı düzenlemesi hızla yapılır. Bu nedenle, yeni bir vergi affı çıkıp çıkmayacağına Maliye Bakanı karar vermez, veremez. Öyle bir iktidarı yoktur. Karar verici siyaset makamıdır. Mevcut durumda nihai ve tek karar verici Sayın Cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı, Maliye Bakanı’na vergi affı çıkaracağız dediğinde, maliye bürokratları daha önce onun üzerindeki düzenleme hazırlık tecrübesiyle yarım gün içinde yeni bir kanun teklifi taslağını hazırlayıp AKP Grup Başkan Vekili’ne gönderirler. Sonra da söz konusu teklif genellikle nokta ve virgülüne dokunulmadan hızlıca kanunlaşır.