Maşallah büyüyüp duruyoruz... Bizler daha bebek iken annelerimiz “Uyusun da büyüsün” diye ninni söylerlerdi... Açıklanan büyüme rakamlarını ben ninniye benzetiyorum... Yıllardır hiç durmadan aralıksız büyüyoruz ama çevreme şöyle bir bakıyorum, vatandaş küçülüyor... Büyüyen sadece hayatın dertleri ve sıkıntıları! Ekonomisi büyüyen bir ülkede nasıl oluyor bu? Bir sihirbazın sahnede şapkasından tavşan çıkartması gibi bir şey! Helâl olsun! ★★★ TÜİK’in verilerine göre 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 2.3 oranında büyümüşüz... Dün açıklanan “OVP” yani Orta Vadeli Program’a göre bu yıl sonunda büyüme yüzde 3.8, önümüzdeki yıl da yüzde 3.3 olacakmış... Yani hep büyüyoruz! “Uyusun da büyüsün, ninni...” Ekonomide büyümek, bir yılda üretilen ve tüketilen mal ve hizmetlerin parasal ifadesi demektir... Genel anlamıyla büyümek, irileşmek, genişlemektir. Hal böyleyken nedense ekonomimiz büyüdükçe vatandaş olarak bizler küçülüp duruyoruz. Büyümenin üzerimizdeki etkilerine şöyle bir bakalım: - Büyüdük ama yoksullaştık... - Büyüdük ama işsiz kaldık... - Büyüdük ama soframızdaki ekmek küçüldü... - Büyüdük ama, TÜRK-İŞ’e göre Ağustos başında ülkede açlık sınırı zıplayarak 37 bin 388 liraya, yoksulluk sınırı ise 121 bin 786 liraya yükseldi. Nasıl büyüme bu? Büyüyen sadece rakamlar... Artan yoksulluğun rakamları! ★★★ Bir toplantıda dostlarla sohbet ediyorduk. Arkadaşlardan biri: “Ben cebime bakarım. Cebim küçülüyorsa, böyle büyüme istemem eksik olsun!” dedi. Bir diğeri: “Dilerim Allah bize, yoksullaştıran değil, zenginleştiren bir büyüme nasip eder. Ulusça dua edelim!” dedi. İşimiz duaya kaldıysa halimiz harap demektir! ★★★ Rakamlara bakılırsa ekonomimiz tabii ki büyümüş! Fakat bu büyüme halka yansıdı mı? Hayır! Ülkede büyüyenler var ama bunlar sadece zadegân takımı... Yani “Malı götürenler, paradan para kazananlar, devletle ve belediyelerle iş tutanlar, yandaş müteahhitler” vs. Bunlar büyüdükçe büyüyorlar! Ekonomi de toplamda büyümüş oluyor. Oysa ülkede çalışabilecek durumdaki her 100 kişiden 31’i işsiz... Halkın satın alma gücü düştükçe düşüyor. Gelir azalırken açlık ve yoksulluk sınırı büyüyor. Ülkede bir şeyler büyüyor ama vatandaş büyümüyor ne yazık ki! “Bu devletin sinir uçlarıyla oynamayın!” DEM Partililer, insanlarımızın sinirlerini bozan, kasıtlı olarak kızdıran bir şımarıklık içinde! “Çerçeve Yasa” ve devam eden çözüm sürecini “teröristlerin zaferi” olarak göstermek için ölü PKK’lıları “Şehit” ilan ederek “taziye çadırları” kurdular ve PKK liderlerinin fotoğraflarını asma girişiminde bulundular. Âdeta kanunlara meydan okuyorlardı! Halkımızın terör konusundaki hassasiyetini bilen İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan bu şirret duruma haklı bir tepki göstererek “Bu devletin sinir uçlarıyla oynamayın” dedi ve ekledi: “Terörsüz Türkiye için güzel işler oldu ama barış tek taraflı olmaz. Egoist, bencil tavırlarla iş yapmak kimseye yakışmaz. Sabırlıyız ama sorumsuz değiliz! Barışı sabote eden, bunu kirleten dil, yanlış yapan dildir. Geçen hafta üzülerek takip ettik. Taziye çadırları kurdular. 3 sene, 5 sene sonra taziye mi olur? Bu istismardan başka bir şey değildir. Türkiye’nin terör kanunları değişmedi. Terör liderlerinin posterleri asılamaz! Ne olur bu milletin sabrını sınamayın! Silah bırakmak önce dildeki silahı bırakmakla olur. Lütfen kendinize gelin!” Böyle dedi Bülent Turan... Daha ne desin? DEM Partililere yapılan bu uyarı haklıdır, yerindedir. Hepsi akıllarını başlarına toplamalı, milletin hassasiyetiyle oynamamalıdır! GÜNÜN SÖZÜ Tablo kapkaranlık olsa da inancımız, umutlarımız bitmez!