Sevgili okurlarım, geçmiş yıllara şöyle bir baktığımızda sömürge valiliğinin ne demek olduğunu bütün yönleriyle görürüz. İnsanlık adına utanç verici bir olaydır.
ABD, Fransa, İngiltere gibi geçmişin güçlü devletleri, işgal ettikleri yerlere kendi valilerini gönderir ve o ülkeleri bu yolla kendi denetimlerine alırdı.
Bu işin şampiyonluğu İngiltere’ye aitti.
Örneğin Hindistan ya da başka ülkeleri silahlı ya da silahsız işgal eder, her şeyine el koyar, servetlerini kendi ülkesine hortumlardı. Ortalıkta o ülkenin bir hükümeti, Meclis’i falan olurdu ama her şey tamamen göstermelikti.
Gerçek yönetimin başında sömürge valileri olur, el konulan ülkeyi onlar yönetirdi.
Bu işin gizlisi saklısı yoktu.
Bunların tarihteki uygulaması aynen böyleydi.
Zamanla o ülkeler uyandı, bağımsızlıklarına elde etti ve sömürge valiliği kavramı büyük ölçüde yok oldu. Tarihin sayfalarına karıştı gitti ama sömürü çarkı hiç durmadı.
★★★
Şimdi ABD’nin Ankara’da bir büyükelçisi var. Adı Tom Barrack.
Aynı zamanda Trump’ın Suriye özel temsilcisi.
Bu herif sık sık konuşuyor, saçma sapan laflar ediyor, Türkiye Cumhuriyeti’ne saygısızlık sergiliyor.
Kafadan çatlak Trump’ın yakın adamı. Sürekli olarak Orta Doğu ülkelerine gidip geliyor, Trump adına ötüp duruyor.
Nedeni çok basit!..
Çünkü kendisini Ankara’da yaşayan bir sömürge valisi olarak görüyor.
O devirlerin çoktaaan bittiğinin falan herhalde farkında değil.
Ya da farkında ama bu terbiyesizliği bilerek ve bilinçli olarak yapıyor.
★★★
Son olarak ettiği şu rezil laflara bakınız...
Orta Doğu bölgesinde demokrasi falan artık geçerli değilmiş, yine monarşiye dönülmesinde fayda varmış.
Yani krallığa, padişahlığa, hanedanlığa ve benzeri rejimlere!
Herif bizim karşımızda bu lâfları söylerken bizim Tayyipgillerden ve ortağı Devlet Bahçeli’den tık yok!
ABD ile arayı bozmamak için olup biteni ve sergilenen bu küstahlığı sessizce izliyorlar.
Herhangi bir tepki koymaları mümkün değil.
Geçmiş yılların sömürge valiliğine özenen bu küstah herif konuştukça konuşuyor, bizimkiler ise uysal bir kedi yavrusu gibi dinlemekle yetiniyor.
Büyükelçi nerede?..
Sevgili okurlarım, yaşadığımız şu coğrafyada gerçekten ilginç birtakım olaylar oluyor. Sadece birine kısaca değineyim.
Biliyorsunuz, Suriye bizim için önemli bir yer.
Ülkedeki iç karışıklık günün birinde bitince bizimkiler hemen önlem aldı.
Halep Başkonsolosluğumuzla birlikte Şam Büyükelçiliğimize de derhal atamalar yapıldı.
Diplomaside çok önemli bir kural vardır.
Bazı işler tek taraflı olmaz, karşılıklı olarak yapılır.
Şimdi biz Şam’a büyükelçi, Halep’e başkonsolos atadık mı?
Evet, atadık.
Peki, Suriye bu konuda ne yaptı, herhangi bir adım attı mı? Örneğin Ankara’ya yeni bir büyükelçi atadı mı?
Hayır, atamadı.
Yıllar önce Suriye’nin Ankara’da bir büyükelçilik binası vardı. Orası uzun yıllar önce kapandı...
Ve üstelik bugüne kadar da açılmadı.
Bizim Dışişleri Bakanlığı’ndan istirham ediyorum, eğer Ankara’da böyle bir büyükelçilik varsa adresini bana versinler, gidip görmek istiyorum.
Ama gönderemezler çünkü Ankara’da böyle bir büyükelçilik yok!
★★★
Biz onları adam yerinekoyup diplomatik temsilciliklerimizi açmışız ama onlar ortalıkta yok!
Demek ki onlar bizi adam yerine koymuyor!
Bu nasıl iştir yaa, anlayan var mı?
Bu konuya burada belki onuncu kez değiniyorum, aynı soruları onuncu kez soruyorum ama bizimkilerden ses çıkmıyor.
Bir yanda Suriye’ye milyarlarımızı harcıyoruz, paralarımızı onlara pompalıyoruz ama bizimkilerden ses gelmiyor.
Bu işler çocuk oyuncağı değil.
Kim kimi kandırıyor, devletin açık bilgilerini kim bizden gizliyor.