Bodrum, Türkiye’nin gözbebeği olan bölgelerimizin başında geliyor.

Turizm alanında, sanatta, tarihte, denizcilik ve doğa sporlarında önde... Futbolda da Türkiye Birinci Ligi’nin ilk 6 takımı arasında...

Bodrum geniş kitlelerin ilgisini çektiği için birçok dostum soruyor: “Sen yarı Bodrum’lu sayılırsın, bilirsin... Bodrum’da durumlar nasıl?”

Ben sadece yaz aylarında Bodrum’da yaşıyorum. Bu nedenle şu andaki durumunu bilemem ama bir bilene sorarım.

Kimdir bu “Bir bilen?”

Benim can arkadaşım Can Pulak...

Onunla eski yıllarda “Efsane Günaydın Gazetesi”nde beraber çalışmıştık.

Can Pulak, bir “Bodrum sevdalısı, doğa ve turizm gönüllüsü” olarak yaz-kış sürekli Bodrum’da yaşıyor.

Önceki gün onunla “Görüntülü bir telefon konuşması” yaptım. Kısa bir hal-hatırdan sonra “Bodrum’un bugünkü durumu nedir?” diye sordum ona... Anlattıklarını (özetle) naklediyorum.

★★★

“Belediye bir yandan, Ankara diğer yandan Bodrum’u bitirmekte anlaştılar galiba...

İnşaat ruhsatları yağmur gibi yağıyor kentte... Bodrum Belediyesi izin vermezse, Ankara yolluyor hemen...

Mevcut inşaatlar yetmezmiş gibi yenileri başlıyor peş peşe...

Ne kadar “Altyapı yok, yol yok, SU YOK” diye koro halinde bağırsak da, kimse oralı olmuyor. Hatta aleyhteki tepkiler arttıkça, yapılar da, kazılar da misliyle çoğalıyor.

Koca kentte ‘6 ucuz lise’ yok ama dağları tepeleri kemirip eriten ‘6 beton istasyonu’ var. Çimento fabrikasından fazla çalışıyor, fazla üretiyorlar.

Beton mikserleri durmaksızın akıyor trafikte... İş makineleri ve hafriyat kamyonları vızır vızır gidip geliyorlar. Yolları bozuyorlar, çamura buluyorlar!

Avrupa’da beton mikserlerinin ve büyük tonajlı araçların kent trafiğinde dolaşım saatleri kısıtlıdır. Bizde ise serbest!

Yolları bir görmelisiniz! DELİK DEŞİK!

Bu memleketin kaymakamı var, polis müdürü var, jandarma komutanı var. Bari dolaşıp gözlem ve tespit yapsalar...

Bugün memlekette hangi kanunsuz işe el atsanız defterinizi dürüyorlar. (Aman onun adamı, aman bunun yakını, sakın dokunma... Aman idare et durumu, etliye sütlüye fazla karışma, adın üzerinde idarecisin!)

... Gönül ister ki, Bodrum’un kaymağını yiyen, Bodrum’da servetine servet katan, Bodrum denildi mi, mangalda kül bırakmayan çok ünlü, çok şöhretli iş adamlarımızdan hiç değilse bir-ikisi çıksa da ‘Biz yaparız’ dese, Bodrum’un sorunlarını çözmekte yardımcı olsa... Kefenin cebi yok ki!”

Tebessüm

TÜİK’ten iyi mi bileceksin?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye nüfusunun yarısından fazlasının (Yüzde 53.3’ünün) mutlu olduğunu açıkladı ya...

TÜİK’in anketi bana, rahmetli 9. Cumhurbaşkanı Demirel’in anlattığı bir fıkrayı hatırlattı.

“Bir savaşta o kadar çok zayiat verilmiş ki, doktorlar, yaralıları fazla incelemeye vakit bulamıyorlarmış...

Sıhhiye erleri doktorların arkasında savaş alanını geziyor, yerde yatanlara şöyle bir bakıyor ve dokunuyorlarmış... Adam kımıldarsa, doktorlar “Sedye” diye bağırıyor, bir hareket görmezlerse de:

Denize!” diyorlarmış.

Böylece “Sedyedekiler” tedaviye götürülürken, “Denize” dedikleri mavi sulara atılıyormuş.

Bir seferinde doktor yine yerde yatanlardan birine dokunmuş. Adam kımıldamayınca “Denize!” emrini vermiş.

Sıhhiye erleri, işaret edilen adamı almışlar, denize atmaya götürürlerken kendisine gelen adamcağız gözlerini açmış, dehşet içinde sormuş:

“Ne oluyoruz? Nereye götürüyorsunuz beni?”

“Denize atmaya götürüyoruz!”

“Niçin?”

“Sen ölüsün!”

“Ben nasıl ölü olurum yahu?

Sıhhiye erleri kızıp terslemişler onu:

“Sus len... Ölüsün dedik... Sen doktor beyden iyi mi bilicen?”

Bizim halimiz de böyle işte... Ülkede vergiler başta olmak üzere hemen her şeye gelen zamlardan sonra insanlarımızın çoğu “Yetti artık! Mutlu olma umudumuz bile kalmadı” diye bağırmaya başladı ama yanılıyorlar! TÜİK’ten iyi mi bilecekler?

GÜNÜN SÖZÜ

Hiçbir “Zulüm ve haksızlık” sonsuza kadar devam etmez!