Sabri Uzun 1971 yılında komiser yardımcısı olarak göreve başladı. 1978 yılından itibaren İstihbarat müdürlüklerinde görev aldı. Üç dönem halinde toplam altı yıl Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı yaptı. Başkanlık görevinin üç yılını AK Parti iktidarı döneminde yürüttü.

Emekliye ayrıldıktan sonra, dostlarının uyarılarına rağmen, sosyal medyada iktidarın bazı uygulamalarını eleştirmekten çekinmedi. Hatta bunu bir görev olarak kabul etti. Derken Ankara’da evine gelen polisler onu alıp savcılığa götürdü.

PAYLAŞIMI ŞÖYLEYDİ

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini Ekrem İmamoğlu kazanmıştı. Sabri Uzun, 17 Nisan 2019’da sosyal medyada, şu paylaşımı yaptı:

“Sayın İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevin hayırlı olsun. İnşallah, ‘oğlum sıfırla’ demezsin. 750 milyon liralık saat takmazsın. Yedi adet para kasan ve para sayma makinen olmaz. Allah şaşırtmasın. Terbiyeni hiç bozma. Annenizi ve eşinizi kutluyorum.”

İşte bu paylaşımından altı gün sona, 23 Nisan 2019’da Sabri Uzun, Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması iddiasıyla gözaltına alındı. Dört gün Emniyetin nezaretinde tutuldu. Şeker hastası ve kalp ameliyatı olduğu için ilaçlarını düzenli alması, diyetine de uyması gerekiyordu. Tabii koşullar diyetine tam olarak uymasını mümkün kılmadı. 26 Nisan’da hakkında tutuklama kararı verildi. Ankara-Sincan Cezaevine gönderildi.

TEK KİŞİLİK ODADA 75 GÜN

Tutuklandığında nisan ayıydı ama soğuktu. Cezaevine giderken bir yedek pantolon almıştı. Bunun birisini gece pijama yerine, diğerini de gündüz giyiyordu. Her salı günü doktor kontrolüne çıktı. İnfaz Koruma Memurlarının kendisine kaba davranmasına şaşırıyordu. Meğer kaldığı odanın kapısının üstünde, “Terör suçlusu” yazıyormuş. Kaba davranışın sebebinin bundan kaynaklandığını ancak 8 Temmuz’da tahliye edildiğinde öğrenmişti. Cezaevinde tek kişilik odada 75 günü geçmişti. Cezaevinden 11,5 kilo zayıflamış olarak çıktı.

31. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılama sonucu Sabri Uzun’u 11 ay 20 gün hapis cezası çarptırdı. Mahkeme, hükmün ertelenmesine karar verdi. Avukatı Muzaffer Özbayrak, Bölge Adliye Mahkemesi’ne kararı taşıdı. Mahkeme, yerel mahkemenin cezasını onadı. Bu kez, dosya Yargıtay’a gönderildi.

DERS NİTELİĞİNDE KARAR

Avukatlar, suça konu paylaşımda herhangi bir makamın açıkça zikredilmediğini, eleştirilere siyasi kişilerin daha açık olması gerektiğini, paylaşıma konu olguların 2013 yılına ait olduğunu ve hükmün bozulması gerektiğini belirttiler. Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddini talep etti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi şu kararı verdi:

“Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ YOKSA

Türkiye’nin de yargılama yetkisini kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre özgürlüğün sadece toplum tarafından kabul gören  zararsız veya ilgisiz kabul edilen ‘bilgi’ ve ‘fikirler’ için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde ‘demokratik bir toplum’dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.

Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslararası mevzuatlarda yer almaktadır.

SINIRLAMA, KANUNLA OLUR

Nitekim Anayasa’nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasa’nın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.

Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu, ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.

Somut olayda sanığın eyleminin, muhatabın, onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, suça konu paylaşımın tüm içeriği gözetildiğinde siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerekmektedir.”

AKP GENÇLİK KOLLARI ESKİ BAŞKANI

Sabri Uzun, hakkında tutuklama kararı veren Sulh Ceza Mahkemesi Hakiminin daha önce bir ilimizde AKP Gençlik Kolları Başkanlığı yaptığını, avukatlıktan hakimliğe geçtiğini öğrenmişti. Hakkında verilen mahkumiyet kararının Yargıtay’da bozulması üzerine dosya Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi’ne geldi. 29 Ocak 2026 tarihinde yapılan duruşmada hakim “beraat” dedi.

Sabri Uzun, bu yılın 2 Ocak tarihinde de yine bir paylaşımından dolayı gözaltına alındı. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 17 Şubat’a duruşması yapılacak. Yargıtay kararı bu tür davalardan yargılananlar için umut ışığı oldu.