Beklentilerin altında gelen aralık enflasyon rakamından sonra, gözler ocakta yapılacak Merkez Bankası faiz toplantısına çevriliyor. Piyasa, son enflasyon rakamı ardından indirim beklentisini 1.5 puana çıkardı. Ancak şubatta toplantı yapılmayacağı için, yeni yıla 2 puanlık faiz indirimiyle girme ihtimali yüksek.

19 Mart krizi ardından yeniden yükselen faiz oranları, yılın son çeyreğinde gevşemeye başladı. Eylül ayında yüzde 43 olan politika faizi, aralık ayında yüzde 38’e kadar indirildi. 2025 Ocak’a kıyasla, yılın sonunda faiz indirimi toplamda 950 baz puan oldu.

Bu indirimlerin bazıları “yeterince düşmeyen enflasyona rağmen hızlı indirildiği” için eleştirilmişti. Yılın son çeyreğinde faiz indirimlerine paralel olarak, TÜİK’in aylık enflasyon rakamlarının da hızla geri geldiği görüldü.

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları, diğer ölçüm yapan kuruluşların rakamlarına kıyasla, hep düşük kalıyor. Bunun yanında çeşitli kesimlerin beklentilerinin de, hep daha altında açıklanmaya devam ediyor.

Enflasyon tartışmalarına, “yeni yılla birlikte 2025 bazlı ve yöntem değişikliği ile açıklanacak TÜİK’in rakamlarının artık daha da düşük çıkacağı” eleştirileri ekleniyor. Özellikle kira ve gıda fiyatlarının sepetteki ağırlığının düşmesi, bu sayede aylık rakamların daha düşük çıkması bekleniyor. Düşük enflasyon rakamları ise daha hızlı faiz indirimi beklentisi yaratıyor.

RİSK Mİ, FIRSAT MI?

Bu tartışmaların etkisiyle, 22 Ocak’ta yapılacak yılın ilk toplantısında, Merkez Bankası’nın yapacağı faiz indirimine ilişkin tahmin, 1 puandan 1.5 puana yükseldi. Toplantı tarihine kadar özellikle küresel alanda yaşanacaklar ve gıda fiyatlarında kış etkisi, indirim kararını etkileyecektir. Bir aksilik olmazsa; şu anda 1.5 puan olan indirim beklentisinin 2 puana çıkması sürpriz olmayacaktır.

Merkez Bankası kararını verirken, ABD Merkez Bankası FED’den çıkacak karara da bakacaktır. Koşullar temkinli gitme ihtiyacını ortaya koyarsa, indirim oranını 1.5 puanla sınırlamak isteyebilir. Ancak ocak sonunda yıllık enflasyonun yüzde 29 civarına ineceği beklentisi ve şubatta toplantı olmaması, ocaktaki indirimin daha yüksek olma ihtimalini artırıyor.

Geçen yıl enflasyondaki baz etkisine bakıldığında; Merkez’in ocak, mart ve nisanda faiz indirimi yapma ihtimali yüksek görünüyor. Çünkü şu andan bakıldığında, indirim için alanı bulunduğu anlaşılıyor. Ancak haziran ve sonrasında indirimler biraz daha güçleşebilir.

Geçen yıl ilk yarıya bakıldığında; ocakta yüzde 5.03, şubatta yüzde 2.27, martta yüzde 2.46, nisanda yüzde 3, mayısta yüzde 1.53, haziranda yüzde 1.37’lik oranlar açıklanmıştı. 

Özetle; 1.5 puanla yetinse de, 2 puanla başlasa da, Merkez Bankası’nın faiz indirimi için belirli bir alanı bulunuyor. Ancak hızlı faiz indirimlerinin, özellikle dövize talebin yeniden canlanması gibi bir riski barındırdığını söylemek gerekiyor.

Ekonomi yönetimi “küresel koşulların enflasyonla mücadele açısından önemli fırsatlar barındırdığı” görüşünde. Bu argümanı beklentileri düzeltmek için kullanıyor ama hem küresel iklim, hem de içeride siyasi tansiyonun, aynı zamanda tehdit oluşturabileceği ortada.

Faiz indirim sürecinde, ekonomiyi yönetmenin daha hassas ve zor olacağını söylemek gerekiyor. O nedenle, kazanımları tekrar kaybetmemek için, ekonomi yönetiminin ihtiyatlı davranmak zorunda kalacağı açık.