Ülkede yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi hakkındaki sert eleştiri ve yorumlar devam ediyor.

Bir bir sayıyorlar:

- 1925 yılında vatana ihanet suçundan yargılanıp idam edilen İskilipli Atıf’ı mezarı başında anan...

- Mahkeme kararı ile vatan hainliği kabul edilip İngiliz ajanı olduğu belirlenen İskilipli Atıf için “Son devrin din mazlumlarından biridir” diyen...

Atatürk karşıtı, hatta düşmanı olduğu bilinen İslâmcı şair Necip Fazıl Kısakürek’in sözlerini sosyal medyada paylaşan....

- Üzerinde çok tartışılan Padişah Abdülhamit’in 150 yıl önce 31 Ağustos’ta tahta çıktığı günü kutlayan...

- 1919 yılının ağustos ayında Atatürk ve 8 arkadaşının, vatanın kurtuluşu için kongre yaptığı, Milli Mücadele’nin simgesi olan Tarihi Erzurum Kongre Binası için “Bu binayı Ermeniler yaptı. Ermeni yapılarının sağlamlığının mutlaka incelenmesi lâzım” diyerek binanın yıkılması gerektiğini ihsas eden Mustafa Çiftçi’ye muhalefet kanadının verdiği not hiç iyi değil...

★★★

İçişleri Bakanlığı büyük sorumluluklar isteyen çok önemli bir makamdır. Mustafa Çiftçi’nin bu anlayışla görev yapacağını ümit etmek istiyoruz. Ancak... Daha yemin töreni sırasında başlayan eleştiriler bitmek bilmiyor!

Mustafa Çiftçi’ye en sert eleştiri Doğru Parti Kurucu Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu’ndan geldi.

Serdaroğlu, sosyal medyada (özetle) şunları yazdı:

★★★

“Bir devlet görevlisi, özellikle BAKAN olarak atananlar, devletin temel meselelerinde karara bağlanmış, Anayasa’ya girmiş, Türk milleti tarafından yüzde 93 oyla kabul edilmiş konularda AYKIRI beyanlarda bulunamaz.

Bu Bakan’lar ya Türk Devleti’nin ve Cumhuriyet’imizin Anayasal ve Yasal kararlarına uyacaklar, uymayacaklarsa çekip gidecekler!

Erzurum Eski Valisi iken Yeni İçişleri Bakanı yapılan kişi şunu söyleyemez:

“İskilipli Atıf Efendi hain değildir. Son devrin (Cumhuriyet döneminin) din mazlumlarından biridir ve Allah nezdinde inşallah şehittir.”

Söylerse derhal istifa edip, çekip gitmesi gerekir.

İskilipli Atıf, 26 Ocak 1925 tarihinde yargılanarak “Vatana ihanet”ten idama mahkûm edilmiş ve karar 4 Şubat 1926 günü infaz edilmiştir.

Siz kimsiniz ki, devletimiz kurucularının ve dönemin yargı kararlarını tanımıyorsunuz?

İstiklâl Mahkemesi kararları kaldırdı da biz mi bilmiyoruz?

Siz, Cumhuriyet’imizin ‘Kurucu İradesi”ni tanımıyor musunuz?

Siz, insanlara ‘Şehitlik’ gibi kutsal bir makamı hangi yetkiyle dağıtırsınız?

Hem “devletin kayığına” binip maaş ve fors alacaksınız, hem de “devletin kayığını” batırmaya çalışacaksınız. YOK ÖYLE BİR DÜNYA!”

Dünyanın en büyük adalet sarayını yapıyoruz ama...

Adalet Bakanı değişti. Peki adaletin işleyişi de değişecek mi?

Adalet konusunda ülke çapında o kadar çok şikâyet var ki...

Memleketin adalete kavuşacağını düşünebilir miyiz?

Yoksa “Gelen gideni aratır” atasözü mü gerçekleşecek?

Bunu ileriki günlerde hep beraber göreceğiz!

Kadim okurlarımdan olan Ankara Barosu avukatlarından Av. Ahmet Erdem Akyüz, gönderdiği e-mektupta bir ironi yapıyor ve dünyanın en büyük adalet sarayının Ankara’da yapılmakta olduğunu belirterek “Bina büyük olunca aradığını (yani adaleti) bulmak zor oluyor!” diyor.

Av. Akyüz’ün mektubu şöyle:

“Dünya’nın en büyük ‘Adalet Sarayı’ Ankara’da yapılıyor.

250 dönümlük arsa üzerinde inşa edilmekte olan ve dünyanın en büyük Adalet Sarayı olacağı belirtilen dev binanın açılışına az bir zaman kaldı.

Toplam 745 bin 900 metrekare kapalı alana sahip dünyanın en büyük adalet sarayının içinde her biri 50 ile 400 metrekare arasında 588 duruşma salonu, 1537 hâkim ve savcı odası, 4180 araç kapasiteli otopark, konferans salonları ve sığınaklar yer alacak.

Açılışı için gelecek adli yıl düşünülüyor.

İşin en zor tarafı bina büyük olunca aradığını bulmak zor oluyor!”

GÜNÜN SÖZÜ

Zekâdan nasibi olmayan “yağcı takımı” her zaman her yerde hazır ve nazırdır!