
Sultan İkinci Abdülhamid'in torunu Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu, "Yurt dışında hala Osmanoğlu ailesinden imkanları iyi olmayanlar var. O insanlar emin olun, çok üzülüyor. Yurt dışında yaşamaya razı değiller. Biz isteriz ki bütün Osmanoğlu ailesi gelsin, hep beraber olalım" dedi.
Osmanoğlu, Yıldırım Belediyesinin Barış Manço Kültür Merkezi'nde
düzenlediği "Dedem Sultan Abdülhamid Konferansı"nda, sadece kendisinin değil, tüm
Türklerin Sultan İkinci Abdülhamid'in torunu olduğunu söyledi.
"Bizler kandan, sizler candan torunusunuz" diyen Osmanoğlu, Sultan
İkinci Abdülhamid'in hiçbir evrağı abdest almadan imzalamadığını, abdestsiz
uyumadığını, bu durumun kendisini çok etkilediğini dile getirdi.
Osmanoğlu, "Dedemizden kalan sadece seccadesi var. Kendisinin yıllarca
üzerinde namaz kıldığı seccade, hatta alnının izi çıkmış. Yabancı elçiler
ziyarete geldiğinde sol cebinde taşıdığı 'H' harfi işli mendili de var. Yabancı
elçi geldiği zaman kendisi mendili eline alır ve elini silerdi. Bunu niye yaptığı
sorulduğunda, 'Onlardan bize bir şey bulaşmasın' cevabını verirmiş" ifadesini
kullandı.
Osmanlı ailesinin 3 Mart 1924'te sürgüne gönderildiğini anımsatan
Osmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kimi Almanya, Amerika, Fransa, İngiltere'ye, kimi de Mısır ve
Suriye'ye gitti. Buralara göndermelerinin sebeplerinden biri, Osmanoğlu ailesinin
bir daha bir araya gelmemesidir. 'Devlet-i Aliyye kurulmasın' isteniyordu.
Abdülkerim Efendi, son halife aslında. Kendisine Japonya'dan ve Türkmenistan'dan
teklifler geliyordu. Bu tekliflerden birini kabul etti ve Amerika'ya gitti,
yeğeni ile görüşmeler yapmak üzere. Burada yeğenini markete gönderirken otel
odasında namazını eda ettiği sırada bir kişi, tam başının arka kısmından silahla
ateş etti ve şehit edildi. Sonra tabii buradan kaçanı görüyorlar, çekik gözlü bir
bayan. Çin istihbaratı ama hangi devlete çalıştığını bilmiyoruz tabii ki.
Fransa'ya giden bir şehzade, 12-13 yaşlarında... Sürgüne gidiyor. Ne
yapacağını ve nasıl giyineceğini bilmiyor. Trenden indiği ilk gün bu şehzade
bankta yatıyor. Aynı şehzade araba yıkıyor. Bir şehzade, otel odasında hizmetçi
olarak çalışıyor. Başka bir şehzade, başka bir ülkede sadece kendi gelirini elde
etmek için helal yoldan para kazanmak için birtakım işler yapıyor. Her işinde
başarısız oluyor. Genç yaşta bir türlü kendini sevdiremiyor, iyi işler yapamıyor.
Bu sefer 'Ben ringe çıkayım' diyor. Yalnız bu şehzade, belki 3 günde bir yemek
yiyor. Sonuçta sürgün hayatı yaşıyor. O kadar gardı düşük bir şehzade, maalesef
ringe çıktıktan sonra ilk yumrukta nakavt oluyor."
"Rahmetli dedemizin hanımı Fransa'da bulaşık yıkıyor" diyen Osmanoğlu,
"O zaman günümüzün Başbakanı Adnan Menderes, Türk elçisine 'Bu şahsı bulacaksın
ya da istifa mektubunu bırakacaksın' diyor. Daha sonra 'Efendim, biz bulduk'
diyor. Ertesi gün uçağa binip babaannemizin yanına gidiyor ve 'Ben, Türkiye
Cumhuriyeti Başbakanıyım, sizi kendi topraklarınıza, memleketinize almaya
getirdik' diyor. O sırada babaannemiz sevincinden yere düşüyor ve geliyor. Adnan
Menderes'in idam sebebinden biri de budur aslında" değerlendirmesinde bulundu.
Osmanoğlu ailesinden imkanları iyi olmayanların halen yurt dışında
yaşadığını vurgulayan Osmanoğlu, "O insanlar emin olun çok üzülüyor. Yurt dışında
yaşamaya razı değiller. Biz isteriz ki bütün Osmanoğlu ailesi gelsin, hep beraber
olalım" diye konuştu.