Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Vizyon ve illüzyon

10 Aralık 2015

AKP iktidara geldiğinden beri, siyasi ve iktisadi durum hiç bu kadar kötü olmamıştı. Hükümet, tabiri caizse sapır, sapır dökülüyor. Hiçbir soruna çözüm üretememekte, “daha fazla dış borç alıp-daha fazla inşaat yaparak” seçmen desteğini sürdürmeyi planlamaktadır. Şüphe yok ki, Erdoğan'ın da hayal ettiği Türkiye bu değildi. Ama gerçekleşmeyecek hayaller kurmanın varacağı nokta hep “hayal kırıklığı” olmuştur. Rahmi Koç, gençlere öğüt verirken “vizyonunuz (uzak görüşünüz), illüzyon (yanılma ve yanıltma) olmasın” der. Erdoğan, “komşularla sıfır sorun” istiyordu, “sorunsuz komşu sıfır” oldu. İçte “barış süreci” başlattı, süreç “içte savaş” oldu. Gelelim ekonomiye: 2023'te Türkiye'nin, Dünyanın 10. büyük ekonomisi haline geleceğini söylüyordu, 40 yıllık 17. büyüklük sıramızı korusak ne mutlu.

Enflasyon artışı kaçınılmazdır

Görünen o ki; 2016'da enflasyon, 2015'den daha yüksek olacaktır. Bu hükme nasıl varıyorum açıklayım: Birincisi, Rusya ile papaz olduğumuz için, cari döviz açığımız büyüyecektir. Bu da döviz fiyatlarını yukarı itecektir. Yüksek döviz fiyatı, enflasyonda yükselme demektir. Geçmişte cari açık büyürken “sermaye hareketleri”, daha doğrusu “sıcak para” girişleri sayesinde döviz fiyatları düşmüş ve enflasyon gerilemişti. Zaten kısa vadede dövizde fiyatlarını “cari açık/cari fazla” değil, sermaye hareketleri belirler. 2015'te Türkiye'nin cari açığı azaldı. Ama geçmiş yıllardan farklı olarak, sermaye hareketleri bu açığı kapamaya yetmedi. Bu yüzden paramız değer kaybetti. Aynı şartlar 2016'da da sürecek ve döviz fiyatları bu yüzden artacaktır. Artan döviz fiyatları enflasyonu yukarı ittirecektir. Enflasyonu yükseltecek ikinci faktör, asgari ücret zamlarının mal ve hizmet maliyetine yapacağı etkinin, fiyatlara yansımasıdır. Bir üçüncü faktör de “içte ve dışta savaşma” maliyetinin bütçeye yapacağı baskıdır. Bu da dolaylı vergiler yoluyla fiyatları artıracaktır.

Düşük petrol fiyatı ve düşük talep enflasyonu baskılar

Enflasyonu azdırabilecek bu üç faktöre rağmen, fiyatlarda anormal bir yükselme beklemiyorum. Bu iyimserliğimin iki gerekçesi var: Birincisi; ithal ettiğimiz, başta petrol olmak üzere, metal ve her tür ham madde fiyatlarının hâlâ çok düşük düzeylerde seyretmesidir. İkincisi de maalesef içine sürüklendiğimiz “dışta savaş, içte isyan bastırma” ortamını yüzünden halkın tüketim harcamalarını kısacak olmasıdır. İç talep “çekmez” ise, işadamları fiyat zammı yapmakta zorlanır. Hatta “artan maliyeti” bile fiyata tam olarak yansıtmakta tereddüt eder. Bu da enflasyonu frenler.

Asgari ücret artacak, ama gelirler aynı oranda artmayacaktır

Muhalefete, propaganda fırsatı vermemek için AKP, asgari ücreti yüzde 30 artırma sözü verdi. Hâlbuki Türkiye'de asgari ücreti artırmanın yerleşmiş bir usulü vardı. 1962 yılında ben de İstanbul'da Asgari Ücret Tespit Kurulu'nda “İşveren Temsilcisi” olarak görev almıştım. İşçi-İşveren-Hükümet temsilcilerinden kurulu bu sistem iyi-kötü çalışıyordu. Berhava oldu. 2016'da kişi başına milli gelir yüzde 3'ten fazla artamaz. Asgari ücret zammı görüntüde ne olursa olsun, o da gerçekte yüzde 5'den fazla artamaz.
Son söz: Akılsız siyasetin cezasını ekonomi çeker.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp