Reklamsız Sözcü
YILMAZ ÖZDİL

Van münüts

20 Aralık 2015

Mavi Marmara'yı bastılar.
Asrın liderimiz pek öfkelendi, “cezalandıracağız, affetmeyeceğiz, bedelini ödeteceğiz, alçaklıktır, terördür, zorbalar, haydutlar, tecrit edeceğiz, düşmanlığımız şiddetlidir” dedi. Ahmet Kiziroğlu stratejik konuştu, “pişman edeceğiz, Türkiye'nin 11 eylülüdür, korsanlıktır, yalnızlaştıracağız, hesap soracağız” dedi. Bülent Arınç ağladı.

*

Asrın liderimiz o zamanlar “kardeşim Esad”la cankuştu. Kardeşim Esad jest yaptı, Türkiye'de müftü yokmuş gibi, Şam müftüsünü gönderdi. Kurbanların cenaze namazını Şam müftüsü kıldırdı.

*

O zamanlar “Şam'a gidip Emevi camisinde namaz kılacağız” laga lugası yoktu. Stratejik Kiziroğlu “Kudüs'te namaz kılacağız” dedi.

*

Tam o günlerde “kasap” lakaplı İsrail başbakanı Ariel Şaron öldü. İsrail'le küs olduğumuz için, cenazeye resmi katılım olmadı, taziye mesajı bile yayınlanmadı. Sayın gazetelerimiz “kasap geberdi” başlıkları filan attı. Halbuki… Asrın liderimiz 2005'te İsrail'e gitmiş, kasap'la görüşmüştü. Hatta o kadar yakınlık göstermişti ki, kasap bile “Tayyip Erdoğan'dan öyle enteresan şeyler duydum ki, şaşırdım, Tayyip Erdoğan'ın yeteneklerinden faydalanacağım” demişti. Kasap beyin kanaması geçirince, ilk geçmiş olsun telefonunu asrın liderimiz açmıştı, “Şaron'un sesini duymaktan mutlu olduğunu, bir an önce işinin başına dönmesini temenni ettiğini” söylemişti. Şimdi ise… “Hiç tanışmıyoruz ki, bize ne, ölürse ölsün” ayağına yatılıyordu.

*

İstanbul 7'nci ağır ceza mahkemesi, Mavi Marmara nedeniyle, İsrail genelkurmay başkanı, İsrail deniz kuvvetleri komutanı, İsrail askeri istihbarat başkanı ve İsrail hava kuvvetleri istihbarat başkanı hakkında tutuklama kararı verdi. Görüldükleri yerde yakalanacaklardı. 9'ar kez müebbet, 18'er bin sene hapis isteniyordu.

*

Asrın liderimiz Berkin'in annesini yuhalattı, ölmüştür geçmiştir dedi. Bunu dedikten bir gün sonra… Mavi Marmara'dan bir can daha gitti. Baskında yaralanan ve dört senedir bitkisel hayatta olan Uğur Süleyman Söylemez vefat etti. Berkin için “ölmüştür geçmiştir” diyen asrın liderimiz, Mavi Marmara kurbanının evine taziyeye gitti, bizzat Kuran'ı Kerim okudu. Görüntüler basına servis edildi.

*

İsrail, Gazze'yi vurdu. Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı, TBMM kapatıldı. Öğleden sonraki genel kurul çalışmaları iptal edildi, milletvekillerimiz İsrail Büyükelçiliği'nin önündeki protesto eylemine gitti. Kahrolsun İsrail sloganları atıldı, İsrail bayrağı yakıldı. Milletvekillerimiz boynunda Filistin kefiyesiyle dolaşıyordu.

*

Şarkıcı Yıldız Tilbe, “Allah Hitler'den razı olsun, bunlara az bile yapmış, ne kadar haklıymış adamcağız, bu Yahudilerin sonunu Müslümanlar getirecek Allah'ın izniyle” diye, tweetler attı.

*

Akp'nin “akil adam”larından Akit gazetesi genel yayın yönetmeni Hasan Karakaya, “ey İsrail yönetimi, çoğunuz orospu çocuğusunuz, hakaret değildir, durum tespitidir, İsrail'de çocuğun babası kavramı yoktur, İsrail çocuklarının çoğu piçtir, anaları bellidir ama babaları elli midir, yüzelli midir, orası meçhuldür, işte bu yüzden hepsi orospu çocuğudur” diye yazdı. Akp'nin “akil seviyesi” işte buydu.

*

Amerikan Musevi Komitesi, asrın liderimize taktığı Yahudi Cesaret Madalyası'nı geri istedi. Asrın liderimiz, alın başınıza çalın dedi, iade etti. Aslında… Yahudilerden aldığı bir değil, iki madalyası vardı. ABD'deki Yahudi kuruluşu ADL'den de üstün cesaret madalyası almıştı. Suratlarına fırlattım ayağına yatılıyordu ama, Yahudi cesaret madalyalarından biri hâlâ asrın liderimizin göğsünde duruyordu.

*

İstanbul'daki İsrail konsolosluğu taşlı-yumurtalı saldırıya uğradı, camları kırıp, içeri girmeye çalıştılar. Binanın önündeki Akdeniz Heykeli'nin kolunu kopardılar. Halbuki o binada konsolosluk yok. Yapı Kredi Bankası var. Konsolosluk arkadaki blokta yer alıyor, eylemin yapıldığı yerden görülmüyor bile.

*

Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas geldi, kolundan tutup, asrın liderimizin iftarına götürdüler. Bülent Ersoy, Işın Karaca, Alişan, Ece Erken, Soner Sarıkabadayı, Metin Şentürk, Orhan Gencebay, Mustafa Sandal, Cengiz Kurtoğlu, Yavuz Bingöl, Sinan Özen ve İzzet Yıldızhan'la birlikte oturttular. Bülent Ersoy'la yan yana poz verdirdiler, kahkahalar eşliğinde selfie çektirdiler.

*

“Götünün kılıyım” diyen komedyen Şafak Sezer, İsrail konsolosluğunun önünde İHH otobüsünün üstüne çıkarak, megafonla “tekbiiirrr” diye bağırdı. Bir yandan gülüyordu.

*

Ve, bunca tiyatrodan sonra İsrail'le barışıyorlar.

*

Cümleten tebrik ederim ama…
İki küçük pürüz var.

*

Birincisi… Mavi Marmara basıldığında, asrın liderimiz Şili'deydi. Başbakanlığa Bülent Arınç vekalet ediyordu. Genelkurmay harekat başkanı korgeneral Mehmet Eröz ve deniz harekat dairesi başkanı tuğamiral Cem Aziz Çakmak'la kriz toplantısı yaptı.

*

Gel gör ki… Akp hükümetinin “en önce akıl danıştığı” bu iki komutan, asrın iftirasıyla tutuklandı. Mehmet Eröz, Ergenekon kumpasıyla 2.5 sene Silivri'de yatırıldı. Cem Aziz Çakmak, Balyoz kumpasıyla 3 sene yatırıldı, kahrından kansere yakalandı, kumpas şehidi oldu.

*

İsrail'den Mavi Marmara tazminatı alınacak. Peki, Mehmet Eröz'ün senelerini, Cem Aziz Çakmak'ın hayatını kim geri verecek? Bunca tantanadan sonra İsrail'le barışmaya utanmayanlar, Mehmet Eröz'ün şahsından ve Cem Aziz Çakmak'ın hatırasından da utanmayacak mı? Mavi Marmara'ya hüngür hüngür ağlayıp, İsrail'e karşı en önce Mehmet Eröz'le Cem Aziz Çakmak'a akıl danışan, sonra da “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyenler, şimdi ne diyecek?

*

İkincisi ise şu…

*

İsrail konsolosluğunun önündeki protesto eylemine, asrın liderimizin büyük kızı Esra Albayrak da katılmıştı. “İsrail'in tez zamanda ayağını denk almasını ümit ediyorum inşallah, sessiz kalmak istemiyoruz, fiili eylemlere dönüşmeli, boykot ve yatırımların geri çekilmesi gibi batıda büyüyen hareketler var, bu tür şeylerin desteklenmesi gerekiyor” demişti. Hakikaten çok doğru söylemişti.

*

Gel gör ki, şu an itibariyle, Esra Albayrak'ın eşi enerji bakanımız…
İsrail'den doğalgaz alırsak, imzayı bizzat eşi atacak.

*

“Boykot edilmeli, yatırımlar geri çekilmeli” filan derken, doğalgaz imzasının bizzat eşi tarafından atılması, biraz tuhaf olmayacak mı?
Yoksa takdir-i ilahi mi olacak?

Yılmaz Özdil
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp