İRONİ

Türkiye’yi “tek kişilik rejime” taşımaya ve Tayyip Erdoğan’a padişah yetkileri vermeye kararlı AKP ve MHP milletvekilleri anayasa değişikliği maddelerini geçirmeye devam ediyor.
Ancak görünen o ki, ilk turda 338’de kalan evet oyları artık 345’in bile üstüne çıktığı halde Erdoğan’a padişah yetkileri vermek isteyen cephede bir tedirginlik bitmiş değil.
AKP ve MHP kurmayları “son dakika golü” gelmesinden çekindiklerini saklayamıyorlar.
Bu nedenle bütün milletvekilleri üzerinde ağır bir baskı kuruldu.
Meclis kulislerinde iktidar partisinin “hayır” verme eğilimi olduğunu sezdiği milletvekillerine korkutmak için “FETÖ’cülükten içeri girebilirsiniz” şantajı yaptığı konuşuluyor.
Nitekim bu nedenle pek çok AKP’li milletvekili anayasa oylaması gizli olmasına rağmen oy verme kabinlerine girmiyorlar ve evet oyunu herkese göstererek zarfa koyuyorlar.
Tabii şurası bir gerçek ki, AKP’nin fire verip vermemesinin pek önemi yok. Çünkü AKP’nin toplam oyu 316 ve bu sayı anayasa değişikliğinin Meclis’te kabul edilmesine yetmiyor.
Yeterli sayıyı tamamlayacak olan MHP. Zaten Devlet Bahçeli’nin desteği olmasa idi sarayın başkanlık sistemini böylesine dayatması mümkün olmayacaktı.
Erdoğan MHP’nin oyları sayesinde padişah yetkilerine kavuşacak ama bazı MHP milletvekillerinin teklife hayır diyeceğini açıklaması ister istemez bir telaşa yol açtı.
Şu ana kadar MHP’nin bilinen isimler dışında fire vermediği görülüyor, buna karşı son oylamada ne olacağını tahmin etmek kolay değil.
AKP şüphelendiği milletvekillerini “FETÖ’cü sayılırsınız” diye korkuturken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise milletvekillerini “erken seçimle” tehdit etti. Bahçeli Erdoğan’a padişahlık yetkisi veren anayasa değişikliğinin geçmemesi halinde erken seçime gideceklerini söyledi.
Demek ki Bahçeli partisinin milletvekillerinden pek emin değil ki verdiği sözü mutlaka yerine getirmek için artık son çareye başvuruyor.
Aslında bu tehdit şu anlama da geliyor; “Ey MHP’liler 2019’dan itibaren Erdoğan’ın vereceği kadrolar ve 5 bakanlıkla devlete biz de ortak olacağız ama siyaset sahnesinden de silineceğiz. Ayağınızı denk almazsanız yok olma tarihini iki yıl önceye çekerim, ayrıca devletteki kadrolardan da mahrum kalırsınız, ona göre.”
Bakalım MHP milletvekilleri bu erken seçim tehdidini ve “devlette kadro” havucunu mu ciddiye alacak yoksa cumhuriyet ve demokrasiye sahip mi çıkacak?

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Akar uyumuş mu yoksa uyutmuş mu?


Türkiye ile Rusya’nın arasını geçici bir süre için açan, ama bize maliyeti çok ağır olan Rus uçağının düşürülmesi olayındaki en önemli ayrıntılardan biri Davutoğlu’nun itirafları ile ortaya çıktı.
Davutoğlu’nun “emri ben verdim” demesine rağmen Rus uçağını Fetullahçı pilotların “kasten” düşürdüğü yolunda iddialar atılmıştı ortaya.
Bu iddialara asker tarafı hiç cevap vermemişti.
15 Temmuz gecesi gerçek ortaya çıkmış ve Rus uçağını düşüren pilotlar Fetullahçı teröristler oldukları gerekçesiyle tutuklanmıştı.
Davutoğlu’nun itiraflarından anladığımıza göre, Genelkurmay ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı pilotlar hakkında o sırada hiçbir açıklama yapmazken, meğer Davutoğlu Genelkurmay Başkanı’na “bu pilotlar Fetullahçı mı?” diye sormuş. Hulusi Akar da “İnceledik, baktık ama böyle bir sonuç bulamadık” demiş.
Oysa dinci faşist darbe kalkışmasından sonra o pilotların Fetullahçı olduğu ortaya çıktı.
Şimdi sormamız gerekiyor; “Hulusi Akar bu konuda gerçekten uyumuş mu zamanında, yoksa Başbakanı mı uyutmuş?”
İşte bu nedenle Akar’ın Darbe Komisyonu’nda dinlenmesi çok önemliydi.

ANALİZ

Cemaatlerle pazarlık yapılarak devlet yönetilirse böyle olur


Azledilen Başbakan Ahmet Davutoğlu itiraflara başladı biliyorsunuz. 2013 yılında Erdoğan’la birlikte gittiği Amerika’da, bir günlüğüne Pensilvanya’ya geçen Davutoğlu Fetullah Gülen’i ziyaret ettiğini “resmen” açıkladı.
Ama bu ziyareti “dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın” talimatıyla yaptığını, kendisinin sadece bir aracı olduğunu söyledi. Davutoğlu’nun açıklamalarına göre Tayyip Erdoğan Fetullah Gülen’e “fazla ileri gitmemesi” konusunda uyarıda bulunmuş. Azledilen başbakanın açıklamalarından Türkiye’nin nasıl yönetildiğini anlıyoruz. Koskoca devlet bir dini cemaati ciddiye almış, dışişleri bakanı yurtdışında yaşayan ve ülkesine dönmekten korkan bir cemaat önderinin ayağına kadar gitmiş, hükümeti daha fazla zora sokmamaları konusunda ikna etmeye ve gönül almaya çalışmış.
Davutoğlu’nun ifşaatları iktidarın Türkiye’yi nasıl keyfi yönettiğini, bir dini cemaatin her istediğini yaparak devlete nasıl soktuğunu ve sonunda 248 kişinin can verdiği bir dinci faşist kalkışmaya neden olduğunu kanıtlayan çok önemli bir belgedir.

YENİ ÖĞRENDİM

Polis “cinayet” dışındaki asayiş olaylarına bakmıyormuş


Evine hırsız giren bir arkadaşım aradı. “Biliyor musun?” dedi “Hırsızlığı bildirdiğim polisler eve bile gelmedi.”
Ben de “Nasıl olur?” diye sordum. “Polis gelmeyince ben gittim karakola” diye söze başladı ve anlattı;
“Polislere sordum neden gelmediklerini, bana çok yoğun olduklarını, sayılarının çok azaldığını asıl mesainin terör önlemleri olduğunu söylediler. Benden ne çalındığını, eve nasıl girildiğini, bir tanık olup olmadığını sordular, usulen bir zabıt tuttular, hepsi bu.” Arkadaşım daha sonra şunu söyledi; “Karakoldan çıktıktan sonra bir polisle ayaküstü sohbet ettim. Bana cinayet veya yaralamalı suçlar hariç asayişle ilgili takiplerin çoğunun yapılamadığını anlattı. Karakol polisleri bile güvenlik alanlarında kullanılıyormuş. Hırsızlık, ağız kavgası, gürültü şikâyetleri gibi konulara artık hiç bakamıyorlarmış.”
Terör nedeniyle bir sıkışıklık ortada ama bu sayede sıradan suçlarda ciddi bir artış olmaz diye ummak istiyorum.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

AKP de “erken seçim” kozunu ortaya attı


MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Erdoğan’a padişah yetkisi veren teklifi Meclis’ten geçirmek için kendi milletvekillerine “erken seçim sopası” göstermesinden sonra AKP de aynı tehdidi dile getirdi.
AKP kurmayları, Mustafa Şentop aracılığı ile “bu teklif geçmezse erken seçime gidilir” açıklaması yaptı.
Böylelikle AKP milletvekilleri iki tarafı keskin bıçak üzerinde yürümek zorundalar artık. “Hayır” diyenlerin bir kısmı ya deşifre olup FETÖ’cü ilan edilerek hapse girecekler, ya erken seçime gidip milletvekilliğini kaybedecekler. Üstelik ikinci şıkta da FETÖ’cü olmaktan dolayı hapse girme riski devam ediyor.
Ve en önemlisi, AKP içinde FETÖ’cü olmalarından şüphe edilenler zaten sonuç ne olursa olsun okka altına gidecekler.