Reklamsız Sözcü

Kürk Mantolu Madonna’yı ‘en çok okunan kitap’ yapan nedenler

Sabahattin Ali'nin 73 yıl önce yazdığı eseri Kürk Mantolu Madonna'yı başucu kitabı yapan etkenler...
Burcu ÖZEN
09:163 Haziran 2016
Kürk Mantolu Madonna’yı ‘en çok okunan kitap’ yapan nedenler
Sabahattin Ali'nin 73 yıl önce yazdığı eseri Kürk Mantolu Madonna'yı başucu kitabı yapan etkenler...

73 yıl önce yazdı Kürk Mantolu Madonna’yı Sabahattin Ali… Herkesin evine girmeyi başardı, popülerliği de her geçen gün artıyor. Hatta son yılların en çok okunan kitapları arasındaki yerini de koruyor.

Neden sevdik bu kitabı…

Belki hayatı boyunca birçok şeye boyun eğen, sevmediği bir kadınla evlendirilen ve başkalarının istediği bir insan olarak hayatını sürdüren Raif Efendi’yi kendimize çok yakın bulduk… Belki de hiç görmeden aşık olduğu; hayatında ilk kez gerçekten yaşadığını hissettiği Maria Puder anısını kıskandık… Neden çok sevdik bu romanı bilmiyorum ama; ya üzüldük ona, ya böyle sevilmek istedik; hiç çıkarsız ve derinden… Ya da kendimizi bulduk bu romanda…

2015’İN EN ÇOK OKUNAN KİTABI

tabloson

Tüm Türkiye'de en çok satılan kitaplar arasında yer alan Kürk Mantolu Madonna‘nın her yaş grubundan okuru var. Türk Kütüphaneciler Derneği, kütüphanelerden aldığı okuyucu istatistikleri ile 2015 yılında en çok okunan kitabı olduğunu açıkladı.

SOSYAL MEDYA ETKİSİ

foto

Kitabı 1998'den beri basan Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Basın Sorumlusu Derya Soğuk; “Kürk Mantolu Madonna, kitabevlerinin çok satanlar listesinde çok uzun zamandır bir numara… Bunun nedenlerinden biri de okullarda ders kitabı olarak tavsiye edilmesi ve sosyal medyada çok fazla paylaşım yapılması” diyor.

Arkadaş tavsiyesiyle yayılan kitabı okuyanların, kahve ile çekilmiş fotoğrafını sosyal medyadan yayınlamak ise sanki bir gelenek…

79. baskısında olan kitabın bu kadar okunmasının sebeplerinden bir diğeri de dilinin yalınlığı ve kolay okunması, kadınlar için Maria Puder bir idol; Raif Efendi ise aranılan hayat arkadaşı… Belki de Türk halkı katledilen Sabahattin Ali’ye karşı vefa borcunu ödüyor…

BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN

hıfzıtopuz

Asla başı öne eğilmedi Sabahattin Ali'nin. 41 yıllık kısa yaşamı boyunca yurdu için bağımsızlık istedi, özgürlük istedi, çağdaşlaşma istedi… Bu değerlerin düşleriyle yaşadı. Bu düşlerin bedelini de hapishane ve sürgünlerle geçen bir yaşamının ardında katledilişiyle ödedi. Değerli gazeteci ve yazar Hıfzı Topuz, yazdığı ‘Başın Öne Eğilmesin’ eseriyle Sabahattin Ali'nin gençlik günlerinden öldürülüşüne uzanan trajik yaşamına ayna tuttu.

Bu haberi hazırlarken, Sabahattin Ali’yi bu kadar iyi anlatmış, sayın Topuz’a fikrini sormasaydım eksik kalırdım. Kitabın bu kadar zamandır güncelliğini korumasını ‘duyguların evrenselliğine’ bağlıyor Topuz… Ve ekliyor:

“Kürk Mantolu Madonna’yı üniversite yıllarımda, 70 yıl önce okumuş ve çok etkilenmiştim. Neden; çünkü o roman hem gerçeklere dayanıyordu, hem de duygulara sesleniyordu. Olay sanırım 1930’lu yıllarda Almanya’da geçiyordu. Ama romanın bir ayağı Türkiye’deydi: İstanbul Edremit, Havran, Ankara… Bir ayağı da Almanya’da…

O yıllarda Almanya’yı hiç bilmiyordum. Zaten bilip bilmemem de önemli değildi. Orada roman kahramanının duygu zenginliği beni sürüklemişti. O duygular bana hiç yabancı değildi. Onlar çok insancıl duygulardı. Her zaman, her yerde geçerliydi.
Aradan yıllar geçrti. Almanya’ya gittim… Roman kahramanının duygularına benzer duygular duydum içimde. Uzun yıllar onların etkisinden kurtulamadım. Sebahattin de demek ki her yerde geçerli olacak duygular yakalamıştı. Kitabın başarısı bundan geliyordu; yani insalcıllıktan duygusallıktan ve evrensellikten… Kürk Mantolu Madonna’yı bu yüzden klasikler arasında sayıyorum.

Tüm insanlığa hitap etti

Sabahattin belirli bir ülkenin insanına değil, bütün insanlığa ulaşmıştır. Çağındaki yazarları asla küçümsemiyorum; ama onlar sanıyorum Sabahattin kadar uluslararası klasik düzeyine erişmiş değildir. ”

kitao

BU KİTABI SEVMEMİZİN PSİKOLOJİK NEDENLERİ

Uzman Psikolog Özge Genlik, Kürk Mantolu Madonna’nın yıllar boyu kitap severlerin başucu kitabı olmasını sağlayan psikolojik faktörleri anlattı.

Okuyucunun kendini arayış hikayesi

Raif Efendi’nin kendine münhasır ancak bilgece deneyimlediği yaşam süreci her yaştan okuyucunun kendini arayış hikayesine ışık tutuyor.
Yaşam adını verdiğimiz sonsuzluğa uzanan doğum-ölüm döngüsünde her birimiz kendimizi gerçekleştirmek, öz benliğimizi keşfetmek üzere bir yolculuğa çıkıyoruz. Yaşamın bizlere sunduğu koşullar dahilinde çoğunlukla kalbimizin sesini dinlemeyi bırakıyor ve kendimizi “-meli, -malı” ların oluşturduğu zihin hapishanesine hapsediyoruz.
Raif Efendi, daima kalbinin sesinin izini süren her ne kadar dışarıdan ‘çekingen, sessiz, sakin’ biri olarak nitelendirilse de ne istediğini ve ne hissettiğini, en çok da ne aradığını bilen cesur bir bilge yürek sembolünü yüreklerimizde sembolize ediyor.

En son ne zaman yaşadığınızı hissettiniz? Gerçekten her an nefesinizin farkında mısınız?

Raif Efendi nin öyküsünde okuyucu ile buluşan en önemli hissiyatlar: ‘samimiyet, duruluk, bilgelik ve sadelik…’ O kadar ‘fazla’ olduk ki, son günlerde bedenimizde, ruhumuzda, düşüncelerimizde, duygularımızda hep bir aşırılık, fazlalık var. Sürekli olarak ağırlığımızın 2-3 katı ile ilerlemek durumunda kalıyoruz.

Geçmişteki travmalar yaşamımıza yön veriyor

Raif Efendi’nin de iç dünyasında yaşattığı özlemlerinin somut bir yansıması olan Maria Puder; her birimizin şimdiki zamanda gerçekleştirdiğimiz eylemlerimizin köklerinin geçmişe dayandığını en güzel biçimde yansıtmakta.

Bazen yaşama güvensiz yaklaşırız, bazen korkak, bazen de cesurca. Peki eylemlerimize yön ve biçim kazandıran bu duyguların değişmesinin özünde ne var? Çocukluk belki de bebeklik dönemlerimizdeki ‘travmalarımız.’

Travma; kişinin yaşam bütünlüğüne tehdit oluşturan, canlı-cansız unsurlar bütünüdür. Bazen bir kelime dahi ruhumuzda çatlaklar oluşmasına sebebiyet verebilir. Bir kelime, bir olay, bir kişinin yaklaşımı bizi ömür boyu etkisi altına almaya devam edebilir ki, Maria Puder’in erken yaştaki baba kaybının özündeki ‘inancı’ ve ‘sevgi’ye dair tutumlarını derinden sarsarak bağlanma sorunlarına zemin oluşturduğunu görmekteyiz.

Ancak travmatik izlerimizi dönüştürmek bir diğeri sayesinde oluyor. Her zaman sıklıkla tekrarladığım bir sözüm var. Şöyle ki; ‘acılarımızın içerisinden geçmeye cesaret edebildiğimiz zaman dönüşür ve kendimizin kim olduğunu hatırlarız.’

Kalbinizle algılıyorsunuz…

Biz, bizleri zorlayan, üzüntü-kaygı-korku gibi hissiyatları bedenimizde uyandıran olay ya da kişilerden kaçtıkça aslında en derinlerdeki öz benliğimizden kaçmış oluruz.

Kürk Mantolu Madonna’da Maria Puder’in ‘sevgi’ye dair inancının dönüşümüne şahit oluyoruz ancak Raif Efendi ruhunda derin izler bırakan son pişmanlığı, son nefesine kadar deneyimleyerek bizlere daima kalbimizin sesine kulak vermemize dair büyük bir mesaj iletmekte.

Bilimsel verilere göre; dış dünyayı ilk algılayan “kalp”tir. Halbuki bizler bugüne değin “beyin”in dış dünya verilerini sentezlediğini biliyorduk. Ancak, dışarıda algıladığımız her şey önce kalbimiz görüyor sonra beyine sinyaller ile ne yapılması gerektiğine dair komut veriyor.

Kürk Mantolu Madonna kitabı ile değerli üstat Sabahattin Ali bizlere en mühim gerçeklik mesajını vermekte: Bilinmeyen daima merak uyandırıcıdır ve her birey kendi zemininden konuşur. Birisi hakkındaki inancınız ve düşünceleriniz size aittir, dışarıdan baktığınızda gördüğünüz kendi benliğinizin bir parçasıdır

Son güncelleme: 12:1903.06.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet