Reklamsız Sözcü

Yüksek teknoloji desteğinde Amazon’da kelle avı

Koltuklarınıza oturuyorsunuz, kulaklıklarınızı takıyorsunuz ve bambaşka bir dünyaya açılıyorsunuz...
Tilda TEZMAN
13:438 Ekim 2016
Yüksek teknoloji desteğinde Amazon’da kelle avı
Koltuklarınıza oturuyorsunuz, kulaklıklarınızı takıyorsunuz ve bambaşka bir dünyaya açılıyorsunuz...

NY Broadway’in göbeğindeki John Golden Tiyatrosu’ndan içeri giriyorsunuz, çıt yok. Seyircilerin oyundan önce alıştığımız mırıldanmaları, minik kahkahaların, fısıldaşmaların hiçbiri yok. Tıklım tıklım dolu salon sanki bomboş. Seyirci kendini sessizliğe kurmuş; oyuna,kendisine büyük bir macera yaşatacak sessizliğin sesini duyacakmış gibi hazırlıyor kendini…
Broadway genelde ticari projelerin,şatafatlı müzikallerin at koşturduğu bir gösteriler panayırı… Dünyanın en büyük,en masraflı gösterileri, pahalı bilet fiyatları, bol caka , fiyaka… Gözlere ve gönüllere şenlik… İşin kuralı bu. Ama her yerde bir gün ,bir sanatçı çıkıp,ticari keşmekeşin tekerine çomak sokuyor,oyunu tersine çeviriyor.

2

Simon McBurney yıllar önce İngiltere’de kurduğu”THEATRE DE LA COMPLİCİTE”siyle,Tiyatro sanatının olguya, olaya, tarihe, insana ve tiyatroya bakışın kurallarını değiştirmeye çalışıyor.Bulup yerleştirdiği kuralları bozup yeniden keşfe çıkıyor tiyatro sanatını bir yap boz ustası. Her yeni projesiyle bir öncekini aşıp ,başa dönüp, yeni anlatım yolları keşfetmeye çalışıyor.

Bu kez de,1927 yılında yapılmış,çok iyi korunmuş büyük bir tiyatro sahnesini tiyatronun mimarisinden soyutlamadan bir sahne düzenlemiş… Her tarafta kablolar ve kulaklıklar, mikrofonlar, dijital derinlik sağlayan pedallar. Sahne arkası simsiyah, ses stüdyolarının duvarlarının kaplandığı süngerle örtülmüş, üstünde zaman zaman ışık oyunları ve görüntüler…Her yerde plastik su şişeleri… Simon McBurney ,çok deneyimli ve usta bir anlatıcı. Bu kez anlatmaktan,nakletmekten çok seyircinin zihnine girip, onlarla birebir konuşacağı bir yol deniyor, öyküsünü anlatırken…

4

Koltuklarınıza oturuyorsunuz, kulaklıklarınızı takıyorsunuz; McBurney 1969 yılında MAYOURANA-KEDİ ADAMLAR adlı kabilenin fotoğraflarını çekmek için Amazon ormanlarının ortasına inen , kabileyle karşılaşan, dönüş yolunu kaybedip onların arasında yaşayan, National Geographic dergisi fotoğrafçısı MCİNTYRE’in içsel ve dışsal yolculuğunu anlatıyor… anlatıyor… oynamıyor, zihnimize yerleşiyor. mükemmel bir ses sistemi… Sağdan soldan gelen sesler… İçinde bulunduğun an, geçmiş, dün, bugün, konuyla ilgili tartışmalar, başkalarının söyledikleri, sivrisinek sesleri, orman, yağmur…
Simon McBurney, izleyicinin ya da bu boyutta seyirci,izleyici sözcüklerinin ötesine geçip katılımcıların zihnine öyküsünü yerleştiriyor.
Vahşi ormanda iki taraf da birbirinin dilini bilmiyor.Kedi Adamların vücudu siğillerle kaplı.Ses ve fotoğraflar arasında,yavaş yavaş içsel bir dil gelişiyor. Birbirlerine bakarak konuşuyorlar, hiç ağızlarını açmadan… Düşünebiliyorlar ve konuşmadan herşeyi söyleyebiliyorlar. Sözsüz bir dil icat ediyorlar. Kedi Adamlar göçebe… Bir yere yerleşir gibi olup ilk yağmurda her şeyi yıkıp, yeniden ileriye yola devam. Hep başa, yeniden farklı bir biçimde inşa edip, yine yıkıyorlar.

5

McBurney de öyküsünü anlatırken ,fizikçi arkadaşlarıyla yaptığı tartışmalara,beş yaşındaki kızının gece odasına girip masal dinlemek istemesine fırlatıyor izleyenleri… bozuyor oyunu ve baştan başlıyor, geri alıyor,ileri alıyor…seyirci zamanın içinde yolculukta… sadece kulaklıktan gelen seslerle ve McBurney’in büyük bir ustalıkla kullandığı sahneyi izliyor.Kedi Adamlar,yaptıkları yerleşim birimlerini yıkıp,herşeyi yakıp hep boşluğa doğru ilerliyorlar…baştan,yeniden,yeni baştan…yaptıklarını bozarak yeniden yaratıyorlar yaşamlarını.

Zaman onlar için görünmez bir dost;hep yanlarında,görünmüyor ama onları rahatlatıyor ve koruyor. Uygar İnsanlar için “zaman” sahiplenilir bir şey,bir mülk,istedikleri gibi kullandıkları bir makineye dönüştürülmüş.Kedi Adamlar içinse mala çevirmedikleri, onları koruyan bir dost. Orman yavaş yavaş beynin oluyor;beynim orman;düşüncelerimi görüyorum beynimde…Yağmur damlalarını,akarsuyu,nabzın sesini,kuşların seslerini dinleyerek,bu müziği yakalayıp dans ediyor Kedi Adamlar… Ve sadece seslerin peşine takılarak,sizi ormanın ortasına götürüp bırakıyor Mc Burney…
Sesle sessizlik,dünle bugün,geçmiş gelecek,zamanın sübjektifliği ,öteki ve sen arasındaki bütün noktaları birer çizgiyle birleştiriyor,sonra hepsini siliyor, baştan…

Tiyatrosunda yaptığı gibi her oyununda anlatımının kurallarını kırıp yeniden başlıyor…Ve seyirciye bu heyecanı ,bu yeniden farklı bir şekilde tiyatroda doğmanın,tiyatroyla doğmanın büyük hazzını yaşatıyor.Dünyanın herhangi bir yerinde yakalarsanız gidin,bırakın sizin de beyninize dalsın ve maceraya sürüklesin.

Son güncelleme: 14:1408.10.2016
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet