Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Hürriyet şehidi Turan Emeksiz

1 Mayıs 2016
Türkiye, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın “laiklik Anayasa'da olmamalıdır” sözünü konuşuyor. Laiklik, hürriyet'tir. Türkiye'de ilk hürriyet şehidi Turan Emeksiz; İsmail Kahraman'ın yaşıtıydı ve aynı dönemde üniversite öğrencisiydi. Hürriyet mücadelesi veren Turan Emeksiz, DP iktidarı tarafından öldürüldü. Cenazesi kaçırıldı; bir ay bulunamadı. Üç kez defnedildi. Öldürülmeseydi o akşam nereye gidecekti…
 
Turan Emeksiz
 
“Orman mühendisi olacağım. Bu dağları ağaçlandıracağım.”
Hürriyet şehidi Turan Emeksiz'in hayali buydu.
Malatya/Yeşilyurt Kasabası'nın Gündüzbey Köyü'nde 11 Kasım 1940'ta dünyaya geldi.
Babası Ahmet Emeksiz TCDDY'de işçi olarak çalışıyordu.
Annesi Zeynep Emeksiz ise ev hanımıydı.
Çiftin, Erdal isminde erkek evlatları olmuş ama 6 aylıkken vefat etmişti.
İkinci evlatlarına, -geleneğe uygun olarak- Duran adını verdiler. Nüfus cüzdanına yerel şiveden dolayı Turan olarak kayıt edildi.
Sonra iki kızları dünyaya geldi; 1943'te Solmaz ve 1948'de Gülnaz.
Turan Emeksiz öğrenimine Fırat İlkokulu'nda başladı.
1963 yılına kadar beldeler dahil tek ortaokul ve tek lise Malatya'daydı. Malatya Ortaokulu ve Malatya Lisesi'nde eğitimine devam etti.
Babası 57 yaşında kansere yenik düştü.
Babasının emeklilik hakkını kazanamadan vefat etmesi sonucunda, annesine maaş bağlanamadı. Ancak, babasının emekli sandığında birikmiş primlerini ve ölüm parasını alabildiler. Akraba dayanışması ile geçinmeye başladılar.
O zor günlerde tek istekleri Turan Emeksiz'in okumasıydı…
 

YÜZME ŞAMPİYONU

 
Turan Emeksiz başarılı bir öğrenci oldu. Hem okudu hem de babasının işi olan TCDDY'de çalıştı.
Kendine ayırabildiği parasını kitaba verdi. En büyük tutkusu, kitaptı. Dünya klasiklerinin çoğunu okudu. (Vefatında kuzeni Nihat Emeksiz'e 116 dünya klasiği kitabı kaldı.)
Müziğe düşkündü. Babasından ud çalmayı öğrendi.
Spora meraklıydı, en çok da yüzmeye. Sümerbank Malatya Mensucat Fabrikası Sosyal Tesisleri'nin olimpik havuzunda öğrendi yüzmeyi. Malatya'da yüzme şampiyonluğu vardı. Dışa dönük, sosyal bir karakterdi. Okulun tiyatro koluna katıldı; piyeslerde oynadı.
Ve… Lisede politikaya ilgi duydu. Çok hemşehrisi gibi Malatyalı İnönü'ye 
hayrandı.
Aklında hep orman mühendisi olmak vardı. Çünkü…
Malatya'yı güneyden çeviren Toros Dağları'nın uzantısındaki Beydağları Ormanı'nın yangınlar ve erozyon ile yok olmak üzere oluşu, Turan Emeksiz'i üzüyordu. Arkadaşlarına “Orman mühendisi olacağım. Bu dağları ağaçlandıracağım” diyordu. İsteğini yaptı; İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'ni kazandı.
Turan Emeksiz İstanbul'un yolunu tutunca, annesi ve kız kardeşleri, dayıları Mehmet Ali Emeksiz'in evine taşındı.
Yoksul çocuğu Turan Emeksiz İstanbul'da hangi parayla okuyacaktı?
CHP Malatya Milletvekili M. Nedim Zapcı öncülüğünde kurulan “Okumayı Çoğaltma ve Okuyanı Koruma Cemiyeti”nden burs aldı.
Derneğin Fatih semtindeki öğrenci yurdunda kalmaya başladı…
 

HEPİMİZ KUBİLAY'IZ

 
Olayları gösteren foto...
 
1950'li yılların ikinci yarısı, arkasına DP hükümetini alan dincilerin eylemlerini artırdığı dönem oldu.
Örneğin… Said-i Nursi (Kürd-i) açık açık Atatürk düşmanlığı yapıyordu. DP çalışmalarına katılmak için geldiği İstanbul'da, yakında Medrese-i Nur'un açılacağını söylemesi üniversite öğrencilerinin tepkisine yol açtı.
“Atatürk devrim ve prensipleri aleyhine yapılacak her hareketle sonuna kadar mücadeleye azimle devam edilecektir” yazılı bildiri dağıttılar.
Ege Üniversitesi öğrencileri “Devrim Şehidi” Kubilay'ın mezarını ziyaret ederek şu açıklamayı yaptılar: “İnkılapların bekçiliği uğrunda icap ederse bir Kubilay gibi hareket etmeye ant içeriz.”
Ankara Üniversitesi öğrencileri, “Şu nokta unutulmamalıdır ki, devrimler mevzuunda hiçbir zaman Türk Gençliği olarak kimseye taviz verecek değiliz” dediler.
1960 yılına bu siyasal atmosferle girdi devrimci gençlik.
Üniversite öğrencilerine baskı artıyordu. Öyle ki…
Tarih: 16 Ocak 1960.
Öğrenciler, her fırsatta kendilerine saldıran polis Bumin Yamanoğlu'na iliştirilmiş bir not ile birlikte boks eldiveni gönderdi. Notta, “Bundan sonra antrenmanlarını Türk gençliğinin karnında değil de, kum torbalarında yaparsın” yazılıydı.
Üniversitelerde gerilim artıyordu.
Tarih: 18 Nisan 1960.
DP'nin, TBMM'ye verdiği yasa önergesi ülkeyi iki kampa böldü. DP, “CHP'nin seçim dışı yollarla iktidara gelmek için hücre örgütü kurduğu; silahlandığı; hükümete karşı halkı isyana teşvik ettiği ve bazı basınla bu konuda işbirliği yaptığı” gibi akla hayale gelmeyecek iddialar öne sürerek; bunları soruşturma maksadıyla Meclis'te 15 DP milletvekilinden oluşan Tahkikat Komisyonu kurdu.
Komisyona her türlü yayını yasaklama, her türlü evrak ve belgeye el koyma, siyasi toplantı ve gösterilerle ilgili önlem alma yetkisi de tanındı. Amaç belliydi; CHP'yi kapatmak!
Demokrasiyi, hukuku ayaklar altına alan Tahkikat Komisyonu'na karşı üniversiteler ayaklandı.
Bu öğrencilerden biri de Turan Emeksiz idi…
 

CENAZESi KAÇIRILIP GiZLiCE 

DEFNEDiLDi

 
Cebeci Şehitliği...
 
Tarih: 28 Nisan 1960.
İstanbul Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'nde buluşarak Tahkikat Komisyonu kurulmasını protesto etmek isteyen öğrencilerin hiçbir şeyden haberi yoktu. Oysa…
Polis sabah 06.30'da üniversite etrafına saklanmıştı. Bunun sebebi şuydu.
Bir gün önce… DP Bakanlar Kurulu, TBMM binasında toplanıp sıkıyönetim kararı almış ve bunun ilan tarihini ve saatini Başbakan Adnan Menderes'e bırakmıştı. Yani, bahane arıyorlardı! Keza…
O gece… Cumhurbaşkanı Celal Bayar İstanbul'daki Şale Köşkü'nde Pakistan resmi heyetini ağırlıyordu. Bir ara konukların yanından ayrıldı. Çünkü, İstanbul Belediye Başkanı ve DP İl Başkanı Kemal Aygün, yanına Emniyet Müdürü Faruk Oktay'ı alıp Şale Köşkü'ne gelmişti. Bayar'a yarın sabah üniversite öğrencilerinin eylem yapacaklarını söyledi. “Ne yapalım” diyorlardı. Bayar'ın tavrı belliydi; “Bu çocuklar gevşeklikten anlamaz, bunları hocaları kışkırtıyor, şiddet gösterilmesi lazım.”
İşte… Bu nedenle… 28 Nisan sabahı 60 polis, 20 komiser üniversite çevresinde pusuya yatmıştı.
Sonuçta…
Tahkikat Komisyonu'nu kınayan basın bildirisi okuyan; Dağ Başını Duman Almış marşı söyleyen öğrenciler, Atatürk heykeli karşısında İstiklal Marşı'na başlamışlardı ki, polislerin saldırısına uğradı.
Polis, resmi raporlara göre 200 kurşun sıktı.
Kurşunlardan biri üniversite ikinci sınıf öğrencisi Turan Emeksiz'e isabet etti.
Hastaneye yetiştirilemeden yaşamını yitirdi.
Olaylara yayın yasağı getirildi.
İki gün sonra CHP Malatya Milletvekili Ahmet Fırat, Malatya İl Başkanlığı'na Turan Emeksiz'in öldürüldüğünü bildirdi. Parti üyesi Turan Emeksiz'in amcasının oğlu Cemal Emeksiz ise acı haberi aileye söyledi.
Zeynep Emeksiz oğlunu kaybettiğini öğrendiğinde feryat edip bayıldı.
Bu arada…
Turan Emeksiz'in cenazesi kayıptı!..
Emeksiz ailesinden iki kişi ve bir grup öğrenci 29 Nisan günü Gureba Hastanesi'ne gittiklerinde yetkililer cenazenin defnedildiğini ve yerini bilmediklerini söyledi.
Emeksiz ailesi, arkadaşları, CHP'liler mezar yerini günlerce aradılar, bulamadılar.
Aramalar sürerken 27 Mayıs 1960 günü askerler yönetime el koydu.
Ve Turan Emeksiz'in mezar yeri ortaya çıktı:
 
Liseye veda gecesinde Turan Emeksiz tiyatro sahnesinde... Yıl, 1958...
 
29 Nisan sabah 07.30'da Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmişti!
Üzerinden çıkanlara ulaşıldı. Görüldü ki..
Öldürülmese o akşam tiyatroya gidecekti. Cebinden, Haldun Taner'in “Fazilet Eczanesi” adlı oyununa ait bilet çıkmıştı.
Milli Birlik Komitesi, 9 Haziran 1960'da yayınladığı bildiriyle, “28 Nisan ve 27 Mayıs tarihleri arasında milletçe girişilen hürriyet mücadelesi”nde yaşamını yitirenlerin, “Hürriyet Şehidi” ilan edilmesine ve Anıtkabir'de oluşturulacak Hürriyet Şehitliği'ne defnedilmelerine karar verdi.
Mezardan çıkarılan Turan Emeksiz'in naaşı Cerrahpaşa Hastanesi'ne getirildi. Buradan
Beyazıt'a üniversitenin bahçesine götürülerek tören yapıldı. Sultanahmet Camisi'nde cenaze namazı kılındı. Haydarpaşa Garı'na götürülen Turan Emeksiz'in naaşı Ankara'ya ulaştırılıp Anıtkabir'e defnedildi.
Aradan yıllar geçti…
12 Eylül 1980'de askeri darbe yapanlar, Anıtkabir bahçesinde bulunan Hürriyet Şehitleri'nin Cebeci Şehitliği'ne nakledilmesine karar verdi.
Yani, Turan Emeksiz'in cenazesi yine taşındı!
Ama. Bugün… Turan Emeksiz…
Nazım Hikmet ve Enver Gökçe gibi şairlerin şiirlerinde; Ahmet Kaya gibi sanatçıların şarkılarında yaşıyor. Okullara, vapurlara, caddelere, sokaklara adı kondu.
Ve…
Kendisi yapamasa da, Mersin-Tarsus'taki 669 hektarlık fıstık çam yetiştirilen yere “Turan Emeksiz Ormanı” adı verildi…
 

KiMiN ATEŞ ETTiĞi NEDEN BULUNAMADI

 
 
Hangi polisin tabancasından çıkan merminin, Turan Emeksiz'i öldürdüğü tespit edilemedi.
Bunun sebebi; Adli Tıp Şubesi'nin 12.9.1960 gün ve 8541/1982 sayılı raporuna göre, mermi çekirdeği deformasyona maruz kalmıştı!
İtibarıyla, “mikroskopik reyyor tatbikatı ile kesin olarak hangi tabanca ile atılmış olduklarının tayin edilmesi” imkansız olmuştu.
Peki…
Mermi çekirdeğini kim deforme etti?
27 Mayıs 1960 askeri harekatından önce “birileri” delilleri karartmıştı.
Başka neler yaptıkları Yassıada'daki mahkeme tutanaklarında var:
“Turan Emeksiz'in otopsisi 29.4.1960 tarihinde Tıp Fakültesi İkinci Dahiliye Kliniği otopsi salonunda Morg Müdürü Dr. Mehmet Dinçer ve Patoloji Doçenti Talia Bali Aykan tarafından ve Cumhuriyet Müddeiumumi (savcı) Muavini Cemil Tahir Tokar huzurunda yapılmıştır. Otopsi zabıt vakasının ölüm sebebini ihtiva etmemesi, cesetten çıkarılan kurşunun vasıfları ile tespit edilip muhafaza tedbiri alınmaması, aynı gün tanzim edilen ve birçok noktaları otopsi zabıt varakasına uygun bulunmayan raporda ölüme, sert bir satha çarparak istikamet değiştirme ve sekme neticesinde vücuda dahil olan bir kurşunun dahili bir kanama ile sebebiyet verdiğinin gösterilmesi; kurşun giriş deliğinin otopsi zabıt varakasında diğer raporlara uygun olmayan bir şekilde tavsif edilmesi ve Doç. Dr. Talia Bali Aykan'ın yarayı süngü yarasına benzettiğini belirtmesi sebebiyle…”
Üç devlet görevlisi hakkında, görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. 6 Ekim 1960 tarihinden 14 Mart 1961 tarihine kadar Yassıada'da tutuklu bulundular. Sonra, afla kurtuldular.
İşin özünde… Turan Emeksiz'in katilini DP iktidarı korudu.
Katil tam olarak bulunamadı…

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more