Reklamsız Sözcü
PINAR TURAN

“Kürtaj yapıyok burda!”

13 Mayıs 2018

Saçma sapan senaryoları, uzun bakışmaları ve ağır tempoları nedeniyle artık dizi seyretmediğimi yazmıştım. İnternetteki videolar ise hem gerçek hem de çok daha eğlendirici. Ayrıca bize hakiki yüzümüzü de gösteriyorlar; bu yüzden biraz da acıklı.
Mesela en son yaşlı bir amcayla yapılan bir röportaj izledim. Gülmemek mümkün değil.
Bir amca, üstün tarih, politika ve ekonomi bilgisine dayanarak aslında AKP'nin çok geç kaldığını, Osmanlı biter bitmez başa gelseydi nasıl dünya lideri olacağımızı ballandıra ballandıra anlatıyor. Bu arada da Cumhuriyeti kuranlara “O hainler, emperyalist uşakları başörtüyü yasakladı” derken bir abla yaklaşıp, “Sen önce dişlerini fırçalamayı öğren” diyor.
İşte asıl ondan sonra başlıyor her şey. Amca deliriyor ve kadının ardından bağırıyor
“Vallahi bak 155'i ararım, seni içeri aldırırım. Seni öldürürüm! Vatan haini! Savunma! Alçakları savunma! 15 Temmuz alçaklarını savunma! Kürtaj yapıyok burda!” diye bağırıyor.
Oradaki ‘kürtaj' kelimesi ne alaka dediniz değil mi?
Amca ‘röportaj' demek istiyor ama Türkçesi yetmiyor. Nasıl olsa iki kelime de ‘taj' ile bitiyor. Ha ‘kürtaj' ha ‘röportaj'.
Bu amca, toplumdaki bir kesimin aynası aslında. Onun gibi birçok kişi var. Bilgisi yok ama fikri var. Cahil ama küstah! Ayrıca ahkam kesmekte, efelenmekte bir numara.
Hoşuna gitmeyen bir şey söylenince, hem de bir kadın tarafından, coşuyor adeta. Amca çok da kurnaz aklınca. Alıyor arkasına güçlüyü ve saldırıyor! Ve o kadar tanıdık bir saldırı ki. Karşısındakinin ne dediğinin önemi yok, hoşuna gitmedi mi… Başlıyor hemen “Vatan haini! Fetöcü! 15 Temmuz hainlerinin savunucusu…”
Tanıdık geldi mi?
İşte kavramların, söylemlerin içi boşalınca; her şeye söylenir oluyor.
Vatan hainliğinin bile gerçek anlamı kalmıyor!

Nitelik mi, nicelik mi önemli?

İçi boşalınca anlamı kalmayan tek şey ifadeler ya da kelimeler değil.
İçi boşalan hiçbir şeyin anlamı yok! İçine koyacak doktor olmadıktan sonra hastaneler yapmışsın neye yarar? Ama maalesef durum bu… Hastane binası var, içinde doktor yok!
Şimdi de üniversiteleri bölerek çoğaltmaya çalışıyorlar. Bölüyorsun çoğaltıyorsun ama içinde eğitim verecek nitelikli bütün öğretmenleri, hocaları kaçırıyorsun. Öğretmen olmadıktan sonra okul neye yarar?
Büyüklerimizin de dediği gibi “Nitelik mi, nicelik mi önemli?”
Nitelik tabii ki!
İyi öğretmenler olsun ki, okullar işe yarasın. İyi okullar olsun ki, iyi doktorlar, hâkimler yetiştirebilsin. İyi doktorlar olsun ki hastaneler işe yarasın! Yoksa bölmek, çoğaltmak ancak göz boyar.
Üniversiteler amip değildir bölünerek çoğalmazlar!

sozcu-banner-1
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more