Sözcü Plus Giriş

İzmir’in Çernobil’i ölüm kusuyor!

İzmir'de 12 yıl önce ortaya çıkan tehlikeli atık ve radyoaktif maddeler hala temizlenmedi. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Gaziemir’deki eski kurşun döküm fabrikasının 70 dönümlük bahçesinde 100 bin ton nükleer atık tespit etmişti. Ölçümlerde, radyasyon miktarı normal değerin 219 katı çıkmıştı. Uzmanlar, tehlikeli atıkların toprak, hava, suya karışarak hala ölüm saçtığını belirtirken, Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, “Çernobil ne ise Gaziemir odur” dedi.

Gökmen ULU
11:53 -
İzmir’in Çernobil’i ölüm kusuyor!

Bozoğlu, bölgede çocuk düşürme ve kanser vakalarının arttığını öne sürerek, Sağlık Bakanlığı'nın verileri gizlediğini öne sürdü. İzmirliler, radyasyon yayılan bölgenin bilimsel yöntemle temizlenmesi için yetkililere çağrı yapıyor. Çevre uzmanı Prof. Dr. Enver Küçükgül de bölgede radyasyon yayılımının devam ettiğini belirterek, önemli bir soruyu gündeme getiriyor : “Fabrikadaki nükleer çubuklar ne oldu?”

SİNSİ FELAKET 2007'DE ORTAYA ÇIKMIŞTI

İzmir'in metropol ilçelerinden Gaziemir'in Akçay Caddesi üzerinde zehir saçan tesis, 1940 yılında kurulan Aslan Avcı'ya ait kurşun ve döküm fabrikası. Tesiste, Türkiye'de bulunmayan nükleer çubuklar (Europium 152) getirilerek kurşun ve gümüş geri dönüştürülmüş, bu işlemlerin ardından, kalan tehlikeli atıklar rastgele etraftaki araziye gömülmüştü. Korkunç gerçek 2007 yılında ortaya çıkmıştı.

100 BİN TON NÜKLEER ATIK ZEHİR SAÇIYOR

İzmirliler'in yüreğini ağzına getiren bu vaka üzerine Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun (TAEK) olay yerinde yaptığı incelemede korkunç gerçek gün yüzüne çıkmıştı. 70 dönümlük arazide radyoaktif ve tehlikeli atık miktarının yaklaşık 100 bin ton olduğu saptanmıştı. Ölçümlerde, bölgedeki radyasyon miktarının, normal değerin 219 kat üstünde olduğu görüldü. Ayrıca, büyük miktarda ağır metal atıkların yer aldığı da tespit edildi.

SORUMLULARA CEZA VERİLMEDİ

Bunun üzerine arazi tel örgü ile çevrilerek “Radyasyon alanı” olduğu belirtilen uyarı levhaları asıldı. Valilikte kriz masası oluşturuldu. Fabrika sahipleri 2010 yılında fabrikayı kapatarak tesisi metruk halde bıraktı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yasa dışı faaliyette bulunarak çevreye ve halk sağlığına ölümcül zararlar veren sorumlu şirkete 5.7 milyon TL para cezası kesildiğini açıkladı. Fakat, şirketten böyle bir ceza parası alınmadığı öğrenildi. Aslan Avcı'nın radyasyon nedeniyle ölümünden sonra şirket yönetimini devralan yabancı uyruklu torunları, isim ve yer değişikliğine giderek, Torbalı'da Heper Metal Döküm Sanayi AŞ adıyla tesis açtı. Denetim yapmayan ve görevi ihmal eden devlet görevlileriyle ilgili de hiçbir yasal işlem yapılmadı. Gaziemir'deki metruk fabrika terk edildi.

12 YILDIR ÇÖZÜME KAVUŞMADI

Nükleer çöplük olarak anılan Gaziemir'deki sahanın temizlenmesi ve rehabilitasyonu için çalışmalar, olgunun ortaya çıkmasının üzerinden 7 yıl geçtikten sonra başlatılmıştı. ÇED raporu olmadan girişilen temizlik çalışması, nükleer atık bertarafında hiçbir uzmanlığı olmayan Turanlar AŞ adlı şirkete verilmişti. Şirket 1 yıl dolmadan, ödenek alamadığı gerekçesiyle çalışmaları bıraktı. 2017'de, tartışmalar arasında ÇED raporu çıktı, fakat hiçbir somut adım atılmadı. Uzmanlar, nükleer atıkların toprak, hava, suyu kirletmeye ve tüm canlılara ölüm saçmaya devam ettiğini vurguluyor.

RADYASYON YAYILIMI DEVAM EDİYOR

Çevre uzmanı Prof. Dr. Enver Yaser Küçükgül, yağmurlu havalarda sahadan buhar çıktığına işaret ederek, “Türkiye'de hiçbir sanayi kolunda kullanılmayan, yasaklı Europium 151, 152, 153 izotopları suyla temas edince gazlaşır. O buharın anlamı budur” dedi. Karabağlar'daki marangoz ve mobilya atölyelerinde kuyu suyu kullanıldığını belirten Küçükgül, bu sularda radyasyon olduğunu düşünüyor.

NÜKLEER ÇUBUKLARA NE OLDU

“TAEK, tel örgü çekerek radyasyonu hapsettiğini zanneden dünyadaki tek kurum” diyen Küçükgül, bugüne kadar hiçbir bilimsel tedbirin alınmadığı söyledi. Küçükgül, önemli bir konuyu gündeme getirerek, “Oraya ilk gittiğimde nükleer çubuk kutuları vardı. O nükleer çubuklar ne oldu” diye sordu.

YAŞAMLARIMIZ HİÇE SAYILIYOR”

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Helil İnay Kınay da nükleer maddelerin İzmir'e nasıl geldiğinin ve bu alana nasıl gömüldüğünün henüz açıklanmadığını belirtti. Radyoaktif atıkların temizlenmesi için hiçbir ilerleme kaydedilmediğini vurgulayan Kınay, “Nükleer santralleri mutfak tüpünden daha az tehlikeli gören, ÇED süreçlerini halkın katılımını engelleyen yönetimlerin Gaziemir'deki vakaya da duyarsız kalması yaşamlarımızın hiçe sayıldığının acı bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

SAĞLIK BAKANLIĞI VERİLERİ HALKTAN SAKLIYOR”

Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, Gaziemir'deki radyoaktif atıkların 12 yıldır temizlenmemesine dair tepkiyi dile getirdi. Bozoğlu, “O bölgede yaşayan insanlar yıllardır risk altında. Çocuklar okullara giderken toprağın altında ve üstünde bulunan radyoaktif atıkların yanından geçiyor. Orada yaşayan vatandaşlar, çocuk düşürme ve kanser vakaları sayısında artış olduğunu söylüyor. Sağlık Bakanlığı bölgeye ilişkin sağlık verilerini bizimle paylaşmıyor ve kamuoyundan gizliyor” dedi.

TAEK GÖREVE”

Bozoğlu, “Hükümet tarafından ‘Sıfır Atık' projesinin tüm Türkiye'de uygulanacağı söylenirken 12 yıldır İzmir'de bulunan atıklara ne zaman çözüm bulunacak? Radyoaktif atıkları bertaraf etmekte asli görevli olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu neden vazifesini yapmıyor? Bunu yapmayacaksa TAEK niçin var” diye sordu. Bozoğlu, “Çernobil'de yaşanan etki ne ise Gaziemir'deki de odur” dedi.

BEKO KONUYU TBMM'YE TAŞIDI

CHP İzmir Milletvekili Kani Beko konuyu TBMM gündemine taşıyarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Beko, en son ne zaman ölçüm yapıldığını, ülkeye girişi yasak olan tehlikeli maddelerin kimler tarafından nasıl getirildiğini, sorumluların niçin cezalandırılmadığını, radyoaktif kalıntılar sebebiyle bölgede kaç kişinin öldüğünü ve hastalandığını, atıkların neden hala temizlenmediğini sordu.

Son güncelleme: android-time 18:12 07.08.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more