Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

Amerika’nın uçuş yasağını kaldırmasına çok sevindik!

25 Eylül 2019

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Amerika'nın uçuş yasağını kaldırmasına çok sevindik!

Milli Savunma Bakanlığı tarafından dün sosyal medya üzerinden paylaşılan bir mesajda aynen şöyle deniyordu;
“Doğal Kararlılık Harekatı kapsamında iki adet F-16 ile bugün 10.00-12.00 saatleri arasında Suriye hava sahasında uçuş icra edildi.”
Bakanlık, uçuş koordinatlarını vermedi ancak daha sonra verilen bilgiler doğrultusunda bu uçuşun daha önce Amerikalılarla birlikte karadan yapılan ortak kontrol rotasında olduğu anlaşıldı.
Yandaş medyaya konuşan kimi güvenlik uzmanları, bu uçuşların zamanlamasına dikkat çekerek, “Erdoğan'ın Amerika gezisine denk gelen bu uçuşlarla PKK-PYD'nin bu bölgedeki yapılanması havadan gözlemlenmiş oldu” dediler.
Yine yandaş medya bu gelişmeleri, “sınırda hareketlilik” olarak değerlendirdi.
Son zamanlarda bölgede ne olup bittiğini ve Amerika ile ilişkilerin geldiği noktayı pek iyi izlememiş olanlar için elbette “heyecan verici” bir haberdi bu.
Sanki Türkiye'nin Amerika'ya rağmen bölgede atak hale geldiği ve her an Suriye'ye gireceği izlenimi veriliyordu.
Aylardır “Uçaklarımızı bölgede uçuramıyoruz, öyle ki helikopterlerimiz kendi topraklarımızda bile uçamıyor” diyordum.
Bu nedenle Türk savaş uçaklarının Suriye hava sahasına girmeleri benim için de şaşırtıcıydı.
Bunun nasıl olduğunu yandaş gazetenin yazarından öğrendim.
Kendi politikaları gereği, Erdoğan'ın Suriye konusunda Amerika'yı şiddetli sıkıştırdığını yazan bu gazetenin yazarı, iktidarı övmek isterken satır arasında kalan bir cümle ile gerçeği ortaya sermiş.
Şöyle diyor o yazar; “ABD, Türkiye'nin Suriye'ye girmesini istemiyorsa Güvenli Bölge konusunda, Türkiye'nin taleplerini karşılamak zorunda kalacak. Erdoğan- Trump görüşmesi gerçekleşmeden, ABD bir adım daha attı. Kasım 2015'ten beri verilmeyen izni verdi. Türk F-16'ları Suriye'nin kuzeyinde uçtu.”
Acaba bu yazar, böyle bir ifşaatı bilerek mi yaptı yoksa farkında bile değil mi, bilemiyorum. Gazetecilik duygusunun ağır basmış olduğunu düşünmek açıkçası hoşuma gider.
Amerika, Suriye topraklarında Fırat'ın doğusunda uçmamıza izin vermiyordu.
Rusya ise Suriye topraklarında Fırat'ın batısında uçmamıza izin vermiyor.
Rezaleti görüyor musunuz?
Kendi ülkemizin güvenliği için kendi sınırlarımızda ne yapacağımıza biz değil, yabancı ülkeler karar veriyor.
Benim askerim ancak Amerika'dan izin alabildikten sonra uçaklarını terör örgütünün yuvaları üzerinde uçurabiliyor.
Ve ne acıdır ki, böyle bir iznin verilmesini sevinçle karşılıyoruz.
Demek ki, önümüzdeki günlerde Rusya'dan da izni koparabilirsek “Artık sınırımızın tamamında kendi uçaklarımızı uçurabiliyoruz” diye neredeyse sevinçten bayram ilan edeceğiz.
Bu yazıyı okuduğunuzda muhtemelen Erdoğan-Trump görüşmesi yapılmış olacak.
Artık şuna çok eminim: Bu görüşmeden sonra Türkiye, Suriye'ye girmek fikrinden vazgeçecek, yine Amerika'nın dümen suyunda, oradan gelecek talimatlar doğrultusunda hareket edecek. Yeni bir oyalama takvimi başlayacak. Bir ara yine esip gürleyecek ve “Şu kadar süre içinde isteklerimiz yapılmazsa gireriz” diyeceğiz. Süreç başa alınacak, yine görüşmeler yapılacak, yine girmekten vazgeçeceğiz ve oyalama sürecine gireceğiz. Sonra yine aynı, yine aynı. Ta ki Amerika ile Rusya anlaşıp bölgede bundan sonra ne olacağını bize tebliğ edene kadar. Ama bu süreçte ne yazık ki halkın yarıya yakını, müthiş bir destan yazıldığını sanacak.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Hepsi iyi de fotoğrafı niye gizlice çekmiş ki?

Açık söyleyeyim hiçbir art niyet aramıyorum.
Maliye Bakanı damat Berat Albayrak'ın, eşi ve çocuğu ile New York'taki Central Park'ta çekilmiş bir fotoğrafı yayınlandı dün sosyal medyada.
Uzaktan çekildiği anlaşılan ve biraz flu olan fotoğraftaki kişilerin Albayrak çifti olduğu dikkatli bakılınca anlaşılıyor.
Öğle saatlerinde bu fotoğrafın kim tarafından çekildiği de ortaya çıktı.
Meğer New York'ta turistik faytonculuk yapan bir Türk çekmiş bunu. Adı Nurettin Kırbıyık olan faytoncu, daha sonra gidip Berat Albayrak ve eşi Erdoğan'ın kızı Esra Albayrak'la sohbet de etmiş.
Kırbıyık, “Berat Albayrak eşi ile yürüyor ve çocuk arabasını sürüyordu. Baş başalardı, etraflarında pek kimse yoktu. İnsanların gayet mutlu normal yürüyebileceği bir ortam” demiş ve eklemiş; “İlk geldiklerinde 2004 ya da 2005'te, ben kendilerini gezdirmiştim zaten. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Emine Hanım, damadı ve kızını gezdirmiştim. Beni tanıyabildi mi bilmiyorum ama ben ‘Hoş geldiniz' dedim. Dün bütün arkadaşlar görmüşler, 3-4 saatlik bir gezi yaptılar Central Park'ta.”
Tabii bu fotoğraf ünlü çiftin aralarının kötü olduğu hatta ayrıldıkları yolundaki dedikoduların da önüne geçen bir kare, bunu da kabul etmek gerek.
Sadece merakımı çeken bir nokta var.
Faytoncu Nurettin Kırbıyık, Berat-Esra Albayrak çiftinin yanına gitmiş, konuşmuş hepsi iyi güzel de fotoğrafı niçin gizlice çekmiş?
Oysa madem yanlarına gidip sohbet etti, bir hatıra fotoğrafı çektirebilirdi.
Başında da dediğim gibi art niyet aramıyorum, belki de damat bey fotoğraf çektirmek istememiştir.
Yine de tuhaf geldi.
Önce gizlice çekilmiş flu bir fotoğraf geliyor, sonra bunun öyküsünü öğreniyoruz.
Neyse, bana ne?

Bİ SORALIM BAKALIM

Teröristler hep Irak tarafındaysa Suriye'dekileri ne yapacağız?

İktidar hemen her gün kaç PKK'lı teröristin öldürüldüğünü açıklıyor.
Bunların çoğu hava operasyonları. Uçaklarımız genellikle Irak tarafına geçiyor ve teröristleri imha ediyor. Bazen ülke sınırları içinde de aynı tür operasyonlar yapılıyor.
Dün de uçaklarımız 7 teröristi yok etmiş.
Burada anlamadığım bir şey var.
Milli Savunma Bakanlığı, açıklamasında, “Kış hazırlıkları içerisindeki 7 terörist, silahları ile birlikte etkisiz hale getirilmiştir” deniyor.
Yani bu teröristler, eylem içinde değil, her neyse artık o, “kışa hazırlık” yapıyorlarmış.
Peki terörist olduklarını nereden biliyorlar?
Bir diğer nokta da şu: Asker ve polis operasyonlarını hep Irak tarafında yapıyor.
İçişleri Bakanı, topu topu 600 terörist kaldığını söylüyor.
Buna karşı Suriye tarafında 150 bin üniformalı, güçlü silahlarla donatılmış, ellerinde bol miktarda patlayıcı ve mühimmat ile zırhlı araçlar olan teröristler var.
Bu teröristlerin de “yapılan operasyonlar sonucu silahlarıyla birlikte imha edildiklerini” ne zaman duyacağız acaba?

KOMİK

CHP, bir gün farkla Emmy Ödülü'nü kaçırdı

Emmy ödülleri pazartesi gecesi dağıtıldı.
Emmy ödülleri televizyon dünyasının Oscarları olarak biliniyor
Tüm dünyanın canlı izlediği gecede “en iyi komedi programlarına” da ödül verildi.
Şansa bakın ki, tam da ödül verildiği sırada Türkiye'de oynanan bir komedi programı bundan mahrum kaldı.
Oysa “CHP, IMF ile gizli toplantı yaptı” haberi, o geceye yetişse en iyi komedi programı ödülünü alabilirdi.
Şaka bir yana, Türkiye gerçekten çok komik bir ülke haline getirildi.
Zaten iktidarın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen, ellerinde belli bir görüşme planı olan IMF heyetinin, CHP'lilerle herkesin gözü önünde, bol bol fotoğrafların çekildiği bir salonda “gizli toplantı” yaptığını ileri sürmek komedi programı senaristlerinin bile aklına gelmez herhalde.
İktidar sözcüleri, sanki resmi toplantıları yapanlar kendileri değilmiş gibi “Haydi açıklayın ne konuştuğunuzu, millet görsün IMF ile kimin ilişkide olduğunu” diyen akla ziyan açıklamalar bile yaptılar.
Aslına bakarsanız bütün bunlar tükenişin işaretleridir.
Yerel seçimlerde ağır darbe yiyen, bu nedenle ne zaman olacağını kendilerinin de bilemediği bir seçimde, tümüyle gitme paniğine kapılan iktidar, bu tür saçma sapan haberlerden medet umar hale geldi.
Açıkçası bu gidişle muhalefetin bir şey yapmasına bile gerek kalmadan, bu iktidar kendi kendini yiyip bitirecek.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

İki konuşma arasındaki farkları bulun

Amerika Başkanı Trump, 7 Şubat 2019 günü her yıl yapılan Dua Günü toplantısında rahip Brunson'un beklenmedik bir anda serbest bırakılması ile ilgili şunları söyledi;
“Ben göreve gelmeden çok uzun bir süre boyunca oradaydı ve ben, ‘Onu bırakmalısınız' dedim. Daha sonra ‘Onu bıraksanız iyi olur' dedim ve onu bıraktılar.”
Trump, 8 ay sonra 23 Eylül 2019'da Birleşmiş Milletler toplantıları kapsamındaki ‘Dini Özgürlüklerin Korunması için Küresel Çağrı' oturumunda ise bu kez şöyle konuştu;
‘'Geçen sene çok güçlü bir adamla kısa ve saygılı bir müzakerenin ardından Rahip Brunson'ı eve getirdik ve sonra Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arkadaş olduk.”
Arada bir fark var mı, varsa nedir? Bunu da siz bulun artık.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more