Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

Geldikleri gibi gittiler

7 Ağustos 2019

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bazı gazetelerin Ankara Temsilcileri ve yazarlarıyla bir araya geldi ve kayıtları başka illerde olan sığınmacıların, yakalanıp kayıtlı oldukları illere gönderildiğini söyledi. Bunun için sayılar verdi. Aslında yapılan tabii doğru bir işlem ama önemli olan bunun uygulanması, sığınmacının kayıtlı olduğu ilde ikametlerinin sağlanmasıdır. Ancak durum hiç de bakanın açıkladığı gibi değil.

İstanbul'da yakalanıp sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerine götürülen Afganistan ve Pakistan uyruklularından yaklaşık 600'ü de Osmaniye'de bulunan merkeze getirildi. 24 Temmuz'da Osmaniye'ye getirilenler hakkında hemen hiçbir işlem yapılmadan sokağa salındı. Açıkçası getirildiler, onlar da ortada bırakılınca gittiler.

BAKANA KIRMIZI KART

Yabancı uyrukluların ülkemizde karıştığı olayları öğrenmek de mümkün olmuyor. Ancak, şu bir gerçek ki, yabancı uyrukluların illerinde ilçelerinde olmalarını yörede yaşayanlar istemiyor. Niğde'nin Bor ilçesi gibi 15 yerde “Geri gönderme merkezi” kurulacak. Bakan Süleyman Soylu'nun bu kararına şiddetle itiraz geldi. CHP Niğde İl Başkanı Erhan Adem, şunları söyledi:

“İstanbul'dan Osmaniye'ye getirilenler hakkında hiçbir işlem yapılmadan sokağa bırakıldığını biliyoruz. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya soruyorum: Bor ilçesi sınırları içerisinde yapılması düşünülen geri gönderme merkezinden, Osmaniye'de yapılan uygulamanın aynısı yapılırsa bu Bor ilçemizde infial yaratmaz mı? Çıkacak herhangi bir olayın önünü kim kesecek, bu sorumluluğu kimler alacak? Biz CHP il örgütü olarak yapılan mülteci politikasını şiddetle kınıyoruz, bundan dolayı hem İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya, hemde Bor ilçemizde yapılması düşünülen geri gönderme merkezine kırmızı kartımızı gösteriyoruz.”

BU NASIL SIĞINMACILIK?

Mülteci, sığınmacı, göçmen hep birbirine karıştırılır. Örneğin, ülkemizde bulunan Suriyeliler için “mülteci” denilir ama bu doğru değil. Doğrusu “sığınmacı” olduklarıdır. Sözleşmede mülteci, “ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi” olarak tanımlanıyor. Yani mültecilere; uluslararası anlaşmalarla özel statü ve hukuki koruma sağlanıyor.

Türkiye, 1951 Cenevre Mülteciler Sözleşmesini coğrafi sınırlamayla kabul etmişti. Avrupa ülkeleri dışından gelenler ülkemizde “sığınmacı” kabul ediliyor. Sığınmacı, mülteci olarak uluslararası koruma arayan ancak statüleri henüz resmi olarak tanınmamış kişilere deniliyor. “Göçmen” ise ülkesinden ekonomik veya diğer nedenlerle gönüllü olarak ayrılan kişi demek. Yani göçmenler ülkelerini kendi istekleri doğrultusunda terk ederken, mülteciler ülkelerini terk etme zorunda kalan ya da terk ettirilen kişilerden oluşuyor.

AYRICALIKLILAR

Suriye'den ülkemize gelen 4 milyona yakın kişi de sığınmacı durumunda. Ama, ülkemizdekiler artık “sığınmacı” durumundan çıkmış, Türk vatandaşlarının ötesinde haklara sahip konuma getirilmiş. Türk vatandaşıyla en az 3 yıllık evli olanlar, ülkemizde 5 yıldan fazla ikamet edenlerin yanı sıra, önemli meslek sahibi, yatırım yapabilecek parasal gücü olanlar da “istisnai vatandaş” olarak alınabiliyor. Şu anda bu yolla 80 bini aşkın Suriyeli vatandaşımız oldu.

Bayramlarda ülkesine gidiyor, kalıyor ve daha sonra dönebiliyorsa, bunlara “sığınmacı” da denilemez. Çünkü, 1951 tarihli sözleşmenin hiçbir statüsü, ülkemizde bulunan Suriyeliler için geçerli değil. Ülkesinden can güvenliği nedeniyle kaçtığını bildiklerimiz, ülkelerine gidebiliyor, orada kalabiliyor, işlerini yapabiliyor. O zaman, bunların ülkemizde bulundurulmasının farklı nedenleri olabilir.

İRANLILAR'A NE YAPMIŞTIK?

Körfez Savaşından önce İranlı 3 bin civarında rejim muhalifi  Irak'a sığınmıştı. Dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, bunlara “mülteci” sıfatı verdi. Barındıkları bölge, Körfez savaşı sırasında uçuşa yasak bölge ilan edildi. Saddam'ın “mülteci” sıfatı verdiği İranlılar da  o bölgede yaşıyordu.

ABD, bunları Saddam'a karşı kullanmak üzere eğitti. İkinci Körfez Savaşı'ndan sonra ABD, İranlı mültecilerin Türkiye'ye sığınmasını istedi. Onlar da, Irak'tan, İran'a geçiş yaptı ve  İran üzerinden Türkiye'ye girmek istedi. İşte, devletimiz kararlılığını gösterdi, mevzuatımız gereği, sığındığı ülkeden, kendi ülkesine gönüllü dönenler, mülteci sıfatını kaybettiği için artık başka bir ülke tarafından sığınmacı ya da mülteci sıfatı alamayacağı için ülkemize girenleri sınır dışı etti, girmek isteyenleri de almadı.

Bu gelişmeleri bilenler, sığınmacı konumunda ülkemizde olan Suriyelilerin, istediği zaman Suriye'ye gidip geldiğini görünce, “Böyle olmaz, böyle olmamalı” demekten başka bir şey yapamıyor. Bakan Süleyman Soylu, bakanlık görevi devam ederse daha çook basın toplantısı düzenler.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more