Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Ölmemizi bekliyorlar

3 Ocak 2019

Haberi cumartesi akşamı aldım.
Yılbaşında yazmak istemedim.
İki sebebi vardı:
Yılbaşında insanların canını sıkmak istemedim.
Diğeri, “devlet gerekeni yapar” diye düşündüm. (Ah benim iflah olmaz iyi niyetim!)
27 yıl önceydi…
Haberi alır almaz gazeteci Hikmet Çiçek, avukat Nusret Senem ile yola çıktık. Kente vardığımızda 2000'e Doğru Dergisi'nin Diyarbakır bürosu kanlar içindeydi. Her yerde polis vardı…
Derginin Diyarbakır temsilcisi gazeteci Halit Güngen gece yarısı katledilmişti.
Kim/kimler öldürmüştü? İki gün önce dergi kapağında, “Hizbullah, Polis Çevik Güç Merkezi'nde Eğitiliyor” haberini yapmış ve haberi belgelendiren fotoğraflar yayınlamıştı. Derginin başyazarı Doğu Perinçek basın toplantısı yaptı; katillerin belli olduğunu söyledi. Devlet umursamadı bile. Çünkü…
1990'larda… Devlet, muhalif gazetecileri, aydınları öldüren Hizbullah örgütünü koruyordu.
Gazeteci Halit Güngen kanlı örgütün 17'nci infazıydı! 1990'lar boyunca Hizbullah, 526 kişiyi öldürdü.
Zamanla… İnsanları işkenceyle katledip evlerin beton katlarına gömen acımasız Hizbullah örgütünün hedefi Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan oldu! Devlet “canavar” yarattığının farkına geç vardı!
2000 yılında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde “Hizbullah Ana Davası” açıldı. Gazeteci Güngen cinayetiyle ilgili Fuat Balca, Abdülkerim Kaya, Cemal Tutar ve M. Faysal Bozkuş yargılandı. Dosyaları Yargıtay'da iken AKP döneminde çıkarılan “Torba Yasa”  ile cezaevinden çıktılar. Sonra müebbet ceza aldılar ama izlerini kaybettirdiler…
Bu hatırlatmayı neden yaptım?

Erdoğan'ın sözleri

Hizbullah örgütü mensupları bugün ne yapıyor?
Bu öylesine sorulmuş bir soru değil…
Tarih: 13 Ekim 2018.
Kur'an Çalışmaları Vakfı tarafından İstanbul'da “Hayatın Anlamı İman” sempozyumu yapıldı. Sebebi… -Pek açık söylemeseler de-, Erdoğan'ın geçen 8 Mart'ta  “Siz İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız” konuşmasıydı.
Bu söz “İslam'da tarihselcilik” tartışmaları başlattı: “Kur'an-ı Kerim kelime olarak mı indi, mana olarak mı indi?”
Sempozyumda şaşırtıcı bir olay gerçekleşti:
“Dönemsellik göz ardı edilemez” diyen Prof. Ömer Özsoy ve Prof. İlhami Güler'in konuşmaları engellendi. Bu durumu protesto eden Prof. Mustafa Öztürk gözyaşlarını durduramadığı konuşmasında şöyle dedi:
“Bu gidişat iyi bir gidişat değil. Bu böyle giderse, bu şımarıklık pervasızlık böyle sürer giderse, biz Pakistan olacağız, Müslümanlar birbirinin gırtlağını sıkacak…
İlahiyat da benim, Diyanet de benim, devlet de benim, din de benim diyen bu kitlelere artık bir dur denilmesi gerekiyor. Bu faşizan dile artık bir son verilmesi devletin boynunun borcudur…”
Asıl olay bundan sonra çıktı…

Erdoğan'ın gücü

Devlet sustu…
Prof. Öztürk'e yanıt, “Kadınlar kot pantolon giymesin, kaşını almasın, üniversiteye gitmesin” diyen Diyanet görevlisi İhsan Şenocak'tan geldi: “Bu sözler Charlie Hebdo'dan daha tehlikeli. Kur'an'a saldırmaya devam ettiği müddetçe menzilimizden çıkmayacağını bilmesini isteriz.”
Charlie Hebdo; El Kaide'nin dokuz çalışanını katlettiği Fransız dergisi…
“Menzil”; Hizbullah'ın bir kolu…
Bu kadarla kalmadı… Balıkesir Havran Müftüsü Ahmet Mehmetalioğlu, “Peygamberimiz olsa bunu öldürtürdü. Ka'b bin Eşref'i öldürttüğü gibi…” dedi.
Bir grup ilahiyatçının olduğu WhatsApp grubunda, “Ulema sorgulasın. Tövbe etmezse katledilmeli” şeklinde fetva verildi.
Korumasız kalan Prof. Mustafa Öztürk yurtdışında yaşayacağını açıkladı.
Gelelim Odatv'ye…
Tarih: 8 Ağustos 2015.
Diyanet İşleri Başkanlığı IŞİD raporu yayınladı. Devletin Anadolu Ajansı şu haberi geçti: “Kur'an-ı Kerim'deki ‘Habibim, ben Kur'an'ı eşkıyalık yapılsın diye göndermedim' ayetine atıfta bulunan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ‘Kur'an-ı Kerim'i bugün eğer birileri kendi eşkıyalığının referansı haline getirdiyse, bizim bütün alimlerin, bütün eğitimcilerin, İslam dünyasındaki bütün eğitim kurumlarının bunun üzerinde durması lazım…'”
Odatv'de, ilahiyat mezunu din öğretmeni Nafiz Ay'ın, aynı minvalde makale yazmasından 40 gün sonra ne oldu dersiniz: Hizbullah yayın organına konuşan Siirt Müftüsü Ahmet Altıok şöyle dedi: “Charlie Hebdo davasında olsun, Efendimiz döneminde Ka'b Bin Eşrefler olsun” diye isimler vererek, “insanların hiçbirinin yanına kâr kalmamış bu yaptıkları biliyorsunuz. Özür dilemeye davet ediyorum bu beyefendileri. Çünkü tevbe kabul edilir biliyorsunuz (gülümsüyor) ölmeden önce.”
Devletin müftüsü Odatv için katli vacip dedi.
Görülüyor ki, Hizbullah “Diyanet gömleği altında!”
Ben bunu 27 yıl önce yaşadım…
Buna rağmen bekledim. Sandım ki devlet, bu müftüye haddini bildirecek!
Ne gezer. Ölmemizi bekliyorlar.
Demek Erdoğan'ın gücü bunlara yetmiyor!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more