Sözcü Plus Giriş
ÜMİT ZİLELİ

“Lanetleri hep onlarla kalacak!”

6 Kasım 2019

Ergenekon-balyoz kumpasları döneminin ünlü isimleri Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan tahliye edildi…

Mehmet Altan ise daha önce serbest kalmıştı zaten; mahkemede ise beraat etti.. Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; benim içimde bazı kişi ve çevrelerde olduğu gibi hiçbir sevinç duygusu uyandırmadı, ancak üzüntü de duymadım…Yaşları 70'leri aşmış, 80'lere yol alan kişilerin tutuklu kalması benim için sevinilecek bir durum değildi elbette…

Ancak, 2008'lere gidiverdi aklım; o zamanlar özel olarak kurulmuş Taraf gazetesinin manşetlerini, Ahmet Altan'ın başyazılarını düşündüm.. Mehmet Altan'ın Star gazetesindeki başyazılarını anımsadım… Nazlı Ilıcak'ın, bir ikisinde benim de bulunduğum Tv programlarında üçer beşer Silivri zindanına gönderilen yurtseverler hakkında yaptığı son derece acımasız, iftira sözcüğünü bile masum kılan suçlamalar geçti gözümün önünden! İntihar eden, onulmaz hastalıklara yakalanan insanlar, hayatları paramparça olan aileler düştü aklıma!..

Çok uzun süren, bitmek bilmeyen o dönemde Silivri mahkemelerinde gördüklerimiz yaşadıklarımız karşısında kahrolurken, gözyaşlarına boğulurken, Ahmet Altan'ın yönettiği, benim “The Taraf” adını taktığım gazete benzeri şey, örneğin şu manşetle çıkıyordu:

1923'te kuruldu, 2008'de arınıyor!

Bu, en iğrençler arasında birinci olan manşetti! İnsanları diri diri gömmeye destek çıkan o manşetlerden hangi birini anlatayım, bilemiyorum; mesela Balyoz Davası için atılan “Fatih Camii bombalanacaktı” “Kendi jetimizi düşürecektik” manşeti, örneğin TSK komuta kademesinin başta Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner olmak üzere istifa ettiğinde atılan “Daha karpuz kesecektik” manşeti bunlardan yalnızca birkaçıydı!

Ahmet Altan'ın yazılarından ise adeta kan damlıyordu!..

Söyledikleri yalan ve iftiralarla birlikte çöktüler!

Mehmet Altan, yıllarca Ergenekon ve Balyoz davalarını desteklemek için birçok yazı kaleme aldı…

Ancak, liberal “paydaşlar” AKP iktidarı tarafından “paydaşların yararlılık dönemi sona erdi”  düşüncesiyle afişe edilip kenara atıldıktan sonra ve tabii ki Star gazetesindeki işinden kovulduktan sonra geri planda kaldı ve eleştiri mahiyetinde bir kaç yazı yazdı…

Nazlı Ilıcak ise televizyonların yıldız isimlerinden biriydi… Kumpas davalarının ne denli haklı, nasıl da gerçek olduğunu anlatan başlıca cengaverlerden biri de oydu… FETÖ'cü polislerin, savcıların yandaş medyaya el altından sızdırdığı yalanların, iftiraların en büyük savunucularından biri oldu hep…

İşte bu isimler, vazgeçilmenin, itilip kakılmanın hıncıyla iktidara karşı muhalefet yapmaya başladılar sonraları… Bu arada tüm davaların kumpas olduğu bizzat iktidarın önde gelenleri tarafından itiraf edildikten, çöktükten sonra!..

Yine de vazgeçmediler; kumpas davalarını, sonraları “yanılmışız, aldanmışız” dedikleri Fetullahçılarla birlikte savunmaya devam ettiler… Sonrası malum, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası eski defterler karıştırıldı; bir televizyon programında söyledikleri baz alındı ve bu defa onlar Silivri zindanına gönderildi!..

Ancak ellerindeki kan, ölüme gidenlerin ve ailelerinin ahı hep yanlarındaydı!..

Ne yazık tarihe bu şekilde geçmek!

Şimdi serbestler…

Ancak bu bir şey değiştirmiyor; hayatlarını çaldıkları, zindanlarda çürüttükleri insanların, yaşama küstürdükleri ailelerin “ahı” her daim yanlarında olacak, bundan en ufak kuşkum yok!..

Sevgili kardeşim, CHP eski milletvekili Dr. Ceyhun İrgil, tahliye kararının hemen ardından şu mesajı paylaştı:

Kudret ellerindeyken Ergenekon dava kumpaslarına çanak tutup, binlerce insanı hedef göstermişlerdi… Ve hepsinin masum olduğu ortaya çıktı…

Tamamen katıldığım bu sözleriden sonra ise İrgil, şöyle devam etti:

Ölen, Ali Tatar, Kuddisi Okkır, Türkan Saylan, Cem Çakmak, Kaşif Kozinoğlu, Emcet Olcaytu, Murat Özenalp'in lanetleri hep onlarla olacak!..

Ben bu isimlere 4 gün sorguda uykusuz bırakıldıktan sonra serbest bırakılan, daha sonra yaşadıklarından ötürü hastaneye kaldırılıp açık kalp ameliyatı olan ve ameliyat yeri ne olur ne olmaz diye günlerce açık bırakılan ve hayata tutunamayan 83 yaşındaki sevgili İlhan Selçuk'u, sevgili Uçkun Geray'ı, Sevgili Engin Aydın'ı, evgili Soner Polat'ı da eklemek istiyorum..

Bu arkadaşlar ve çil yavrusu gibi yurtdışına savrulan diğer liberal paydaşlar, içerde ya da dışarda hiç farketmez insanların vicdanında lanetlenmişlerdir…

Hem de hiç affedilmemecesine!..

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more