Sözcü Plus Giriş

Eddie Van Halen’ın ardından: ‘Eryaman’daki o öğrenci evine girmeyi nasıl başardıysa…’

Müzik tarihinin en önemli gitar virtüözlerinden Eddie Van Halen, 65 yaşında gırtlak kanserine yenik düştü. Mötley Crüe'nün kurucularından Nikki Sixx'in "Rock gitarın Mozart'ı" sözleriyle tanımladığı Van Halen, kusursuz ve çığır açan tekniğiyle sayısız genç müzisyene ilham olmuş ve sayısız hayatta yer edinmişti. Eryaman'da bilgisayar başında oyun oynayan bir grup gencin hayatında bile...

Metin AKTAŞOĞLU
Güncellenme: 13:24, 07/10/2020
Eddie Van Halen’ın ardından: ‘Eryaman’daki o öğrenci evine girmeyi nasıl başardıysa…’

Bir sanatçı ‘gittiğinde’ o kayıp, dünyanın diğer ucunda bile göz yaşına hatta bir yas tutmaya dönüşebiliyor. Bu kimi zaman abartılı ve tuhaf gözükme riski de taşıyan bir davranış… Ancak kişisel deneyimden bir tümevarım yapmak gerekirse bir insan -özellikle de bir genç- bazen yanında bir dost, bir sevgili ya da bir aile bulamayabilir. Ama kulaklığın diğer tarafındaki ‘ses’in yanınızda olacağına, sizinle konuşacağına güvenebilir, o sese sarılabilirsiniz. Kuşkusuz Eddie Van Halen da o seslerden biriydi.

Müzik tarihinin en önemli gitar virtüözlerinden Eddie Van Halen, 65 yaşında gırtlak kanserine yenik düştü. Çığır açan bir müzisyen olan Eddie, kardeşi Alex ile kurduğu efsanevi Van Halen grubu ile rock tarihinde önemli kilometre taşlarından biri haline geldi. Peki Van Halen’ı özellikle de Eddie’yi böylesi unutulmaz bir ikon haline getiren neydi? Eddie neyi değiştirmişti?

Kimimiz onu 100 Greatest Guitar Solos (En İyi 100 Gitar Solosu) listesinin iki numarası Eruption ile, kimimiz Micheal Jackson’ın unutulmaz ‘hit’i Beat It‘deki solosuyla hatırlıyor. Kimimiz de davulcu kardeşi Alex Van Halen ile kurduğu glam metal/hard rock/heavy metal grubu Van Halen’ın kulaklara kazınan Jump, Ain’t Talkin ‘Bout Love, Runnin’ With the Devil, Hot for Teacher, Unchained, Dance the Night Away, Panama, You Really Got Me, Summer Nights gibi parçalarıyla hatırlıyor.

26 Ocak 1955’te Amsterdam’da dünyaya gelen Eddie Van Halen, ailesinin 1962’de Pasadena, California’ya taşınmasıyla, çocukluğunu, gençliğini ve unutulmaz bir gitarist kimliğini kazandığı kariyerini ABD’de sürdürdü.

Müzik yaşantısına piyanoyla başlayan ve nota okumayı bilmemesine rağmen Bach ve Mozart eserlerini emprovizasyonla yorumlayan Eddie, daha sonra davula geçmişti. 1995’te Rolling Stone’a verdiği röportajında nota okumayı bilmemesini şöyle anlatıyordu: “Sanırım doğuştan gelen bir yetenek. Bazı şeyler kolay geliyor ancak yine de çalışmam da gerekiyordu… Ama küçük yaşlarda iyi bir kulağım olduğu aşikardı çünkü nota okumayı hiç öğrenmedim. Öğretmenlerimi 6 yıl kandırdım. Okuyamadığımı bilmiyordu. Parmaklarına bakar ve çalardım.”

İlk gençlik dönemlerinde, elektro gitar çalan kardeşi Alex’le enstrüman tercihlerini değiştirmesi Van Halen efsanesinin de başlangıcı olacaktı.

ʻʻ
Ben de o zaman senin lanet gitarını çalarım
Ben, aldığım davul kitinin parasını ödeyebilmek için gazete dağıtırken, Alex davulumu çalıyordu. Wipeout'u o çalabiliyor, ben çalamıyordum. Yani bu bir sinir meselesiydi aslında; çünkü davul çalmak istiyordum ama o benden daha iyiydi. Ben de o zaman 'Tamam, ben de senin lanet gitarını çalarım' dedim.
Eddie Van Halen, kardeşi Alex'le enstrümanları nasıl değiştirdiklerini 1995'te Rolling Stone'a anlatmıştı.

1972’de grup kurmaya karar veren ve 1974’te grup için Van Halen isminde karar kılan iki kardeş, Batı Yakası’nda 70’lerin ortalarında ses getirmeye başlamıştı bile.

Sonraki yıllarda sayısız başarılı albüme ve hit parçaya imza atan grup rock tarihinin en önemli grupları arasına adını yazdırmayı başardı. 2007’de Rock and Roll Hall of Hame’e dahil edildiğinde grup ve Eddie Van Halen, çoktan adını efsaneler arasına yazdırmıştı.

BULUTSUZLUK ÖZLEMİ'NİN ARDINDAN KARİYERİNE KESMEŞEKER'DE VE SOLO OLARAK DEVAM EDEN DEMİRHAN BAYLAN, SÖZCÜ'YE EDDIE VAN HALEN'IN ETKİSİNDEN ŞÖYLE SÖZ ETTİ:
Hep söylerler; müzik en soyut sanattır diye. Bu kadar soyut bir şeyi anlamlandırabilmek için ikonlara, “İyi nedir? Bundan sonra ne yapmalıyım?” sorularına cevap olabilecek referanslara ihtiyacımız var. Bach, Mozart, Beethoven, Miles Davis, Charlie Parker, Aşık Veysel veya Neşet Ertaş gibi... Rock'n Roll tarihinde de böyle bir çok figür var. Bir elektro gitar müziği olarak rock, özellikle 60 sonlarından başlayarak tüm dünyada çok derin etkiler bıraktı. Belki de artık miadını doldurdu da diyebiliriz... Bu konu içinde 3-5 tane zirve önemde müzisyen var. Hiç şüphesiz 70'ler sonu ve özellikle 80'lerin tamamında en büyük etkiyi oluşturmuş bir gitarcıyı kaybettik; Edward Van Halen. Kanımca Jimi Hendrix'ten sonra elektrik gitarı pop/rock dünyasında yeniden tanımlayan, “bundan sonra bu aletten bu sesler çıkacak, böyle çalınacak” diyen kişi oydu. Ondan sonra da bu kadar derin etki bırakmış başka bir gitarcı gelmiyor aklıma. Ölümü gerçekten bir dönemin kapanışını simgeliyor olabilir. Van Halen'ın müziğini, dünyaya sattığı dünya görüşünü eleştirebiliriz. Ultra zengin ve güçlü bir 80'ler Amerika'sının tamamen eğlence ve hedonizm pazarlama aracı olarak görmemiz çok kolay. Ancak bu durum Eddie Van Halen'ın yaratıcılığı, yeteneği ve müzik dünyasına katkılarını takdir etmemizi engellemez. Işıklar içinde uyusun. Müzikal olarak çok şey öğretti, suyun akışını değiştirdi. Onun ölümünden sonra “İyi nedir? Kim tanımlıyor?” sorusuyla yeniden başbaşayız.

Eddie Van Halen’ı gitarın Rushmore Dağı’na çıkaran ise bir gitar virtüözü olarak elektro gitar tekniğinde yeni sayfalar açmış olmasıydı. Grup çağının ötesinde sahne performanslarıyla zaten hep ön plandaydı -organizatörlerden olağanüstü taleplerde bulunuyorlardı. Örneğin kulise istedikleri M&M’s şekerlemelerinin kahverengi olanlarının ayrılmış olmasını istiyorlardı. Ama bu bir taktikti. Kahverengi şekerler ayrıldıysa organizatörler taleplerini okumuş, taleplerine saygı duymuş demekti. Aksi halde hazırlıkları yeniden gözden geçiriyorlardı- ancak özellikle Eddie’nin ‘tapping’ tekniğinin öncüsü olması ve ‘tapping’i (bağlamadaki şelpe tekniğinin elektro gitardaki versiyonu) melodik olarak da anlamlı bir şekilde icra etmesi birçok gitariste ilham vermişti.

ʻʻ
14-15 yaşlarında gitara başlamama sebep olan gitar kahramanlarımdan biri, harika müzisyen ve güzel insan.. İlk kırmızı gitarımı kırtasiyeden beyaz şeritler alıp onun gitarına benzetmeye çalışmış ve onun gibi pozlar vermeye çalışmıştım... Tüm rockerlara ve sevenlerine sabırlar diliyorum.
Gitarist Metin Türkcan, Eddie Van Halen'ı bu sözlerle andı.

 

Bu çok önemli. Eddie’nin attığı adımdan yıllar sonra, elektro gitar virtüözlerinden Guthrie Govan, anlamlı cümlelerle yapılan ‘tapping’in önemini bir röportajında “Gitar çalmak, konuşmaya benzer. Ne kadar hızlı konuştuğun değil, ne söylediğin önemlidir” sözleriyle ifade edecekti.

Bunların yanında onu unutulmaz noktasına getiren işlerin başında Michael Jackson’ın Beat It adlı parçasındaki solosu da yer alıyordu. Döneminin ve aslında tüm zamanların en büyük gitaristlerinden biri olarak kabul edilen Eddie, Beat It solosunda pop kalıpları içine sığabilecek, en doyurucu ve şarkının agresif havasına uygun en doğru cümleleri seçerek ABD’de ‘textbook’ denen ders niteliğinde bir solo yazmış ve yine zamanının ötesinde bir işe imza atmıştı.

 

Hatta, genel olarak tarzı “zamanının” o kadar ötesindeydi ki unutulmaz Geleceğe Dönüş serisinin baş karakteri Marty McFly’ın, babasını korkutmak için çaldığı kasetteki elektro gitar cümlelerinin altında Eddie Van Halen’ın imzası vardı. Kasetin üzerinde yazan “Van Halen” yazısı yıllarca bir spekülasyon olarak kalmış ve Eddie o sahne için “gürültüden ibaret” demişti. Van Halen, o sahnede kullanılan melodiyi kendisinin çaldığını 2012’de açıkladı. 1955’e dönüldüğünde baba McFly’ı korkutan beyin eriten uzaylı müziği geleceğin müziğiydi ve gelecek sınır tanımıyordu.

Lenny Kravitz, Eddie’nin ölüm haberi üzerine “Cennet, bu gece elektrikli olacak” derken John Mayer ise efsaneyi şöyle anıyordu:

'GİTARIN SÜPER KAHRAMANI'
'Eddie Van Halen gitarın süper kahramanıydı. Gerçek bir virtüözdü. İnanılmaz derecede iyi bir müzisyen ve besteciydi. Genç bir çocukken ona öykünmek, beni gitarı elime almaya sürükleyen itici bir güçtü. Enstrümanı üzerinde böyle bir kontrol ve ifade öne sürmesi aklımı başımdan almıştı. Gitar öğrenmek bana çok şey öğretti ancak hala Eddie Van Halen gibi çalmayı bana öğretemedi. Ve bu sebeple onu bir ergen hayranlığı ve merakıyla izlemeyi hiç bırakmadım ve söz veriyorum hiç bırakmayacağım. Onun aramızdan ayrıldığını öğrenmek çok çok üzücü. Ailesine, grup üyelerine, arkadaşlarına ve ekibine sevgilerimle. EVH sonsuza kadar!'

Yıl 2008. Ankara’da bir öğrenci evinde bilgisayar başındayız. Hararetli bir rekabet içindeyiz… Dönemi kasıp kavuran Guitar Hero’ya ve Guitar Hero’yu oynamak için gerekli ekipmana paramız yetmediğinden, malum ortamlardan oyunun ‘çakması’ Frets On Fire’ı bulmuşuz; efsane şarkıların yer aldığı paketi indirmişiz, bilgisayarın klavyesinde F tuşlarıyla sololar atıyor, coştukça coşuyoruz. Jimi Hendrix, Jimmy Page, Santana, Eric Clapton, Stevie Ray Vaughan oluyoruz. SRV’nin unutulmaz Texas Flood parçasında klavyeyi ağlatıyoruz… Derken kolektif bir gaflet anında “Eruption da varmış, denesek mi” diyoruz. “Yüzde kaç çalabileceğiz acaba?”

Oyundan soğuyoruz sonra, rekabete giriyor, uzun uğraşlar sonunda %70 çalabilen Sezer’i ayakta alkışlıyoruz… Zira Eruption’ı çalabilmek oyunda bile kolay değil! Gerçek hayatta böylesi bir eseri bestelemeye, bestelemeye cüret edebilmeye ve çığır açmaya zaten değinmiyorum bile! Eddie Van Halen cüret etmiş, başarmış ve gitar çalımında yeni yeni sayfalar açmıştı. Efsanevi gitarist, 6 Ekim’de gırtlak kanserine yenik düşerek hayatını kaybetti. ‘Aramızdan ayrıldı’ daha doğru tabirle. Zira her vefat edenin anılarda yaşamayı sürdüreceği gibi bir de üreten, eser bırakan, ilham veren böylesi önemli isimler de “ölmüyor” aslında. Eryaman’daki o öğrenci evine nasıl girmeyi başardıysa; pek çok müzisyenin, sanatçının, gitar öğrenmeye çalışan gencin ve müzikseverlerin de hayatına dokunmayı başarmıştı Eddie Van Halen.

Yayınlanma Tarihi:11:05,
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more