Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

2021 bütçesinde garanti tutarları

23 Ekim 2020 Yazarlar

Meraklısı izlemiştir. Geçen  hafta Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu'nda değişiklik yapıldı. Yasanın TBMM Plan Bütçe Komisyonu görüşmelerinde önemli bir iddia gündeme geldi.

İddiaya göre yapılan değişiklikle; mega projeler, yani devletin kamu özel işbirliği (KÖİ) modeliyle yaptırdığı büyük ölçekli altyapı projeleri, şehir hastaneleri için ayrılacak garanti tutarları gizlenecekti. Gerekçe olarak da bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın kalkması gösteriliyordu.  Tutanaklara baktım. Komisyon görüşmeleri sırasında açıklama istenen bürokratlar, meselenin özünde değişiklik olmayacağını belirtiyor. Ancak tartışma sürüyor…

2021 yılı bütçe görüşmeleri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda başladı. 2021 bütçe kanun teklifinde bakanlık bütçelerine bakıldığında, garanti tutarlarının konulduğu görünüyor.

ŞEHİR HASTANELERİNE 16.4 MİLYAR

Sağlık Bakanlığı'nın 2021 yılı bütçe teklifinde şehir hastaneleri için ayırdığı tutarlardan başlayalım.

İçinde bulunduğumuz 2020 bütçesinde şehir hastaneleri için yaklaşık 10.5 milyar TL kira ve hizmet bedeli için ödenek ayıran Sağlık Bakanlığı, 2021 yılı için bu tutarı 16 milyar 392 milyon TL'ye çıkarmış.

Bu tutarın 6 milyar 415 milyon TL'sini hastanelerin hizmet alımı yoluyla sunduğu hizmetlerin karşılığı oluşturuyor.

9 milyar 977 milyon TL'si ise Sağlık Bakanlığı'nın “kullanım bedeli” adı altında şehir hastanesini inşa eden müteahhitlere ödeyeceği kira bedellerinden oluşacak.

6.4 milyar TL'lik hizmet bedeli şehir hastanelerinin tıbbi görüntüleme, güvenlik, temizlik, laboratuvar, yemek gibi hizmetleri için.

ULAŞTIRMA PROJELERİ

Ulaştırma Bakanlığı bütçesinde ulaştırma projelerine ilişkin trafik garantileri ve katkı ödemeleri için 540 milyon TL ayrıldı. 2020 bütçesinde bu tutar 458 milyon TL'ydi.

Bakanlık bütçesinde 2022 ve 2023 yılında yapılacak trafik garantileri ve katkı ödemeleri tahmini de yer aldı. Buna göre yap-işlet-devret (YİD) modeliyle yaptırılan ulaştırma projelerinde 2022 ve 2023 yıllarında trafik garantileri ve katkı ödemeleri için ayrılan kaynaklar sırasıyla 308 milyon TL ile 248 milyon TL olarak görünüyor.

KÖİ modeline göre yaptırılmış ulaştırma projelerine bütçeden ayrılacak kaynaklar sadece bakanlık bütçesiyle sınırlı değil.

Asıl büyük garanti tutarları Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) bütçesinden ayrıldı. Bu ikili yapı, projeye göre YİD sözleşmesini imzalayan kamu kurumunun farklı olmasından kaynaklanıyor.

KARAYOLLARI 14 MİLYAR AYIRDI

Karayolları da 2021 yılı bütçe teklifinde YİD modeliyle yaptırılan “ulaştırma projelerine ilişkin trafik garantileri ve katkı ödemeleri” için 14 milyar 49 milyon TL ödenek ayırdı.

Bu ödenek 2022 yılı bütçesi için 16.9 milyar TL, 2023 bütçesi için ise 17 milyar 395 milyon TL olarak tahmin ediliyor.

Toparlayacak olursak: 2021 yılı bütçe dokümanlarında KÖİ projelerinin faturasının tırmandığı görünüyor. Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nün KÖİ projeleri kapsamında müteahhit şirketlere ödenecek trafik garantisi, hizmet ödemeleri, kullanım bedeli için ayırdığı bütçeler özetle şöyle:

ÜÇ KURUMDAN 31 MİLYAR TL ÖDEME

Karayolları: 14 milyar 49 milyon TL

Sağlık Bakanlığı: 16 milyar 392 milyon TL

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı: 540 milyon TL

Sonuç olarak; herkese yetecek kadar aşının tedarik edilemeyeceği konuşulan bu günlerde; bütçeden şehir hastaneleri, köprü, tünel gibi altyapı projeleri yani KÖİ garantileri için 31 milyar TL ayrıldığı çıplak bir hakikat… Bu hakikatin yazılmasına kimse “manipülasyon” falan demese iyi olur.

Saraçoğlu mahallesinde tarihi belge

Cumhuriyet'in ilk toplu konut projesi Saraçoğlu mahallesi, SİT alanıdır. Yasal koruma altında.

Ranta açma niyetiyle, önce “riskli alan” bahanesine konu edilen Saraçoğlu, bahane yargıdan dönünce boşaltıldı.

Şimdi yargıdaki davaların sonucu beklenmeden “restorasyon” çalışması yapılıyor. Emlak GYO ihalesini kazanan Güryapı'nın makineleri çalışırken şöyle bir pankart asıldı:

“Saraçoğlu mahallesi metruk halinden kurtuluyor.”

Ankara halkının zekasına bu kadar saygısızlık edilir. Bilmeyen sansın ki, metruk hale getiren, insansızlaştıran, kullanılmaya kullanılmaya eskiten iktidar değil başkalarıdır.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tescilli yapıların, 210 anıt ağacın tamamını koruyacaklarını açıklıyor.

“Yeni projede 120 konut, 304 ofis-iş yeri (ticari ünite) olmak üzere toplamda 429 bağımsız bölüm bulunuyor. (…) Ankara'nın mahalle dokusunun yaşatılacağı, yeşil yolları, çocuk parkları, göleti, yürüyüş parkurları, meydanı, kütüphanesi, restoranı, otel ve ticari alanlarıyla 7 gün 24 saat canlı kalacak, Ankara'da yaşayanların ve Ankara'ya gelen vatandaşlarımızın kaliteli vakit geçireceği yemyeşil bir yaşam merkezini başkentimize kazandıracağız.”

Kurum'un sözleri; bölgede taşınmazların, sermayenin el değiştireceğine ve yoğun bir ticari faaliyet başlayacağına işaret ediyor. Bu değişimde Saraçoğlu “yemyeşil bir yaşam merkezi” olarak kalır mı?

BELEDİYELERİN ROLÜ NE?

Bu projede Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Çankaya Belediyesi'nin rolü ne olacak? Bakanlık ile bir anlaşma mı yapıldı? Halka bir açıklama yapılacak mı?

Bugün Saraçoğlu mahallesi ile ilgili tarihi bir belgeden söz edeceğim.

Üç ay önce vefat eden Çankaya Belediyesi'nin eski başkanı Doğan Taşdelen'den dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e yazılmış bir mektup. Tarih, 17 Mayıs 1994.

(Kaynak: Mimar Zeynep Tanrıverdi'nin Yüksek Lisans Tezi)

TAŞDELEN'İN HASSASİYETİ

Merhum Taşdelen'in mektubu yazma nedeni şu:

O tarihte Tansu Çiller başbakan. Kamu lojmanlarını satmak üzere bir kanun çıkarılmış. Kanuna son dakika öyle bir madde eklenmiş ki, Saraçoğlu hakkındaki SİT kararını kaldırıyor. Oradaki her ev ayrı ayrı tarihi eser. Çınar ve kestane ağaçları tescilli.

Doğan Taşdelen, Saraçoğlu'nun tarihini anlatmakla başlıyor Demirel'e yazdığı mektuba.

■ Saraçoğlu'nun Cumhuriyet'in ilk lojman uygulaması olduğunu,

■ Devlet eliyle Türk evi mimarisi özellikleri taşıyacak biçimde zamanın tanınmış mimarı Prof. Dr. Paul Bonatz'a yaptırıldığı,

■ Konutların her birinin eski eser olarak tescil edildiğini,

■ Her türlü uygulama için izin alınması gerektiğini.

TBMM SİT KARARINI NASIL KALDIRABİLİR”

Bugüne ışık tutan can alıcı ifade şu:

“Hakkında koruma kararı verilmiş bu varlıklarımızın, bir geçici kanun maddesi ile karanlığa gömülmesine şiddetle karşı çıkıyoruz. Bir SİT kararı nasıl olur da TBMM tarafından kaldırılabilir; anlamakta güçlük çekiyoruz.”

Taşdelen'in mektuptaki sorularına gelelim:

■ SİT kararını
kaldırmaya neden gerek duyuldu? Bu bölgenin yoğun ve yüksek yapılaşmaya imkan verilmesi için mi?

■ Bu mahalle tümüyle Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi Namık Kemal Ortaokulu ve çınar ağaçlarıyla birlikte yok mu edilecek?

■ Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü geçici madde ile kendisine verilen yetkiyi nasıl kullanacak?

■ Nasıl bir imar planı yapıp en yüksek rantı sağlayıp kime satacak?


Doğan Taşdelen: Biz üstlenelim

Doğan Taşdelen üç sayfalık mektubunun sonunda Saraçoğlu mahallesine SİT kararı kaldırılmadan “sosyal ve kültürel faaliyetler alanında işlevsel bir düzenleme getirilebileceğini” vurguluyor, yetkinin Çankaya Belediyesi'ne verilmesi halinde bu çalışmayı yapmaya talip oluyor. Ve çarpıcı bir finalle bitiriyor:

“Geleneksel Anadolu mimarisinin yaşatılması çerçevesinde modern kent anlayışıyla planlanan ve devlet eliyle gerçekleştirilen Saraçoğlu Mahallesi'nin korunarak geleceğe aktarılmasını engelleyecek ve bu örneği yok edecek anlayışta hazırlanan geçici 1. maddenin yüksek makamınızca onaylanmamasını arz ederiz.”

Demirel, Taşdelen'in talebini uygun görerek o düzenlemeyi veto ediyor.

26 yıl sonra bugün, yerel yönetimlerin Saraçoğlu için nasıl bir yol izleyeceğini bilmek hakkımız değil mi?

YAZARIN TÜM YAZILARI