55 milyonluk ihaleyi kur çarpmış

Kırklareli Babaeski'den başlayıp İstanbul Alibeyköy'de sona erecek elektrik iletim hattı (EİH) için yapılan ihaleye cuma günü yazımda yer verdim. TEİAŞ'ın (Türkiye Elektrik İletim A.Ş) pazarlık (21/b) usulü yaptığı ihalenin adı:

“Verbena-Alibeyköy EİH'nin Tasfiye sonrasi bakiye işleri”

Devletçe belirlenen yaklaşık maliyeti:

55 milyon 58 bin 972 TL 10 kuruş.

Bu ihalede bizlerin ödediği vergi, yaşamak için mecbur bırakıldığımız zamlar açısından haber değeri taşıyan unsur şuydu:

Davet edilen dokuz firmanın verdiği teklifler arasındaki en düşük tutarlı olanı bile yaklaşık maliyetin çok çok üzerindeydi. Kolin İnşaat+Armin İnşaat ortaklığının verdiği o teklif şuydu:

59 milyon 789 bin 327 TL 10 kuruş.

Aradaki 4 milyon 730 bin TL farka dikkat çekip, ihalenin nasıl sonuçlanacağını izleyeceğimizi vurguladım.

“İŞİN YÜZDE 80'İ DÖVİZE BAĞLI”

Kolin+Armin ortaklığı bir açıklama gönderdi.

TEİAŞ'ın belirlediği yaklaşık maliyetin “Mart ayında TEİAŞ'ın birim fiyatları ile belirlenmiş bir bedel” olduğu belirtilerek bakın ne deniyor:

“Mart ayının başından bugüne kadar dolarda %25 ve Euro'da %30 seviyelerinde artış olmuştur. Bu işte kullanılacak demir aksam, alüminyum iletken ve bunlarla ilgili hırdavatların keşifteki tutarı %80'dir. Geriye kalan ise işçilik ve diğer işlerdir. Yüzde 80'i dövize bağlı olan bir işte yaklaşık maliyeti hesaplarken bu hususu dikkate almak gerekir. Konuyu bilgilerinize sunarız.”

Bir not düşmek zaruri: Kolin+Armin'in burada eleştiri yönelttiği yer, yazıdaki vurgular değil, TEİAŞ olmalı.

Önemli bir proje için mart ayında belirlediğiniz yaklaşık maliyeti değiştirmeden, kur artışını yansıtmadan altı ay sonra ihale ederseniz böyle tuhaf bir tabloyla karşılaşmak kaçınılmaz olur.

Dolayısıyla cuma günkü yazımdaki soru bir soru daha eklenerek hâlâ cevap bekliyor: Bu ihale kime gidecek? Bu ihale altı ay önceki yaklaşık maliyet ve bu teklifler ile mi sonuçlandırılacak?

İlaç ruhsatı kasten mi bekletildi?

“Favipiravir ilacının yerli sentez çalışmaları için hangi gerekçelerle İstanbul Medipol Üniversitesi ile Atabay Kimya firması seçilmiştir?”

Bu soru CHP Ankara Milletvekili Murat Emir tarafından resmen soruldu.

Covid-19'un hepimize yaklaştığı, hastanelerde boş yatak bulunamadığı, insanüstü gayrete mecbur bırakılan sağlık çalışanlarının öldüğü, filyasyon ekiplerinin günlerce gelemediği bugünlerde o kadar önemli bir soru ki ne kadar görünür olsa o kadar iyi.

Hukukçu ve tıp doktoru bir siyasetçi olan Emir, Covid-19 sorunları ve hastalarla yakından ilgileniyor. Favipiravir adlı ilaçla ilgili soru önergesini okuyunca Emir'i aradım. Yakın zamana dek bulunmasında güçlük çekilen bu ilacın artık rahatça bulunabildiğini, ancak 10 gün öncesine kadar aylarca bulunamama gerekçesinin çok sorunlu olduğunun altını çizdi. Sadece bu da değil. Favipiravir'in yokluğunda, yan etkileri çok tartışılan Plaquenil'e hastaların mahkum edildiğini, eğer Favipiravir ruhsatı erken verilse, tedavilerden daha olumlu sonuçlar alınabileceğini de ekledi. Emir'in kesin bulgulara dayandığını vurguladığı meselenin özü ve soruları şöyle:

AYLARCA İLAÇSIZ

Üç firma, Favipirapir'in yerli sentezini üretmek üzere mart ve nisan aylarında bakanlığa başvuruyor. Ancak bekletiliyor. Ta ki; Medipol Üniversitesi ile birlikte ilaç üreten Atabay Kimya'ya ruhsat verilinceye kadar.

Emir, daha önce başvuran üç firmanın izinlerinin Atabay Kimya ile birlikte verildiğini belirterek, “Her taşın altından Medipol çıkıyor. Vatandaş, aylarca ilaçsız kaldı. Bu firmalara ruhsatlar daha erken verilmiş olsaydı, bu sıkıntılar yaşanmayacaktı” diyor.

Tiyatro ile müzik zorda

Fabrikalar üretimde. Toplu ulaşım araçları çalışıyor.

Camiler ibadete açık. Lokantalar faal.

Ama tiyatrolar açık havada dahi oyun sahneleyemiyor. Müzisyenler açık havada dahi konser veremiyor. Bütün hazırlıkları tamamlanmış sayısız gösteri, konser ve oyun iptal edildi. Neden? Covid-19 önlemleri kapsamında.

İnsanların çok yakın mesafede bir araya geldiği yerleri açık tutan, her hafta davetli ihaleleri milyar milyar yaptıran iktidarın, inandırıcılık gibi bir derdi yok belki. Ama bu toplumda tahmin edemeyecekleri kadar çok yurttaşın sanat diye bir derdi var.

Çıkış yolu, o dert sahiplerinden gelir elbet.