Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Bu borç krizin aynasıdır

9 Kasım 2020

Devletin tıbbi malzeme ve ilaç şirketlerine borcu ve bu borç karşısında takındığı tutum, ekonomik krizin aynalarından biridir.

Medikal şirketleri, kamu hastaneleriyle kamu üniversitelerinin borçları yüzünden iflas eşiğinde.

Parti devletinin Hazine ve Maliyesi; KÖİ (Kamu Özel İşbirliği) müteahhitlerine geçiş, trafik, hastane garantilerini tıkır tıkır öderken, ilaç ve medikal şirketlerine birikmiş borcu için “feragat” istiyor:

“Alacağının dörtte birinden vazgeç, kalanı taksit taksit ödeyeyim.”

DURUMU BİLİYORUZ AMA

Zaman zaman gündeme getirdiğimiz bu konu, ağır bir krize yol açıyor.

Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile sektör temsilcileri geçen hafta yeniden bir araya gelmiş.

Görüşme özeti raporlanmış. Bize de ulaştırdılar. Devletin feragat teklifini, en büyük 40 alacaklı firmanın sadece 5'i kabul etmiş. Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilisinin toplantıdaki iki sözü önemli:

 Feragat oranlarının değişmesi, düşmesiyle ilgili çalışma yok.

Sektörün içinde bulunduğu durum biliniyor ancak yapacak bir şey yok.

FERAGATTE AĞBAL DENEYİMİ

Bu, partili devletin, tıbbi malzeme ve ilaç şirketlerine borç takıp, feragat et dediği ilk durum değil. İlk feragat düzenlemesi (tebliğ) iki gün önce Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geceyarısı kararıyla Merkez Bankası başkanlığına getirilen Naci Ağbal öncülüğünde yapılmıştı.

Ne zaman mı?

Tıpkı imar barışı gibi, 24 Haziran 2018 seçiminden hemen önce.

Ağbal, o dönem yapılan anlaşmayı açıklarken “yasal düzenlemenin ardından ilaç firmaları ve medikal şirketlerin üniversitelere müracaat ettiklerini, bu kapsamda 2.9 milyar liralık borca ödeme imkânı sağladıklarını, kamunun 400 milyon TL erken ödeme iskontosu aldığını” belirtmişti.

İki yıl öncesiyle bugün arasındaki fark ise şu: TL o kadar hızlı değer kaybediyor ki, feragatin gündeme gelişinden bu yana geçen birkaç haftada sektörün alacakları, döviz üzerinden yüzde 20'den fazla değersizleşti. 

Artık rezerv yönetiminden sorumlu olan Ağbal'ın iki yılda yeniden dağ gibi olan medikal/ilaç borçlarına bakışı ne olacak?

İmar affına kim karşı çıktı?

Ülkemizde deprem canlar alıyor, kalanların hayatını alt üst ediyorsa, imar affı denilen politik utanmazlık temel sebeplerden biridir.

İmar affını mahkum etmeyen, “tekrar olmaz” demeyen siyasetçi inandırıcı olamaz.

Son imar affı, 2018 seçimi arifesinde çıktı. Bir AKP yasasıydı. Ancak iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurma hakkı olan CHP, yasal sürede bu yolu kullanmadı.

Öteki seçeneğe dair gelişmeyi geçen hafta yazdım.

Danıştay savcısının “İptal edilmeli” görüşü bildirdiği davayı.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan aradı. Yasa görüşülürken son imar affı yasasına net biçimde karşı durduklarını, bu gerçeğin yazıda yer almayışının eksiklik olduğunu nezaketle paylaştı. TBMM tutanaklarına geçen konuşmasından bir bölümü paylaşıyorum:

“Arkadaşlar, bakın bu büyük bir vebaldir. Bu Meclis bu vebalin altına girmemelidir. Böyle seçim arifesinde, vatandaşa -tırnak içinde söylüyorum- seçim rüşveti vererek bu iş olmaz. Bir af getirilecekse bunun pek çok boyutlu olarak düşünülüp yapılması lazım. Düşünün ki siz o 10 katlı binayı affettiniz. O 10 katlı binada 100 vatandaşımız yaşıyor. Bir deprem oldu -Allah korusun- o vatandaşlarımız o binanın altında kaldı. Kim bu vebali taşıyacak? Milyonlarca vatandaşımız çürük binalarda yaşıyor. O, o vatandaşlarımızın suçu değil, onlar barınma hakkı çerçevesinde yapmışlar, evet, rant çerçevesinde yapanlar da var ama bunu bu şekilde denetimsiz affetmek hak mıdır, olacak iş midir?”

Göz göre göre

Marmara Üniversitesi'nin eski kampus arazisi Teşvikiye Nişantaşı'nda.

Emlak Konut GYO'nun ihalesini Dap Holding'in şirketleri kazandı.

CHP'li Şişli Belediyesi buraya Nisan 2020'de ruhsat verdi.

DAP Yapı şirketi, bu projeyi kendi sitesinde “Konforlu yaşam alanları, şık peyzajlı parkları, birbirinden lüks markaların yer alacağı mağaza ve dükkanlarıyla İstanbul'a değer katacak” diye tanımlıyor.

Mahalle sakinlerinden Prof. Cevdet Erdost buranın afet toplanma alanı olduğunu herkese haykırıyor. “Deprem toplanma alanına AVM rezidans istemiyoruz” diyor.

Gerçekten de eğer burası afet toplanma alanıysa…

İnşaat ruhsatını veren CHP'li Şişli Belediyesi ile İBB'nin İstanbul halkına açıklama yapma sorumluluğu bulunuyor.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more