Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Kanal İstanbul “devlet projesi” mi?

18 Kasım 2020

Kanal İstanbul, İçişleri Bakanlığı'na göre bir “devlet projesi”. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında başlattıkları soruşturmaya gerekçe olarak, İBB'nin kamu kaynağı kullanarak “devlet projesi aleyhine” afiş bastırmasını göstermişler. (Bakanlık belgelerinde nadiren rastladığımız kamu kaynağı hassasiyeti ferahlatıcı.)

İçişleri Bakanlığı'nın devlet projesi demesi Kanal İstanbul'u devlet projesi yapmıyor. Türkiye'nin kamu yönetiminde  -“partili Cumhurbaşkanlığı”na geçilmiş dahi olsa- “devlet projesi” diye bir kavram ve norm yok çünkü.

Kamu yatırımı var.

Bunu da en iyi bilecek iki isimden biri -kapattıkları DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) kökenli- yeni Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan ile -yine kapattıkları Maliye Teftiş Kurulu kökenli-  yeni Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'dır. Her iki ismin ortak özelliği -AKP saflarında siyasete atılmadan önce- bürokrat kimlikleriyle kamu yatırımları üzerine yıllarca çalışmış olmaları.

YATIRIM PROGRAMI

Kamu yatırımları her yıl düzenli yayımlanan, hakiki devlet belgesi niteliğindeki Yatırım Programları'nda yer alır. Memleketin hangi köşesine hangi projenin yapılacağı, adıyla, maliyetiyle, başlangıç ödeneğiyle ve numara almış olarak upuzun bir liste halinde yayımlanır.

Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın (ki o da DPT ile Maliye'den koparılmış iki birimin birleşimidir) hazırladığı 2020 yılı yatırım programında, Kanal İstanbul diye bir proje yok. Buna karşılık 90. Sayfada “Kanal İstanbul Bağlantı Yolları Etüt Proje Yapımı” başlığıyla 150 km uzunluğunda bir bölünmüş yol projesi görünüyor. Proje tutarı 7.8 milyar TL'ymiş.

Ne ilginç değil mi (ya da hiç ilginç değil) Bir şehrin, ülkenin, milyonlarca insanın kaderini toptan değiştirecek bir büyük projeyi devletin temel belgesine  yazmayıp bağlantı yolunu koyuyorsunuz. (Tartışmanın yoğunlaştığı geçen ocak ayında Ulaştırma Bakanlığı'nca hazırlanmış ancak kamuoyuyla paylaşılmayan bir belgede Kanal İstanbul için toplam 7 karayolu ve TCDD geçişlerinin maliyeti 3.4 milyar dolar olarak yer aldığına yer vermiştim.)

DOKUNULMAZLIK ZIRHI

Anlaşılan o ki ÇED raporuydu, fizibilitesiydi, müşavirliğiydi derken, özel şirketlere şimdiden yüklü tutarlarda kamu kaynağı aktarılan Kanal İstanbul'a bir dokunulmazlık, bir kutsiyet havası kazandırmak istiyorlar. “Egemenlik”  ifadesiyle de bu kutsiyet arzusu tescillenmiş. Açıklamadan bir bölüm:

Uluslararası hukuk boyutu bulunan, siyasi alana taalluk eden ve “Devletin Egemenlik Yetkisi”ne ilişkin bulunan bir konuya kamu kaynağı kullanılarak karşı çıkmak.”

İçişleri Bakanlığı egemenlik yetkisinden söz etse de iktidarın hazırladığı resmi  kanalistanbul.gov.tr adlı internet sitesinde projenin devletin egemenlik yetkisiyle bağlantısı olduğuna dair bir ifade bulunmuyor. Yanı sıra sitede İletişim Başkanlığı'nca hazırlanmış 10 adet kısa videolar ile sorulara verilen cevaplarda da egemenlik boyutu yok.

HANGİ 75 MİLYAR ?

Resmi internet sitesindeki yanıltıcı bir başka ifade de projenin maliyetini 75 milyar TL olduğundaki ısrar.  (Bu tutarın gerçekçi olmadığını o zaman da hem yazdım, hem de İBB'nin düzenlediği Kanal İstanbul Çalıştayı'ndaki sunumumda farklı kaynaklarla karşılaştırmalı olarak yer verdim.)

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ocak 2020'de Kanal İstanbul için “birilerinin söylediği gibi 125 milyar değil 75 milyar TL” demişti. Kanal İstanbul'a dair tartışma belli ki yoğunlaşacak. Sadece döviz hatırlatmasıyla bitireyim.

O tarihte 5.8 TL olan bir USD bugün 7.7 TL. Yani o günkü 75 milyar TL'nin dolar karşılığı olan 12.9 milyar dolar, bugün 100 milyar TL ediyor.

Dolayısıyla hangi 75 milyar TL?  Velhasıl İletişim Başkanlığı'nın verileri güncellemesi gerekiyor.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more