Sözcü Plus Giriş
DENİZ ZEYREK

O yalanı haklı çıkarmak istemeyiz!

30 Mayıs 2020

Türkiye'de siyasetin demokratikleşmesinin önündeki en önemli sorunun Siyasi Partiler Yasası (SPY) olduğuna inanıyorum.

Bugün bütün partilerde lider sultası varsa, en büyük dayanağı SPY'dır.

Mevcut durumda, partilerin üyeden başlayan, mahalle-ilçe-il-büyük kongre delegelerinden oluşan seçici unsurlarının eli kolu SPY'deki maddeler nedeniyle bağlıdır. Gücü bir kere ele geçirenin, yıllarca delege listelerini, ilçe, il ve genel merkez yöneticilerini, milletvekili ve yerel yönetim adaylarını belirleyebilmesi bunun bir sonucudur.

★★★

İster kabul edin ister etmeyin!

Türkiye'de parti içi demokrasi konusunda “Ehven-i Şer kötünün iyisi” parti CHP'dir. En azından yetersiz yöneticiler, delege tarafından cezalandırılabiliyor. Birçok CHP'li yöneticinin kendi kentlerinde kongre kaybetmesi parti içi demokrasinin yaşaması açısından önemlidir.

Ancak, CHP'de de Genel Merkez, mahalle seçimleri dahil yönetimi belirleyen seçimlerin her aşamasına müdahale edebiliyor. Çarşaf liste yerine blok liste tercih edilmesi, Genel Başkan adaylığı için konulan delege sayısı şartları, belediye başkanlarının ve milletvekillerinin ellerindeki gücü teşkilatların oluşumunda etkili bir şekilde kullanması, her şeyin Genel Merkez'in istediği doğrultuda şekillenmesine yol açıyor.

CHP'de lider değişiminin çok zor ve nadir olması, bir lideri ancak arkasına büyük bir rüzgar alan siyasetçilerin devirebilmesi (Merhum Bülent Ecevit'in merhum İsmet İnönü'yü yenmesi gibi) ehveni şer olmasına karşın CHP'de de parti içi demokrasinin çok işlemediğini gösterir.

Rahatlıkla “lider partisi” olarak nitelendirebileceğimiz AK Parti'de ise yönetim, zaten tabandan tavana değil, tavandan tabana oluşuyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın genel başkanlığı bırakmasından sonra ikinci genel başkanın (Ahmet Davutoğlu) belirlenmesi, Abdullah Gül'ün partiye dönüşünün takvim oyunlarıyla engellenmesi, ikinci genel başkanın parti tarihinin en yüksek oyuyla seçim kazanmasına karşın tek bir kişinin kararıyla ve baskısıyla istifa ettirilmesi sözünü ettiğim tavandan tabana parti yapılanmasının bariz bir sonucudur. AK Parti özelinde değil, siyasi tarihimizde merkez sağ partilerin genelinde liderin tavassutunu kazanmadan, tabanı sayesinde TBMM'ye girebilen, yerel yönetici olabilen siyasetçilerin sayısı iki elin parmaklarını geçmez.

Demokrasi ile yönetilen bir ülkede, siyasi partilerde hangi siyasetçinin “veliaht” olacağına parti tabanının değil de parti liderinin karar vermesi mümkün olabilir mi? Maalesef bizde durum aynen böyle!

★★★

Hal böyle olunca Cumhur İttifakı üyeleri AK Parti ve MHP, SPY'nda değişikliğe gidileceği sinyali verince önemsedim. “Hazır dokunmuşken parti içi demokrasi önündeki bütün engelleri de kaldırırlar” gibi safça bir temennide bulundum. Ancak istenen değişikliğin, milletvekillerinin partilerinden ayrıldıktan sonra başka partilere katılmasının önüne geçmek için yapılmak istendiğini öğrenince hayal kırıklığı yaşadım.

Doğrusu, milletvekillerinin kişisel çıkarlar için parti değiştirmesini ciddi bir etik sorun olarak görüyorum. Ancak partisinin uygulamalarına tahammül edemeyen milletvekillerinin istifa hakkını da son derece doğal buluyorum.

Bu konuda AK Parti'den “böyle bir çalışma yok”, “üzerinde çalışıyoruz”, “üzerinde çalışıyoruz ama parti değiştirmek etik bir sorundur, yasal düzenleme yapılamaz” gibi kafa karıştırıcı açıklamalar geldi. İşin aslını üst düzey bir AK Parti yöneticisine sordum.

Öğrendim ki AK Parti MYK'da konu henüz gündeme gelmemiş. Büyük ihtimalle MHP'nin önerileri doğrultusunda AK Parti TBMM grubu bir çalışma yapacak ve yönetime sunacak. Yönetim uygun bulunursa teklif TBMM'ye getirilecek.

“Peki AK Parti milletvekillerinin parti değiştirmesinin önüne geçecek bir düzenleme istiyor mu?” diye sorunca da şu yanıtı aldım:

“DEVA Partisi'ne 60 AK Parti milletvekili geçecekmiş. Bu düzenleme bu nedenle yapılacakmış. Bu yalan propagandayı haklı çıkarmamak için dahi bu düzenlemeye sıcak bakmayız” dedi.

Ancak bu görüş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı ikna eder mi emin değilim.

Ayrıca iktidar ortağı MHP'nin lideri Devlet Bahçeli'nin bu konudaki son sözünü beklemekte de yarar var.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more