Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Önce işlev sonra biçim

5 Kasım 2020

Depremi çok boyutlu konuşmalıyız.

Ne dedi Erdoğan:

-“İzmir'deki depremde evleri yıkılan vatandaşlarımıza inşallah en kısa sürede yenilerini yapıp teslim edeceğiz.”

Erdoğan'a, “Bauhaus nedir” diye sorsam; “ev ve benzerleriyle ilgili her türlü ihtiyaç malzemesinin satışının yapıldığı alışveriş mağazası” derdi herhalde… Kuşkusuz doğru ama yanıtını aradığım bu değil!

“Bauhaus” bir mimari yaklaşım adı…

Bauhaus aynı zamanda biçimden çok işlevselliğe önem veren yenilikçi tasarım okuluydu…

Daha sağlam/ çelik konstrüksiyonlu, uzun süreli kullanılabilecek binalar inşa etmeyi amaçlayan bir grup solcu mimar tarafından Almanya'da 1919'da kuruldu…

Kurucusu Walter A. G. Gropius (1883 – 1969) on yıl okulu yönetti.

Öncelikle (TOKİ gibi) seri üretim birbirinin kopyası yapılara karşı çıktı.

Her yapı bir tasarım gibi modern olsa da aynı zamanda maliyeti düşük, dayanıklı, fonksiyonel-pratik/kullanışlı ve mübalağalı değil sade-süssüz olmalıydı. Bu amaçla…

Kentsel yapılaşmaya dair sorunları tasarladığı kitlesel sosyal konutlarla çözmeye çalıştı. Dessau'daki Torten mahallesi, Karlsruhe'deki Dammerstock mahallesi ve Berlin'deki Siemensstadt siteleri gibi…

Doğmakta olan yeni yüzyılı “konstrüksiyon çağı” ilan etti.

Bauhaus şiarını “Yeni Birlik: Sanat ve Teknoloji” olarak açıkladı.

Konuyu açmama izin veriniz; konu deprem çünkü:

BOLŞEVİK YAHUDİ YUVASI

İsviçreli mimar Hans Emil “Hannes” Meyer (1889 – 1954) Bauhaus Okulu'nun ikinci müdürü oldu.

Felsefesi şuydu: Mesele sadece yeni mimarlık stili yaratılmakla sınırlı değildi. Binalar düşük maliyetli, kullanışlı, uzun yıllara dayanıklı ve kolektif sosyal ihtiyaçları karşılayacak şekilde tasarlanmalıydı.

Marksist Meyer,–gelmekte olan faşizm iklimine uygun olarak- muhafazakâr belediye başkanı tarafından görevden alındı. O da bazı Bauhaus öğrencisiyle Sovyetler Birliği'ne gitti; kentsel projeler üretti, işçi evleri yaptı. Bugün hâlâ dimdik ayakta duruyor bu yapılar…

Bauhaus Okulu iktidara gelen Naziler tarafından “Bolşevik Yahudi Yuvası” diye kapatıldı. Yaptıkları binaları ruhsuz buluyordu zaten Hitler!

Bugün… Bauhaus binalarının tümü UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde. Bauhaus akımının öğretisi ve öğrencilerinin eserleri hâlâ stil-biçim ve teknik olarak dünyada belirleyici niteliğe sahip.

Evet, Bauhaus akımı sadece 14 yıl faaliyet göstermiş olsa da, yapı tasarım açısından kimliğinin tesirini sürdürüyor. Almanya'nın mimari kültür alanında en önemli ihraç ürünü olarak değerlendiriliyor…

Ya biz?

Her sallantıda yıkılan, hiçbir üslubu olmayan, çevresel faktörleri dikkate almayan binalar yapmayı sürdürüyoruz…

BİR BELEDİYE BAŞKANI

Mimari kültür açısından zengin Anadolu şehirlerini TOKİ ve benzeri yapılarla dolduran zihniyet İzmir'e ne götürecek?

AKP'nin kültürel kodlarında mimari üslup var mı?

Ki bu anlayış AKP ile sınırlı değil, mimari yozlaşma tüm partileri etkiledi.

Fritz Hesse (1881 1973) sol-liberal Alman politikacı idi.

Dessau Belediye Başkanı olunca Bauhaus Okulu ile çalıştı. Örneğin… Okulun bitişiğine, Meisterhäuser adı verilen öğretmenler için konut inşa etti. Güney Dessau'da, işçiler için 314 şehir evden oluşan yerleşim bölgesi kurdu.

Başta Konsumgebäude olmak üzere Walter Gropius tasarımı beş katlı yapılar sadece dayanıklılığı değil farklı estetiğiyle de mimari tarihinin önemli apartmanları olarak gösteriliyor bugün…

TOKİ evleri mimarlık tarihinde neye örnek gösterilecek? Estetiğin, sağlamlığın, fonksiyonel olmanın önemi kalmadı artık.

Mülkiyet saplantısı tapu “kutsallık mertebesine” ulaştırıldığı için insanlar için sağlam raporu filan umursanmaz olmaya başladı…

Mücahit'in müteahhitte ve “tek lokma, tek hırka” anlayışının lüks yaşam istediğine dönüştüğü günümüzde, “İnşaat ya Resulullah” diyenlerin günahı maalesef büyük! İktidar desteğiyle Selçuklu'ya Osmanlı'ya kötülük yaptılar; köklü mimari geleneğimizi yok ettiler.

Geleneksel Türk evlerini yıktılar. Avrupa'dan farklı ahşap karkası  “hımış” türünü, “dolma direği” vd. hepsini biçtiler. Hangisini yazayım?

Hitler bile Romalıları ari ırk olarak kabul edip, onların stillerinden etkilenip neoklasik ve art deco mimari yapılar inşa etti. Bizde tek mimari üslup yok. Ki bu olmayınca dayanıklılık da olmuyor!

Önceliği işleve veren, kökünü Türk kültüründen alan yeni mimari yapı anlayışı geliştirmeliyiz.

Depremi çok boyutlu konuşmalıyız…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more