F-35’e dönüş lobisindeki imza

Türkiye, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemlerini satın alınca ABD de Türkiye'yi F-35 savaş uçağı programından çıkardı. Çok sayıda Türk şirketi F-35'lere asli ortak sıfatıyla parça üretiyordu. Haliyle kararın yol açtığı sonuçlar, kendi mecrasında uzun süredir tartışılıyor.

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, Türk şirketlerinin çıkarılmasının, her bir uçağın maliyetinde 7-9 milyon dolar artışa yol açacağını, tüm programa 600 milyon dolara mal olacağını açıklamıştı. (16 Temmuz 2020, AA)

★★★

Zamanın ruhu değişti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye'nin “ortağı olduğu F-35 programına dönmek istediğini” açıkladı.

Euronews'un duyurduğu haberle gördük ki, Türkiye bu amaç için bir lobi firmasıyla anlaşmış. Anlaşmayı yapan SSTEK Savunma Sanayi Teknolojileri A.Ş., Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı'nın yüzde 100 iştiraki bir şirket.

UYUŞMAZLIKTA TAHKİM

ABD'nin önde gelen hukuk ve danışmanlık şirketlerinden biri olan Arnold&Porter ile SSTEK A.Ş. arasındaki hizmet sözleşmesinin bedeli 750 bin dolar.

Süre, altı ay. Bugünkü kurla, yaklaşık 5.2 milyon TL olan bu tutar, “F-35 programındaki Amerikalı ticari paydaşlar konusunda stratejik danışmanlık ve erişim” karşılığında ödenecek. SSTEK A.Ş. sözleşme bedelini ilk üç ay 200'er bin dolar sonraki üç ay ise 50'şer bin dolarlık bölümler halinde ödeyecek.

Uyuşmazlık halinde tahkim geçerli olacak. Tahkim yeri ise Washington. Arnold&Porter'ın Türkiye'ye vereceği stratejik danışmanlık, “halihazırdaki karmaşık jeopolitik ve ticari faktörleri göz önünde bulundurarak, SSB ve Türk tedarikçilerin F-35 programında kalması”nı kapsayacak. Şirket, programın diğer ABD'li ticari taraflarına, Türk tarafının kalmasının önemini anlatacak.

SÖZLEŞME HERKESE AÇIK

Önemli bir not: Lobi şirketinin başvuru belgesi ile ıslak imzalı hizmet sözleşmesi, ABD Adalet Bakanlığı sitesinde herkesin erişimine açık duruyor.

ABD yasasına göre eğer bir şirket, yabancı bir ülke adına lobi faaliyeti yapacaksa, Adalet Bakanlığı'na başvurup kayıt yaptırmak ve sözleşme belgesini sunmak zorunda. Nedeni, kamuoyunun doğru bilgilenmesi.

Bununla da sınırlı değil. Kısa adı FARA (Foreign Agents Registration Act.) olan Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası'na göre, lobi şirketlerinin faaliyetlerini belli aralıklarla kamuoyuna açıklaması da gerekiyor.

ESKİ HIRVAT BAKAN

Sözleşmedeki bir imza haber değeri taşıyor.

19 maddeden oluşan hizmet sözleşmesi 3-4 Şubat tarihli. SSTEK A.Ş. adına (3 Şubat) Hüsnü Demircan ile Harun Çelik; Arnold&Porter danışmanlık firması adına da (4 Şubat) Miomir Zuzul ile Raul Herera'nın imzaları yer alıyor.

Miomir Zuzul, diplomasi ve siyaset kökenli bir isim. Dayton Barış Anlaşmaları'nın müzakere sürecinde yer almış. Washington'da Hırvatistan Büyükelçisi, ülkesinde de Dışişleri Bakanı olarak görev yapmış.

Zuzul, Dışişleri Bakanlığı sırasında 2004-2005 yıllarında yolsuzluk iddialarıyla itham edilmiş. Hırvatistan medyasında yer alan haberlerde; Zuzul'un kamuya ait ilaç şirketi Pliva'nın özelleştirme ihalesinde, şirketin ABD'li firmaya satılmasını telkin ettiği belirtiliyor.

Dönemin Hırvatistan Başbakanı Ivo Sanader, kabinesindeki kendine yakın bir isim olan Zuzul'a sahip çıksa da kendisi hükümet adına bu yükü taşımak istemediğini belirterek görevi bırakmış. Zuzul Parlamento'da iktidar oylarıyla aklanmış. (Başbakan Sanader daha kapsamlı yolsuzluk soruşturmaları sebebiyle tutuklanıp hapis cezasına mahkum olmuş.)

İstifasının üzerinden 16 yıl geçen Zuzul'un uzunca bir süredir stratejik danışmanlık yaptığı belirtiliyor.

SÖZLEŞME UZAYABİLİR

ABD'li lobi şirketiyle yapılan anlaşmanın, Türkiye'yi yeniden F-35 programına dahil etmekte etkisi olup olmadığını zaman gösterecek.

Zira lobi şirketinin de belirttiği gibi, “halihazırda bir hayli karmaşık ticari ve jeopolitik faktörler” mevcut.

Bu arada önemli bir detay: Sözleşme, ikinci bir altı aylık uzatmaya açık. Temmuz sonuna kadar Türkiye F-35 programına dahil edilmezse, Arnold&Porter ile SSTEK arasındaki sözleşme yenilenebilecek. Ücret ise tekrar değerlendirilecek.

Kirazlı maden soruları

Doğu Biga Madencilik A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Şentürk'ün bu köşede yayımlanan Çanakkale, Kirazlı maden sahasıyla ilgili açıklamalarına okurlardan çok mesaj geldi. Yerim elverdikçe değineceğim. Adı bende saklı bir okurumun “Bir daha görüşürseniz lütfen şunu sorun” notu önemli.

Okurum; “Kirazlı'da sıyrılan üst toprağın yeniden serilip kaplanmasının, açılacak devasa maden çukurunun kapatılmasının, terk edilecek siyanür havuzlarındaki zehirin tamamen bertaraf edilmesinin, siyanür emdirilmiş milyonlarca metreküplük taş yığınının temizlenmesinin, yeraltı sularının eski doğallığına kavuşmasının, fauna ve florayla tahrip edilen ekosistemin rehabilitasyonunun kaç yıl süreceğini” soruyor ve ekliyor:

“Şirket, Kirazlı'yı planladığı gibi işletebilirse tüm işletme süresi boyunca kazanacağı paralara hiç dokunmadan biriktirse o paralar Kirazlı'daki yapacağı tahribatı rehabilite etmeye yetecek mi? Bu işler için kaç milyar dolar bütçe ayırmayı planlıyor?”

Loading...