Anadolu insanının sorunları

İYİ Parti lideri Meral Akşener'le birlikte Anadolu kentlerini dolaşırken şunu fark ettim: Ülkenin her yerinde benzer sorunlar var. Coğrafi farklılıklar, ürünler farklılık gösterse de dile getirilen dertler aynı.

Bugün, sizinle o gezilerde tuttuğum notlardan çıkardığım temel sorunları paylaşacağım:

ESNAFIN HAYAT PAHALILIĞI: Hangi dükkana girseniz aynı şeyi duyuyorsunuz. “Toptancıdan bir aldığımı bir daha aynı fiyata alamıyorum. Fiyatlar bir yılda iki katına çıktı. Fiyatlar artınca müşteri azaldı, satışlar azaldı ama masraflar arttı. Doğalgaz ve elektrik faturaları da iki katına çıktı. Alınan vergiler, sigorta primleri el yakıyor. Kiraları zor ödüyoruz.”

VATANDAŞIN HAYAT PAHALILIĞI: Esnaf girdi fiyatlarından ve masrafların artmasından yakınıyor. Vatandaş sonuçtan. Esnafın da eklediği kâr ile fiyatlar iyice artıyor. Bir alınan ürün bir ay sonra aynı fiyattan alınamıyor. TÜİK'in açıkladığı enflasyonla tezgahtaki fiyat artışları arasında uçurum var. Kömür, elektrik, doğalgaz faturaları vatandaş için de ciddi bir sorun.

ÇİFTÇİNİN HAYAT PAHALILIĞI: Gübre fiyatları arttı, elektrik fiyatları arttı, motorin fiyatları arttı, mahsul fiyatları artmadı, azaldı. Çiftçinin tarlada zor bela 1 liraya sattığı ürün, büyük şehirlerde 10 lirayı buluyor. Ankara'da markette bir litre süt 9 lirayken Kars'ta, Ardahan'da çiftçi sütü 2.2 liradan satabiliyor. Buna karşın aynı kentlerde beyaz peynir 30-40 liradan satılıyor.

Üstelik büyük bir kuraklık yaşandı (bu yıl doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere 50'ye yakın kentte ciddi kuraklık olmuş). Üretim sıkıntısı yaşandı. Çiftçi traktörünün taksitlerini ödeyemiyor. Her köyde bankaların icra aracılığıyla el koyduğu onlarca traktör var. Bu yüzden ödenen ana paralar dahi gitmiş.

VATANDAŞIN İŞSİZLİK SORUNU: Neredeyse her evde bir ya da birkaç işsiz var. Karşısında bir siyasetçi gören herkes mutlaka işsiz çocuğundan, yakınından söz ediyor. İş-Kur üzerinden yaratılan geçici istihdam olanakları, kadrolu personel alımı konusunda en büyük şikayet “torpil”. Özellikle gençler, sınavlarda yüksek puanlar almalarına karşın mülakatlarda elendiklerinden yakınıyorlar. En çok duyulan serzeniş: Eleman alındı, liste AK Parti il/ilçe örgütünde hazırlandı. (Geçmişte işe girebilen sayısı yüksek olduğundan, herhangi bir yere eleman alımı iktidarın lehine bir durum yaratıyordu. Şimdiyse, işe alınmayan sayısı alınan sayısının yüzlerce katı ve durum iktidara tepkiye dönüşüyor.)

ÜCRETLERİN DÜŞÜKLÜĞÜ: İşsizlik sorun ama işi olanlar da dertsiz değil. Emekliler ve asgari ücretliler başta olmak üzere herkes, ücretlerin hayat pahalılığı karşısındaki yetersizliğinden yakınıyor.

GÖÇMEN SORUNU: Göçmenler konusunda tepki büyük. Herkesin göçmenlerle ilgili ayrı bir şikayet konusu var. Kimi kiraların yükselmesine neden olduklarından, kimi uyum sorunlarından, kimi güvenlik meselesinden dem vuruyor. Ancak, bir kalabalıkta özellikle söz alıp konuşan gençler, kendilerinin çalışabileceği işlerde göçmenlerin yarı ücretine çalıştırılmasından yakınıyor ve işsizliklerini göçmenlere bağlıyorlar.

GENÇLERİN SORUNLARI: Genç nüfusta en önemli sorun işsizlik. 100 gençten 26'sı işsiz. Hangi genç mikrofonu kapsa gelecek konusundaki umutsuzluğunu dile getiriyor. Şansını yurt dışında denemek isteyenlerin sayısı hayli fazla. Üniversite öğrencilerinin en önemli sorunu yurt. Gittikleri kentlerde yurt bulamayan öğrenciler, yüksek kiralarla karşılaşıyor. Diğer masraflar da eklenince okuma maliyetleri artıyor. Anadolu'da birçok kentte gençler ekonomik gerekçelerle üniversiteyi bıraktığını, çalışmak zorunda kaldığını ifade ediyor. Gençlerin önemli bir sorunu da üniversitede aldıkları öğrenim kredilerini geri ödeme meselesi. İş bulamadıkları için geri ödeyemeyen gençlerin bazıları iki üç kez yapılandırmaya gittiği halde ödeyemediklerini ifade ediyorlar.

KORONA SORUNU: Bütün bu sorunlar yetmiyormuş gibi insanlar artık salgın önlemlerinden de sonuçlarından da bunalmış vaziyette.

DİĞER SORUNLAR: Her biri için ayrı başlık açılması gereken ancak yer darlığı nedeniyle özet geçmem gereken bölgesel sorunlar da var:

Ormanların yok edilmesi, çevre kirliliğine neden olan madenler/yatırımlar, fındık ve çay gibi bölgesel ürünlerin destekleme alım fiyatlarının düşüklüğü, kamu arazilerinin satılması, meraların azalması, kamu bankalarının tanıdığı olmayanları desteklemekte çekingen davranması, fabrikaların kapanması, askeri birliklerin ve kamu kurumlarının (en önemli gelirleri askerler, kamu görevlilerinden gelen) küçük yerleşim yerlerinden ayrılması (Demirel küçük bir kasabadaki askeri birlik için bacasız fabrika derdi), yargıdaki adaletsizlikler, emeklilikte yaşa takılanlar, 3600 ek gösterge bekleyenler, KHK mağdurları, çek mağdurları, sağlık sorunlarına çözüm bulamayanlar (ilaçları ya da tedavileri SGK tarafından karşılanmayanlar)…

Geçmişte, bu sorunlarının çözümünün yine iktidar partisinden geleceği
söylenirdi. Ancak artık vatandaş “çözebilse çözerdi, çünkü ne yetki istediyse verdik” diyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile hükümetinin ve partisinin en büyük sorunu artık “sorunları çözme yeteneğini kaybetti” algısı. Bu algıyı bundan sonra yıkmaları da zor görünüyor.