İşletmeci Türkiye Cumhuriyeti!

Sevgili okurlarım, Afganistan'da vaziyetlerin pek normal olmadığını her gün görüyoruz…

ABD tarafından eğitilip yetiştirilen ve son model teçhizatla donatılan Afgan ordusunun kağıttan bir kaplan olduğu açıkça ortaya çıktı.

Taliban isimli şeriatçı örgüte birkaç gün bile dayanamadılar.

Vatan topraklarını onların ele geçirmesine göz yumdular.

Taliban militanları ellerini kollarını sallaya sallaya başkent Kabil'i bile işgal etti.

★★★

ABD ile karışık Afgan ordusu ve güvenlik güçleri başkenti kendi elleriyle güzelce teslim etti.

ABD'ye hizmet vermiş olanlar şimdi nasıl kaçacaklarını kara kara düşünüyorlar.

O kocaman ülke Afgan yandaşlarıyla birlikte yenilgiyi kabul etti ve şimdi tüm askerlerini Afganistan'dan çekiyor.

ABD adına gerçek bir hezimettir.

Biden bu işin hesabını kendi kamuoyuna nasıl verecektir, kendisinin sorunudur.

★★★

Biz de askerimizi çekiyoruz…

Kendi adıma bir kez daha söylüyorum…

Bu, AKP iktidarı tarafından alınmış olan en ‘olumlu' kararlardan biri, belki de en önde gelenidir.

Orada 1.500 dolaylarında askerimiz ve bir miktar polisimiz vardı.

Bir numaralı görevleri Kabil Havaalanı'nı Taliban saldırılarına karşı korumaktı.

Orada üslenmiştik.

★★★

Bu havaalanı öyle sıradan bir meydan değil, çok büyük ve kapsamlı bir tesis…

Ülkede bütün uçakların iniş kalkış yaptığı tek yer.

İçinde büyük binalar, çeşitli tesisler, hatta mağazalar ve hastaneler var. ABD oraya çok büyük yatırımlar yapmıştı.

Milyarlarca dolar harcadı.

★★★

Meydanın iç ve dış güvenliği büyük ölçüde bizim askerimize emanet edilmişti…

Taliban Afganistan'la birlikte Kabil'i de ele geçirince, ABD'nin karşısına çıkan en büyük sorun “Kabil elden gitti de, şimdi havaalanı ne olacak” oldu…

Zira orası Afganistan'ın dünyaya açılan tek kapısı idi.

Hatta bir süre önce bizimkilere bir öneri götürmüştü:

“Burasının işletmesini siz alın!”

Bunu bilmiyorduk…

Recep Bey açıkladı.

★★★

“Alırız ama önce parası konusunda anlaşmaya varalım” demeye getirdi.

Öyle ya, her işin bir bedeli vardı ve ödenmesi gerekiyordu!

Anlaşmaya varıldığı takdirde ABD ve NATO'dan birkaç milyar dolar geleceğinin hesabını bizimkiler çoktaan yapmıştı.

Ancak bu gibi olaylarda bir de madalyonun öbür tarafı vardır!

Para konusunda uzlaşıp ‘ihaleyi' kaparsın da, kapının hemen dışında bekleyen Taliban rahat durur mu!

Ya çatışmalar çıkarsa, ya askerlerimiz şehit olursa, bunun hesabını bu iktidar nasıl verebilir.

Kendi adıma söylüyorum, bunları burada tek tek yazdım!

★★★

Dünya liderimiz Recep Bey cuma günü açıkladı:

“Efendim, Taliban'la bizim büyükelçilikte 3.5 saat süren önemli bir toplantı yapılmış.”

Eeee!..

“Taliban bizimkilere öneri getirmiş: Havaalanının işletmesini size verelim, siz yapın!..”

Bizim beyefendinin söylediklerine bakılırsa bu öneriyi düşüneceklermiş. Toplantılara da devam edilecekmiş!

★★★

Sevgili okurlarım, bu nasıl iştir?..

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti kendisiyle uzaktan yakından ilgisi ve bağlantısı olmayan bir mekânda havaalanı “İşletmeciliği” yapacak.

Olacak şey midir?

Bu işletmecilik mutlaka parası karşılığında olacak.

Kelle koparıcı Taliban'da para olmadığına göre, o birkaç milyar doları bize kesinlikle ABD ödeyecek.

Yani parası karşılığında Taliban'a işletmecilik yapıp hizmet sunacağız. Taliban'ın güvenliğini Mehmetçik sağlayacak.

Bu nasıl iştir yaa, ne yapılmak isteniyor?

Bizim sırtımızdan oynanmaya kalkışılan bir oyundur.

Türkiye Cumhuriyeti hiçbir ülkenin ve örgütün bekçisi değildir ve olamaz.

İşletmecilikmiş!..

O halde ABD yeniden dönsün oralara, havaalanını kendi işletsin. Bize vereceği paraları da tasarruf etmiş olur.

Bize öneri getiren Taliban derseniz eli kolu bağlıdır ve ağzından çıkan hiçbir sözün ciddiye alınması mümkün değildir.

★★★

Şu yaşadıklarımıza bakınca karşımıza çok, ama çok acı bir gerçek daha çıkıyor.

Türkiye Cumhuriyeti, adına Taliban denilen şeriatçı örgütü kendisine muhatap kabul etmiş, kendi büyükelçilik binasında saatler süren toplantılar yapıp pazarlık ediyor.

Olmaz, olmaz…

Bizi bu durumlara düşürmeye, bu kadar küçültmeye hiç kimsenin ve hiçbir yönetimin hakkı olamaz.

Bu ülkede çok şeyler görüp yaşadık ama rezaletin bu kadarına ilk kez tanık oluyoruz.

Yüzümüz kızarıyor.