Erdoğan Aktaş
Erdoğan Aktaş

Türkiye’nin sinema hafızası tehlikede

Aylardır herkes Boğaziçi Üniversitesi'ndeki kayyum rektör atamasını tartışırken, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ndeki (MSGSÜ) garip olaylar gözden kaçmış.

2019 yılında Prof. Handan İnci Elçi, tıpkı Boğaziçi Üniversitesi'nde olduğu gibi, Mimar Sinan Üniversitesi'ne kayyum olarak atanınca tartışmalar başlamıştı. Bazı öğretim görevlileri ve birim yöneticileri, kendilerini istifaya zorladığı iddiasıyla Prof. İnci'ye mobbing davası açmıştı.

Fakat MSGSÜ'de bitmeyen en büyük tartışma, üniversitenin Balmumcu'daki, Türkiye'nin sinema hafızası olan Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi için yaptığı uygulamalar ve aldığı kararlar. Prof. İnci, rektör olarak atandıktan sonra yaptığı ilk icraat, bu merkezin müdürü Prof. Dr. Asiye Korkmaz'ın atamasını yapmadı ve yönetimini üzerine aldı. Bu durum yargıya taşındı. İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Rektör İnci'nin aleyhine karar vererek, merkeze kendisinin değil, yönetmelik gereği Sinema TV bölümü öğretim görevlilerinden birinin atanması gerektiği kararını aldı ve bunu tebliğ etti.

Prof. Handan İnci Elçi

Fakat buna rağmen mahkeme kararı uygulanmadı, yönetmelik değiştirildi ve merkeze bölüm dışından başka biri atandı.

İddialar bununla da bitmedi. Merkezin tüm anahtarlarının değiştirildiği, rektörün izin vermediği hiçbir hoca ve sorumluların buraya giremediği de iddia ediliyor.

Şimdi sorun başka… MSGSÜ'nün birçok hocasının uygulamalarından rahatsız olduğu Rektör Prof. İnci, Balmumcu'daki Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi'ni, depreme karşı dayanıksız olduğu gerekçesiyle taşıma kararı aldı.

Üniversite öğretim üyeleri, öğrenciler ve mezunları son dönem uygulamalara da dikkat çekerek, Türk sinemasının hafızasının zarar görmesinden endişe ediyor. Çünkü Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi, Türkiye Film Arşivi ve Dijital Restorasyon Merkezi olarak da ülkeye hizmet ediyor.

Burası sadece arşiv değil, aynı zamanda bir sinema müzesi. Yani hem sinema tarihimizin hem de şehrin hafıza noktalarından biri.

Sadece ülkemiz değil, tüm dünya sinema tarihi adına önem taşıyan merkez için alınacak kararlarda ve uygulamada daha şeffaf olunması gerekmez mi?

Aklıma takılan sorular

Balmumcu'daki Sinema-TV Merkezi için araştırma yaparken çok sayıda isimle konuştum. Bu zamana kadar olan tartışmaları tekrar tekrar gözden geçirdim.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencileri, mezunları ve mensupları kadar ben de endişeye kapıldım ve aklıma da şu sorular takıldı.

1-Sinema-TV merkezi taşınırsa, Prof. Sami Şekeroğlu tarafından bugünkü haliyle kullanılması şartıyla üniversiteye bağışlanan Balmumcu'daki bina o veya bu gerekçeyle yıkılırsa, yine Sinema-TV merkezi olarak mı inşa edilecek, yoksa yerine tıpkı Nişantaşı'ndaki Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde olduğu gibi, daireleri milyonlarca liraya satılan lüks rezidanslar mı yükselecek?

2-Binanın tahliyesi konusunda kararlı olunduğu anlaşılıyor. Peki bir tahliye planınız var mı? Son derece uzmanlık isteyen böylesi bir konuda hangi uzmanlarla ve nasıl çalışılacak?

3-Taşınma tam olarak nasıl planlandı? Ne kadar sürecek? Olası riskleri belirlediniz mi?

4-Türkiye'nin sinema hafızası olan film arşivi nereye götürülecek?

5-Bu son derece önemli ve kıymetli arşivin taşınacağı yeni yer kimler tarafından, ne zaman hazırlandı?

Öğrenciler ve mezunlar soruyor

MSGSÜ'deki tartışmaların bir nedeni de iletişimsizlik. Çünkü üniversitesi yönetiminin sorulan sorulara yanıt vermemesi, hatta kayıtsız kalması herkesi endişelendiriyor.

Hem öğrenciler hem de mezunlar sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışırken iki sorunun da yanıtını öğrenmek istiyorlar.

1-Film arşivciliğini bilen tek uzman kadro, dijital film restorasyonu stüdyolarına 2 yıl boyunca neden sokulmamıştır? Bu arada, arşivdeki eserler zarar görmüş müdür?

2-Tahliye edilmek istenilen bina için alındığı söylenen ‘göçük riski raporu' neden açıklanmıyor?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrenci ve mezunları işte bu iki basit sorunun yanıtını merak ediyor.

Fakat sorulan ısrarlı sorulara, ısrarla yanıt verilmemesi, haliyle akla başka soruları da getiriyor.

MSGSÜ rektörü neden susuyor?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ndeki iddiaları aslında yeni değil. Rektör Prof. Handan İnci Elçi göreve geldiği günden beri üniversite çalkalanıyor. Balmumcu'daki Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi'nin tahliyesi ise 19 Haziran Cumartesi günü İstanbul'u 3.9 şiddetinde sallayan depremden sonra bir kez daha gündeme geldi.

Çünkü Rektör Handan İnci, depremin hemen sonra Twitter hesabından, “Depreme birkaç hafta önce göçük riski raporlandığı için tahliye başlattığımız Balmumcu binamızda inceleme yaparken yakalandım. Bina öyle sallandı ki dualarla zor attık kendimizi dışarı. 1999'da bile böyle korkmamıştım” diye yazdı.

Üniversitesinde açıklamaları resmi yollardan duyurmadığı, yeni gelişmeleri bile Twitter üzerinden yazarak bilgilendirdiği için eleştirilen Prof. İnci, tahliye kararını bir kez daha gündeme taşımış ve tartışmaları tekrar alevlendirmiş oldu.

Ancak ısrarla sorulmasına rağmen üniversite rektörlüğü Balmumcu'daki Sinema-TV binası için alınan ‘göçük riski raporunu' resmi yollardan açıklamıyor. Bu raporun varlığı biliniyor, içeriği tam olarak öğrenilemiyor. Bu durumda, paha biçilmez bir arşivi koruyan ‘binanın güçlendirme çalışması' ile kurtarılıp kurtarılamayacağı tartışılamıyor.

Ben de iddiaları sormak için ısrarla Rektör Prof. Handan İnci Elçi'yi aradım ancak, yazı baskıya girene kadar kendisine ulaşamadım.

Öğrenciye burs cezası

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde olup bitenleri araştırırken, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protesto eylemlerine katılan 100 üniversitelinin Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan almaya hak  kazandıkları burs ve kredilerinin kesildiği haberi geldi.

Üstelik, Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun yönetmeliğine göre böyle bir bahaneyle kimsenin kredi ya da bursunu kesmek mümkün değil.

Ayrıca benzer olaylarda verilen mahkeme kararları da var. Daha önce idare mahkemeleri, öğrenciler hakkında kesinleşmiş bir hüküm olmadığı için kredi ve bursların kesilemeyeceği yönünde kararlar almıştı. Tabii “Adaleti takan kim?” derseniz verecek yanıtım yok.

Neyse ki İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan haksız yere burs ve kredileri kesilen öğrencilere yardım eli uzandı. O öğrencilere aynı miktarda desteği Başkan İmamoğlu verecek.

Ne günlere kaldık…

Normalde, üniversiteler sorunlara çözüm üretir, bizim ülkemizde ise sorunların kaynağı haline gelmeye başladılar.