Düt… Düt… Düt… Düttürü!

Bu yılın sonuna tadar Hızlı Tren'e binecek “7 milyon 700 bin yolcu daha aranıyor” haberini okuyunca o günleri hatırladım.

12 yıl önceydi.

2009 Mart ayı.

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Ankara- Eskişehir arasında “Hızlı Tren” seferlerinin ilk açılışını yapacaktı. Törene 50 gazeteci çağırmışlardı. Ben VATAN'da yazıyordum, çağırılanlar arasında yoktum. Başbakan Erdoğan o gün açılışta Hızlı Tren'i kendisi sürdü, saatte 250 kilometre hıza kadar çıkarttığını özellikle gazeteciler ve TV kameraları görsün istedi.

Sonra!

Sorulara geçildi.

Soru 1: Alsim-Alarko liderliğinde İspanyol OHL Firması ile oluşan konsorsiyum tarafından yapımına başlanılan 1. etabın sözleşme bedeli (+sigorta primi olmak üzere) toplam 459 milyon Euro'dur. Ancak keşif artışları ile birlikte maliyet 629 milyon Euro'ya çıktı. Nasıl oldu da 459 milyon Euro olarak belirlenen ilk bedel bir anda 629 milyona ulaştı?

Soru 2: Dünyada hızlı trenler, saatte 500 km. hıza dayanırken biz neden “daha eski olan ve saate hızı 250 km.'yi aşamayan bir teknolojiyi” bu kadar pahalıya aldık?

Soruları soran:

Yiğit Bulut'tu.

VATAN'da yazıyordu.

Genç bir yazardı.

Başbakan cevap vermedi. Hızlı tren, “Düt… Düt… Düt…” yoluna devam etti. Ne oldu, nasıl oldu ben hâlâ anlamış değilim. VATAN'da yazarken “Hızlı Tren'de soygun yapılıyor” kuşkusuna düşen Yiğit Bulut, daha sonra “Türkiye çağ atlayıp kalkınıyor” görüşüne geldi ve Cumhurbaşkanı'na yıllarca süren baş ekonomi danışmanı oldu.

★★★

Fransa'da saatte 500 kilometre hız yapabilen hızlı trenin, 1 kilometre maliyeti 2 milyon Euro iken Türkiye'ye satılan 250 kilometre hızda geri teknoloji trenin 1 kilometre maliyeti, neden 3 milyon Euro?

Düt…

Düt…

Düt…

Gelen hızlı tren değil fakat kilometre maliyeti hızlı tren kadar ve hatta daha fazla. Soruya tutarlı, inandırıcı cevap veren, o günden beri olmadı.

Düt.

Düt.

Düt.

Düttürü.

Türkiye kazıklandı.

12 yıl önce TCDD Genel Müdürü olan Süleyman Karaman, Ankara- Eskişehir Hattı'nın (245 kilometre) 740 milyon Euro'ya mal olduğunu açıklamıştı. Bu hesaba göre 1 kilometre maliyet yaklaşık 3 milyon Euro'yu buluyordu. Oysa o yıllarda dünyada (Japonya ve Fransa'da) saatte 579 kilometre hız rekoru kıran MAGLEV (Magnetic Levitation yani Manyetik Kaldıraçlı) tipi tekerleksiz ve havada giden trenlere geçiliyordu ve maliyet aşağı yukarı aynıydı.

★★★

Düt…

Düt…

Düt…

Bugüne geldik.

Dün gazetede yayımlanan haber şuydu: Ankara Yüksek Hızlı Tren (YHT) Garı'nı işleten Cengiz-Kolin-Limak ortaklı firmaya, bu yıl (2021) için 8 milyon yolcu garantisi verilmişti. Ancak ilk 5 ayda yolcu sayısı sadece 272.676'yı ancak bulabildi. Eğer yıl sonuna kadar 7 milyon 727 bin 324 yolcu gelmezse Cengiz-Kolin- Limak ortaklı müteahhit firmaya 12 milyon dolar ödenecek. Yapılan sözleşme gereğince 2018-2019'da yolcu garantisi 5.000.000 kişiydi. Ne var ki sadece 1.933.123 yolcu garı kullandı. Şirkete 7.500.000 dolar ödendi. 2019-2020'de ise yolcu garantisi yine 5.000.000'du. Gelen yolcu ise 1.091.881'de kaldığı için yine Cengiz-Kolin- Limak ortaklı şirkete 7.500.000 dolar ödendi.

Düt…

Düt…

Düt…

Düttürü…

Yeniden yapılandırılacak devlet şirketleri arasına TCDD de alındı. Buna göre TCDD daha çabuk, daha fazla “dış borç bulsun” diye özel danışmanlık hizmeti alabilecek. Düt… Düt…Düt…!

TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)

Rize'de selin sebebi!

Prof. Dr. Doğan Kantarcı: “Bölgede çok ağaç kesiliyor. Gelecek yılların kesimini de yapıyorlar. Kesim oranı yüzde 30 olmalı iken yüzde 60'lara kadar çıkıyor.” Prof. Dr. Doğanay Tolunay: “Aslında Karadeniz için bu yağışlar normal. Peki neden afete dönüşüyor? Çünkü yol yapılırken kazı fazlası dere yatağına boşaltılıyor. Taşocağı açılırken hafriyat dere yatağına dolduruluyor. Orman arazileri de hesapsız, kitapsız çay bahçelerine dönüştürülüyor. Dereler üzerine köprüler yapılırken de sel koşulları dikkate alınmıyor.” Prof. Dr. Hüseyin Çelik: “Aşağı havzada dereler daraltılıyor. Dere ağızlarına yerleşim bölgeleri kuruluyor. Sele karşı bir tehlike haritası oluşturulup buna göre hareket edilmiyor.”