İdlib’de pusuda bekleyen felaket!

Türkiye ile arasında 130 kilometrelik sınır bulunan Suriye'nin İdlib kenti, tam anlamıyla terörist yatağı olmuş. Suriye kontrolünde bulunan toplam 12 gözlem noktası var ve 7'sinin çevresi Esad yanlılarının Türkiye aleyhine gösterilerine sahne oluyor. Türk gözlem noktasına ikmal, Rusya'nın desteği ile Suriye ordusunun kontrolündeki bölgeden geçerek yapılıyor. Buralarda Türkiye'nin hava sahası kontrolü yok. Kontrol Rusya'nın elinde…

İç savaş sonrası, Suriye ordusunun kontrolü ele almasıyla birlikte ülkede bulunan ne kadar IŞİD artığı terörist varsa İdlib'e sığındı. Suriye ordusu ile İdlib'te ki bu cihatçı örgütler arasındaki gerginliği azaltmak maksadıyla Türkiye, İran ve Rusya ile anlaşmaya varılmıştı. 12 Ekim 2017'de “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi”ndeki ateşkes rejiminin takibi için gözlem noktaları oluşturuldu. Bu gözlem noktalarıyla, İdlib'de silahlı cihatçı örgütlerin kontrolündeki sınır şeridinin silahlardan arındırılmasının denetlemesi amaçlanmıştı. Yani Türkiye İdlib'de silahlı cihatçı örgütlerin silahtan arındırılması görevini üslenmişti.

SİLAHSIZLANDIRILAMIYOR

Cihatçılar ile Suriye birliklerini birbirinden ayıran gözlem noktaları 15-20 kilometre derinliğinde ve 250 kilometre uzunluğundaki bir bölgeyi kapsıyor. İdlib'deki gelişmeleri yakından izleyen emekli Tuğgeneral Osman Aydoğan, şunları anlatıyor:

“Ancak 17 Eylül 2017 tarihinde imzalanan Soçi Mutabakatı'nın üzerinden üç yıldan fazla zaman geçmesine rağmen Ocak 2020 tarihine kadar Türkiye'nin söz verdiği gibi İdlib'deki ılımlı muhalifler ile silahlı cihatçı gruplar ayrıştırılmadığı gibi İdlib'deki silahlı cihatçı gruplar da silahsızlandırılamıyor ve bunlardan da HTŞ gittikçe İdlib'e hâkim oluyor” diyor.

O HATALAR

İdlip'te 3 Şubat 2020'de 8 askerimiz, 10 Şubat 2020'de 5 askerimiz, 27 Şubat 2020'de hava saldırısı sonucu 33 askerimiz şehit edilmişti. Osman Paşa, “İdlib'de gözlem noktaları konusunda yapılan hatalar”ı da şöyle dile getiriyor: 

“Hiç de üstümüze vazife değilken Soçi Mutabakatı ile Türkiye İdlib'deki cihatçı, selefi grupların garantörlüğünü ve korumasını üstleniyor. Bu maksatla da Suriye'de İdlib'de Türkiye'nin kurduğu 12 gözlem noktası, ülkemizi terörist sızmalarından korumak için teröristlerle sınırımız arasında değil de İdlib'in güney ve doğusunda, İdlib'deki teröristlerle Suriye Ordusu arasında kuruldu.

Yani ülkemizin güneyinde Suriye sınırında sınırımıza dünyanın en azılı, en gaddar, en vahşi teröristleri yığılıyor. Biz, ülkemizi bu teröristlerden korumak için askerlerimizi teröristlerle sınırımız arasına konuşlandırmak, mevzilendirmek yerine, askerlerimizi, teröristlerle komşu ülkenin askerleri arasında yerleştiriyoruz, konuşlandırıyoruz.

Aşırı büyüklükte birlikler sahaya yığılıyor ve gözlem noktaları dışında konuşlandırılıyor. Daha vahimi bu bölgenin hava sahasının kontrolü de Rusların elinde. Ruslardan izinsiz İHA bile uçuramıyoruz. Yani bu gözlem noktalarındaki askerî birlikler oralara hava desteği ve hava koruması olmadan gönderiliyor. Halen de gözlem noktalarındaki askerî birlikler hava desteği ve hava koruması bulunmaksızın orada bulunuyor.”

YA ÇÖZÜM?

İdlib'in güneyinde tesis edilen bu gözlem noktaları Batı basınınca Türkiye'nin “IŞİD artığı teröristleri koruması” şeklinde yorumlanıyor. İdlib'den Şubat 2020'den bu yana gelen şehit haberleri bizi yanıltmasın. Türkiye, dikkatini Doğu Akdeniz'e ve yine aldatıldığı ve kandırıldığı Libya'ya dikmişken İdlib'den Şubat 2020 ayında olduğu gibi yine felaket haberleri gelmesi her an mümkün görünüyor.

Türkiye'nin; İdlib'teki zaten 7 tanesi Suriye ordusunun kontrol ettiği bölgede kalan, artık Rusya'nın ve Suriye'nin insafına terk ettiği ve Batı tarafından da Türkiye'nin IŞİD artıklarını koruması şeklinde yorumlanan gözlem noktalarını geri çekmesinin dışındaki her bir hareket tarzı Türkiye'yi adım adım felakete götürecek gibi gözüküyor…

Emekli General Osman Aydoğan, “Ne yazık ki doğru sözler nazik olmuyor… Zarif sözler de doğru olmuyor. Doğru sözler eğri görünüyor. Dost da acı söylüyor! Ama ben doğru bildiklerimi söylemek zorundayım” diyor.

Suriye'de Esad'sız bir çözüm mümkün gözükmüyor…