Sözcü Plus Giriş
YÜCEL ARI

Türkiye uf olmuş…

14 Mayıs 2021 Yazarlar

Son zamanlarda kendisine mikrofon uzatılan yurttaşların verdikleri yanıtlar dikkatimi çekiyor.

İster çocuk, ister genç, orta yaşlı ya da yaşını başını almış olsun neredeyse hepsi aynı…

Kuyruktakine sor, yolda el ele tutuşup yürüyen çifti çevir sor, cep telefonundan bir şey bakana sor, kafede oturana sor, parkta hava almaya çıkana sor, sıkışık trafikte direksiyon başındakine sor, hatta uzat mikrofonu yanında oturana sor, 250 gram kıyma almak için kasaba gelene sor, pazarda elindeki  poşetiyle tezgahlara bakınanına sor, ona fasulye satmaya çalışan pazarcıya sor hiç farketmez.

Hepsinde benzer sansürsüzlük şaşırtan şeffaflık…

Bir türlü alışamadım. Eskiden böyle değildik. Sorulursa, bazı şeyleri kendimize saklardık.

O bazı şeyler, ‘kadınlara yaşı, erkeklere maaşı sorulmazdı' cinsindendi.

Mesela sokaktaki birine, ‘borcun var mı' desen, terslenirdin.

Kredi çektin mi bankadan diye sor, ağzını bıçak açmazdı karşıdakinin.

Kredi kartı borcun ne kadar de, ‘sana ne' olurdu alacağın yanıt.

Ev kiran, elektrik borcun, doğalgaz faturan ne kadar diye sor, altında bir çapanoğlu aranırdı.

Okula giden çocuğuna ne kadar harçlık veriyorsun de tanımadığın birine, sapık muamelesi bile görebilirdin.

Cebinizde şu an ne kadar para var dediğinde kimse sana boş ceplerini çıkarıp ya da cüzdanın gözlerini kameraya sokar gibi göstermezdi.

İşin yok peki nasıl geçiniyorsun diye sorsan gençten birine, alacağın yanıt, “Babamdan harçlık alıyorum ne yapayım” olmazdı kesinlikle.

Esnafa gidip bu ayki ödemeler ne oldu diye sorsan, “Maliyeden misin birader” der, tuhaf tuhaf bakardı yüzüne.

Tarlasındaki ayrık otlarını temizleyen çiftçiye, “Tarım krediye ne kadar borçlusun” desen, “Yürü git işine” yanıtı alıp, dayak yemediğine şükrederdin.

Bu devirde karasabana talim eden köylüye, “Traktörün yok mu” diye sorduğunda, “Vardı. Devlete olan şu kadar borcumu ödemek için aldığım krediyi ödeyemeyince geçenlerde haczedildi” demezdi!

Sevimli mi sevimli bir çocuğa, “İnternetten derslere girebiliyor musun ufaklık” diye sorsaydın, “Babam aylardır işsiz. İnternet faturasını ödeyemedik. Bu yüzden derslere giremiyorum abi” demezdi sana.

Yoldan çevirip soru sorduğun emekli Ayşe Teyze, daha sen ‘çan' bile diyemeden, minik para çantasının kilidini pıt diye açıp, “Allah seni inandırsın son 20 liram” demezdi.

Bankamatikten maaş çekerken yakaladığın emekli Ahmet Bey, “1000 lira kira, bu ay yüksek geldi doğalgaz 300'de o, 100 elektrik, 50 su, 48 telefon” diye bütçesini sayıp dökmezdi ortalığa.

Bakkal Fevzi Efendi, gelen muhabire ve kameraya veresiye defterinin yapraklarını pırrr diye açıp  göstermezdi kesinlikle.

Bir başka bakkal efendi de mahallede kara listeye aldığı isimleri koca kartona yazıp camına asmaz, gelen kameraya ballandıra ballandıra anlatmazdı müşterilerini.

7'den 77'ye ne oldu bize böyle?

Bizi yönetenlerin her konuya ‘devlet sırrı' muamelesi yaptığı, işlerin kapalı kapılar ardında halledildiği, bizim paralarımızın nasıl yönetildiğini, nerelere harcandığını soramadığımız, koronavirüs aşısı sayısının bile ‘sır' olduğu bir dönemde yurttaşın özelini ardına kadar açmasının altında yatan neden ne?

Sosyolojinin yani toplum biliminin babası Auguste Comte öte taraftan gelip görse halimizi şaşırıp kalır, büyük bir olasılıkla da ‘ben bu işten hiiiç anlamıyormuşum' deyip, mesleği bırakır doğrusu.

Gerçekten neden böyleyiz, eskiden de böyle şeffaf mıydık, yoksa bir sorun mu var?

Mesela dünyanın ‘en az gülen' dört ülkesinden biri olmuşuz. Bizi mutsuz edenler gülüyor mu şimdi?

Bir araştırma yapılıyor her yıl dünyada. Bize de sormuşlar. Verilen yanıt gözlerimin dolmasına, içimin acımasına neden oldu. Soru şu: “Dün tüm gün size saygılı bir şekilde davranıldı mı?”

Ben size sorayım aynı soruyu… Verdiğiniz yanıt neyse memleketimizden de aynısı gelmiş. Sahi, bize neden saygılı davranmıyorlar hiç?

Alman istatistik platformu Statista'nın yaptığı ‘dünyanın en sinirli ülkeleri' araştırması da şaşırtmadı. En sinirli insanların yaşadığı 6. ülkeyiz dünyada…

Dünya Küresel Duygular Raporu farklı mı sanki. Türkiye, ‘hayatlarından memnun olmayanların' oranının en yüksek olduğu dünyanın ‘en mutsuz 10 ülkesi' arasında!

***

Toplum bilimci değilim. Ama, bu güzel ve yalnızlar ülkesinde yıllardır gazetecilik yapıyorum. İnsanları gözlemleme fırsatım oldu. Bana kalırsa hastalandı, diktiği çiçekle bile konuşan sevecen insanlarımız ve onlardan oluşan toplumumuz… Bu vatan, biz sevenleri için gözünün içine baktığımız çocuğumuz ama ne yazık ki uf olmuş Türkiye…

YAZARIN TÜM YAZILARI