İran’da Erdoğan, Putin ve Reisi arasındaki üçlü zirveden Suriye mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında yapılan üçlü zirveden peş peşe açıklamalar geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye’deki krizi biz çıkarmadık tüm yükü biz alamayız” ifadesini kullanırken, "Putin Suriye konusundaki diyaloglarımızla, Suriye halkının kendi inisiyatifiyle karar almasını sağlamamız lazım" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İran temasları kapsamında Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi gerçekleştirildi. Erdoğan zirvede gerçekleştirdiği konuşmada, bu formatta son olarak 2019 yılında Ankara'da bir araya gelindiğini ifade ederek, 2020 yılındaki toplantının online olarak gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi. İlerleyen dönemde daha sık görüşme imkanı olacağını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

* Suriye krizi kaynaklı meydan okumalar esasen bunu gerekli kılıyor. Astana platformu etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegane girişimdir. Biriyle mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz.

* Terör örgütleri ile mücadelemiz nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın sürecektir. Milli güvenliğimizi kast eden şer odaklarını Suriye'den söküp atmaya da kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran'dan beklentimiz bu mücadelede Türkiye'ye destek olmaları.

“TERÖR ÖRGÜTÜNÜN İŞGAL ETTİĞİ TOPRAKLARDAN TAMAMEN SÖKÜLÜP ATILMASI OLACAKTIR”

Görüşmelerde daha önce varılan anlaşmaların uygulanma durumunun gözden geçirildiğini kaydeden Erdoğan şöyle konuştu:

* PKK, PYD, YPG terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz işbirliğini sürdürerek, bu hedeflere elbirliği ile ulaşacağımıza inanıyorum. Ancak Suriye'nin huzuruyla birlikte toprak bütünlüğü karşısındaki en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, YPG, PYD ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir.

* PKK, YPG, PYD, Fırat'ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ediyor. Suriye halkına yapılacak en büyük iyilik bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olacaktır. Bölgemizin geleceğinde bölücü teröre ve uzantılarına yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor.

* Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye'nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz.

“TEL RIFAT VE MÜNBİÇ TERÖR YATAĞI HALİNE GELMİŞTİR”

“Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz öncelik taşıyor” diyen Erdoğan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

* Suriyeli sığınmacıların ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir. Birçok önemli konuyu masaya yatıracağım zirve toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bugünkü istişarelerimizin, alacağımız kararların Suriye'deki siyasi geçiş süreci ilerletilmesine yardımcı olmasını özellikle temenni ediyorum.

* PKK, YPG, PYD örgütünün aldığı dış destekle Suriye'nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığı görüyoruz. Bu terör örgütünü bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarda sürdürürken Türkiye'nin kayıtsız ve hareketsiz kalması da beklemek mümkün değil. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye'nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim. sadece sözler yaralara derman olmuyor.

* PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 km öteye tamamen çekilmesi zamanında yapılan mutabakatların gereğidir. Bu hala gerçekleşmemiştir. Tel Rıfat ve Mümbiç terör yatağı haline dönmüştür. Terör örgütünün sığındığı bu limanların temizlemenin vakti çoktan geldi. Astana ortaklarımızdan beklentimiz Suriye'de istikrarın sağlanması da yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir.

Mesafe kat edilmesi gereken bir konunun da siyasi süreç olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

* Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekanı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum. Bu endişeleri gidermek için Birleşmiş Milletler ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduk ve olumlu cevaplar aldık.

* Anayasa Komitesi'nin sürecinin başarısızlığı Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı bir şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun içinde BM'nin toplantıları kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır.

“REJİMİN TAVRI BİRLİKTE BAŞLADIĞIMIZ BU SÜRECİ BALTALAMAKTADIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar düzenlenen toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğini kaydederek, “Muhalefet kanadı tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunuyor. Rejimin tavrı ise birlikte başladığımız bu süreci baltalamaktadır. Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir” dedi.

“İDLİB’TEKİ ATEŞKESİN İHLAL EDİLMEMESİ ÖNEMLİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

* İdlib'te göreceli de olsa sükûnet varsa bu Astana platformumuzun başarısıdır. Sahada sükûneti muhafaza etmek ve bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmak, onlara yardım eli uzatmak bizlerin görevidir. İdlib'teki ateşkesin ihlal edilmemesi bu bakımdan önemlidir. Özellikle sivilleri sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor.

* Rejim kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan sizlerin İdlib'teki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hakimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek istiyorum.

* Türkiye 3.7 milyon Suriyeli kardeşimizi geçici olarak misafir etmektedir. Suriye ihtilafının getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülke Türkiye'dir. Suriyelilerin topraklarına huzurlu kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşü temin edilmelidir.

* Güvenlik ve istikrar sağlandığı taktirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye'den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü. 1 milyon Suriyelinin geri dönüş için hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Bu krizi iz çıkarmadık külfetinin sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir.

* Uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin temin etmek müşterek menfaatimizedir. Suriye'nin kuzeyi batısındaki durum özellikle dikkat çekiyor. 4 milyonu aşkın Suriyeli uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, BM'nin kolaylaştırmak için sınır ötesi her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum.

PUTİN: GÖRÜŞMELERİN İLERLEMESİ ÇOK ÖNEMLİ

Zirvede açıklamalarda bulunan Putin şu ifadeleri kullandı:

* Öncelikle ben İran Cumhurbaşkanına teşekkür ederim. Çünkü Astana sürecindeki 7. Zirve ve yüz yüze görüşme bizim için önemliydi. Bu görüşmede Suriye'de yaşanan sorunları da gözden geçirdik. Genel olarak baktığımızda Türkiye, Rusya ve İran'ın, Suriye çalışmaları önemlidir. Bizim tarafımızdan bakıldığında ise sivillere karşı kullanılan güç azaldı.

* Astana Zirvesi, Suriye'de tamamen çözüm bulana kadar devam etmeli. Ayrıca bizim prensiplerimiz var. Bağımsızlık, Suriye için çok önemli ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürmekte bizim için önemlidir. Üçlü görüşmelerin ilerlemesi de önem arz ediyor.

Sözlerinin devamında Suriye'nin egemenliğine dikkat çeken ve bu konuda batılı ülkelerin Suriye'deki politikalarını eleştiren Putin sözlerini şöyle sürdürdü:

* Suriye konusundaki diyaloglarımızla, Suriye halkının kendi inisiyatifiyle karar almasını sağlamamız lazım. O yüzden anayasa komisyonu oluşturulmuştu. Suriyeliler kendi aralarında anlaşmalı. Bağımsız ülkelerin geleceğini kurmak için bazı adımlar atılmalı.

* Suriye'de uluslararası terör ocaklarını söndürmek için çabalarımız sürecek. Şunun altını çizmek isterim ki, Suriye'de terör örgütlerinin etkisini görebiliyoruz. ABD ve diğer ülkeler, Suriye'nin değerlerini çalmaya devam ediyor.

* Rusya, İran ve Türkiye, Suriye halkına yardım etmek için birçok konuya el atıyor. Mülteciler konusunda da elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Ayrıca uluslararası toplumun diğer üyelerinin de bu yardımlara katılmalı.

* Bizim görüşmelerimizin olumlu ve faydalı olacağını düşünüyorum. Rusya'da da bazı görüşmeler olacak. Burada bulunan tarafları ülkemizde görmekten mutluluk duyacağız.

REİSİ: TÜM YABANCI GÜÇLER SURİYE’DEN AYRILMALI

ABD’nin Suriye’deki varlığı hakkında önemli açıklamalarda bulunan Reisi, “ABD, Suriye halkına yönelik ağır yaptırımlar uyguladı ve bu Suriye'de istikrarın sağlanmasını engelledi. Suriye'de savaş yoluyla istediklerini elde edemeyenler tek taraflı yaptırımlar uygulayarak hedeflerine ulaşmak istiyorlar. ABD'nin Suriye'deki bu hukuka aykırı varlığı Suriye'yi istikrarsızlaştırıyor. Siyonist rejimin Suriye topraklarını yok sayma ve bazı haklarını elinden alması bu istikrarsızlığı arttırmaktadır. Aynı şekilde uluslararası hukuku da yok saymaktadır. Umut ediyorum ki bu toplantımızda yapıcı kararlar alınsın ki Suriye'deki istikrar geri dönsün” dedi.

Suriye'deki yabancı güçlerin bölgeyi terk etmeleri gerektiğini söyleyen Reisi, “ABD, Suriye'nin doğal kaynaklarını yağmalıyor. ABD, Suriye'nin doğal kaynaklarını yağmalıyor. Tüm yabancı güçler Suriye'den ayrılmalı. ABD, en kısa zamanda Suriye'yi terk etmelidir. Suriye’nin toprak bütünlüğü ile milli egemenliğinin korunması ve bölge ülkeler arasında siyasi çözümün sağlanması gerektiğini vurguluyoruz. Bağımsız bir Suriye sadece oradaki halkın sıkıntılarını gidermeye yardımcı olmayacak aynı zamanda komşu ülkelerin de sıkıntılarını giderecektir. İran olarak güçlü bir şekilde Suriye ve Suriye halkını desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Mülteci konusuna da değinen Reisi, “Suriye'de mülteciler önemli bir konu. Suriyelilerin evlerine dönmeleri için bölge ülkeler olarak yardımcı olmalıyız. Suriyeli mültecilerin sorunlarını anlıyoruz ve bu konuda yardım etmeye hazırız” dedi.

ZİRVE SONRASI REİSİ VE PUTİN’DEN AÇIKLAMA

Zirve sonrası açıklama yapan Reisi, “Toplantıda 3 ülke cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirilen konular oldu. Bu konuların ekseni ise Suriye’nin egemenliğiydi” dedi.

Reisi ayrıca “Suriye'nin toprak bütünlüğünün önemine vurgu yaptık. ABD'nin Fırat'ın doğusundaki varlığı kabul edilemez. Bugün Suriye'de mevcut olan endişeler ve sıkıntılar gerçekten büyük bir sorun. Bunları gidermek için büyük ülkelerin irade ve azmi önemlidir” ifadesini kullandı.

Zirve sonrasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Putin şöyle konuştu:

* Astana sürecinin garantör ülkeleri olarak toplantımız çok verimli ve kapsamlı bir şekilde gerçekleşti. Suriye'de yaptığımız işbirliğimizin kilit noktalarını değerlendirdik. Kabul ettiğimiz bildiride Suriye'de yaşanabilirlik için kararlılığımızı belirttik. Suriye'de sorun diplomatik kararlılıkla çözülebilir. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasıyla Suriye'nin kaderini, Suriyeliler dış müdahaleler olmadan kendileri belirlemelidir. Planlarımız arasında Astana formatında dışişleri bakanları toplantısının yapılması da var.

* Suriye'de hükümet ve muhalefet temsilcilerini bir araya getirip Suriye'nin yapısının nasıl olacağı yönünde girişimlerimiz oldu. Biz Suriye Anayasa komitesi çalışmalarına destek vereceğiz. Suriye'de terörizm ve şiddet seviyesi düşüyor. Ana ve diğer grupların neredeyse tümü imha edilmişti. Suriye hükümeti ülkenin neredeyse tamamını kontrol altında tutuyor.

* Fırat'ın doğusundaki zorluğu değerlendirdik. Yabancı ülkelerin bu terör örgütleri üzerinden bölücü kışkırtması mevcut. Bu nedenle Fırat'ın doğusunda Suriye hükümeti kontrolü sağlamalıdır. Sivillere yönelik okul, hastane, altyapı ve üst yapı için faaliyetlerde bulunulmalıdır. Böylelikle mültecilerin evine dönüşü sağlanacaktır.

UKRAYNA TAHILI MESELESİ ELE ALINDI

Açıklamalarının devamında İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile yaptığı görüşmeyle ilgili de konuşan Putin, “Rusya ile İran arasında yararlı işbirliğimizi değerlendirdik. Sanayi, enerji ve ulaşım gibi alanları ele aldık. Ülkelerimiz arasında milli paraların kullanımının genişletilmesini konuştuk. İran Nükleer Planı'nın korunması konusunda hemfikiriz. Bu planın her tarafında işbirliğinin de her alanda genişlemesi gerekir” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede Ukrayna tahılının dünya pazarına ulaştırılması konusunu ele aldıklarını ifade eden Putin, “Rusya, Türkiye ilişkileri her alanda dinamik bir şekilde gelişmelidir. Ukrayna tahılının dünya pazarına ulaştırılması konusu ele alındı. İstanbul müzakerelerinde alınan kararların verimliliğine değindik” şeklinde konuştu.

ZİRVE SONRASI 16 MADDELİK ORTAK BİLDİRİ YAYINLANDI

Türkiye-İran-Rusya Üçlü Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin katılımı ile İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleştirildi. Zirvenin ardından yayınlanan 16 maddelik ortak bildiride şu ifadeler yer aldı:

1. Devlet Başkanları Suriye'de sahadaki güncel durumu ele almışlar, 1 Temmuz 2020 tarihinde video konferans yoluyla yapılan son toplantının ardından meydana gelen gelişmeleri değerlendirmişler ve aralarında varılan mutabakatlar ile Dışişleri Bakanlarının ve temsilcilerinin toplantılarındaki mutabakatlar uyarınca üçlü işbirliğini güçlendirme hususundaki kararlılıklarını vurgulamışlardır. Ayrıca, son uluslararası ve bölgesel gelişmeleri ele almışlar ve Astana Sürecinin, Suriye krizinin barışçıl ve sürdürülebilir çözümündeki öncü rolüne vurgu yapmışlardır.

2. Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler Şartı'nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli bağlılıklarını vurgulamışlardır. Bu ilkelere evrensel olarak saygı gösterilmesi ve kim tarafından yapılırsa yapılsın hiçbir eylemin söz konusu ilkeleri zayıflatmaması gerektiğine işaret etmişlerdir.

3. Terörün her tür ve biçimiyle mücadele etmek amacıyla birlikte çalışmaya devam etme kararlılıklarını dile getirmişlerdir. Sivil tesisleri hedef alan ve masum can kayıplarına neden olan saldırılar da dahil olmak üzere, Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki terör örgütlerinin ve bunlarla iltisaklı farklı isimler altındaki grupların artan varlık ve faaliyetlerini kınamışlardır. Suriye’nin kuzeyi ile ilgili tüm düzenlemelerin eksiksiz bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir.

4. Gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler oluşturulmasına dair her türlü girişimi reddetmişler ve Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yanı sıra komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden sınır ötesi saldırılar ve sızmalar dahil olmak üzere ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını vurgulamışlardır.

5. Suriye’nin kuzeyindeki durumu ele almışlar, bu bölgede kalıcı güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün muhafazası temelinde sağlanabileceği hususunu vurgulamışlar, bu yöndeki çabalarını koordine etme hususunda mutabık kalmışlardır. Suriye’ye ait olması gereken petrol gelirlerinin yasadışı olarak ele geçirilmesine ve aktarılmasına karşı olduklarını ifade etmişlerdir.

6. Uluslararası insancıl hukuk uyarınca, sivillerin ve sivil altyapının korunmasını sağlarken, terör örgütleriyle bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve varlıkların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla aralarındaki süregiden işbirliğinin devam ettirilmesi hususundaki kararlılıklarını teyit etmişlerdir.

7. İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesindeki durumu ayrıntılarıyla ele almışlar ve sahada sükunetin sağlanması için İdlip'le ilgili bütün anlaşmaların tam olarak uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir. İdlip Gerginliği Azaltma bölgesinin içindeki ve dışındaki sivillere tehdit oluşturan terörist grupların varlığı ve terörist faaliyetleri konusunda ciddi endişelerini dile getirmişlerdir. İnsani durum da dahil olmak üzere, İdlip Gerginliği Azaltma bölgesi ve çevresindeki durumdaki normalleşmenin sürdürülebilir olmasını sağlamak için daha fazla çaba göstermek hususunda mutabık kalmışlardır.

8. Suriye'deki insani durumdan duydukları derin endişeyi kaydetmişlerdir. Uluslararası hukuka, uluslararası insancıl hukuka ve BM Şartı'na aykırı tüm tek taraflı yaptırımları, ayrıca, belirli bölgelere yönelik muafiyetler uygulamak suretiyle ayrılıkçı gündemlere yarar sağlayacak ve ülkenin parçalanmasına yol açabilecek ayrımcı önlemleri reddetmişlerdir. Bu bağlamda, başta BM ve insani yardım kuruluşları ile diğer hükümet/hükümet dışı uluslararası kuruluşlar olmak üzere uluslararası topluma, ayrımcılık, siyasileştirme ve önkoşullar olmaksızın ve daha şeffaf bir şekilde tüm Suriyelilere yönelik yardımlarını arttırmaları çağrısında bulunmuşlardır.

9. Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde, Birleşmiş Milletler'in kolaylaştırıcılığında, Suriyelilerin öncülüğü ve sahipliğinde bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair inançlarını teyit etmişlerdir. Bu bağlamda, Astana garantörlerinin belirleyici katkılarının ve Soçi'deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresinin kararlarının uygulanmasının sonucunda ortaya çıkan Anayasa Komitesinin önemli rolünün altını çizmişlerdir. Anayasa Komitesi'nin müteakip oturumlarının sürdürülebilir ve etkili çalışmasını sağlamak için Komite üyeleriyle ve kolaylaştırıcı olarak BM Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile sürekli etkileşimi desteklemeye hazır olduklarını yinelemişlerdir. Komite’nin anayasa reformu hazırlama ve halkın onayına sunma görevini yerine getirebilmesi ve çalışmalarında ilerleme kaydedebilmesi için çalışmalarında, Görev Tanımına ve Temel Usul Kurallarına riayet etmesi ve üyeler arasında mutabakat sağlanabilmesi için dış müdahale ve dışarıdan dayatılan zaman çizelgeleri olmaksızın uzlaşı ve yapıcı angajman anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Anayasa Komitesinin faaliyetlerini herhangi bürokratik ve lojistik engel olmaksızın sürdürebilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir.

10. Astana formatının ilgili Çalışma Grubu çerçevesinde tutukluların/kaçırılanların karşılıklı salıverilmesinin sürdürülmesi hususundaki kararlılıklarının altını çizmişlerdir. Çalışma Grubunun, Suriyeli taraflar arasında güven inşa etmekteki etkisini ve gerekliliğini kanıtlayan özgün bir mekanizma olduğunun altını çizerek, tutukluların serbest bırakılması konusundaki çalışmalarını sürdürmeye, cenazelerin teslimi ve kayıp kişilerin kimliklerinin belirlenmesi konusundaki faaliyetlerini görev tanımına uygun olarak genişletme kararlılıklarını açıklamışlardır.

11. Sığınmacıların ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin, geri dönme ve bu çerçevede desteklenme haklarını teminen, Suriye’deki asıl ikamet yerlerine güvenli ve gönüllü geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasının gerekliliğinin altını çizmişlerdir. Bu bağlamda, uluslararası topluma, bu şahısların yeniden yerleşimleri ve günlük normal yaşamlarının tesis edilmesi için uygun katkılar sağlama ve yük paylaşımında daha fazla sorumluluk alma; bu meyanda, temel altyapının restorasyonu da dahil olmak üzere, özellikle su, elektrik, sanitasyon, sağlık, eğitim, tesisleri, okullar, hastaneler ile uluslararası insancıl hukuka uygun insani mayın faaliyetleri dahil erken toparlanma projeleri aracılığıyla Suriye’ye yönelik yardımları artırma çağrısında bulunmuşlardır.

12. İsrail'in, sivil altyapı dahil Suriye'deki askeri saldırılarını kınamışlardır. Bu saldırıların, uluslararası hukuku, uluslararası insancıl hukuku ve Suriye'nin egemenliğini ihlal ettiğini değerlendirmişler; bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve gerginliği tırmandırdığını teslim etmişlerdir. İsrail’in bu bağlamda aldığı tüm karar ve önlemleri de geçersiz sayan ve bunların hiçbir hukuki etkisi olmadığını değerlendiren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 497 sayılı kararları başta gelmek üzere, Suriye Golanı'nın işgalini reddeden ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının hükümleri dahil, evrensel olarak tanınan uluslararası hukuk kararlarına uyulması gerekliliğini teyid etmişlerdir.

13. Suriye meselesine ek olarak, ortak siyasi ve ekonomik işbirliğini artırmak için farklı alanlardaki üçlü koordinasyonu güçlendirmeye yönelik isteklerini teyit etmişlerdir;
14. Astana Formatında düzenlenen Suriye konulu Uluslararası Toplantının 19.sunun 2022 yılının sonuna kadar düzenlenmesini teminen temsilcilerini görevlendirmekte mutabık kalmışlardır;

15. Bir sonraki Üçlü Zirveyi Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'in daveti üzerine Rusya Federasyonu'nda gerçekleştirmekte mutabık kalmışlardır.

16. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Tahran'da gerçekleştirilen Astana Formatında Üçlü Zirveye ev sahipliği yapmasından ötürü İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İbrahim Reisi'ye samimi teşekkürlerini ifade etmişlerdir.

Türkiye-Rusya-İran Zirvesi sonrası Erdoğan'dan açıklama: Mutabakatımız bakidir İlginizi Çekebilir Türkiye-Rusya-İran Zirvesi sonrası Erdoğan'dan açıklama: Mutabakatımız bakidir Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin arasında kritik görüşme: Tüm sorunlar henüz çözülmedi İlginizi Çekebilir Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin arasında kritik görüşme: Tüm sorunlar henüz çözülmedi Hamaney'den Erdoğan'a: Türkiye'nin Suriye operasyonu bölgeye zarar verir İlginizi Çekebilir Hamaney'den Erdoğan'a: Türkiye'nin Suriye operasyonu bölgeye zarar verir

Günün Trend Videosu

Daha fazla göster
Loading...