İnanç ve sabır mı yoksa bilgi ve bilim mi?

Dünya piyasalarında Türkiye'nin borçlarını ödeyememe riskinin sigorta fiyatlanması çok ciddi yerlere geldi. Risk priminin artması ülke ekonomisinin kötüye gittiğinin somut ispatı…

Kısaltması üç harfli “CDS” deniliyor. Anlamı “işiniz duaya kaldı.” Bu CDS'ler kredi notuna benziyor ama farklı dinamiklerle çalışıyor.

★★★

Devletlerin borcunu ödeyememe riskini almak istemeyen borç verenler için genellikle yatırım bankaları üzerinden verilen bir hizmet olarak sunuluyor.

Organize bir kurum değil… Bir çeşit borsa… Alıcısı var, satıcısı var. Finans terminallerinde sigortalayanların verdiği oranlar ile oluşuyor. Yani devletler pek müdahale edemiyor.

★★★

Türkiye'nin CDS'i şu sıralar 900 seviyesine çıktı hafif geri çekildi. Bunun finans piyasalarındaki matematiksel anlamı Türkiye yüzde 45 ihtimalle borçlarını ödeyemeyecek. Peki bu durum bizi nasıl etkileyecek?

Para bulma maliyetleri adeta çıldıracak. Yurt dışından borç bulmak istiyorsunuz. Amerika kaçtan borçlanıyor diye bakıyorsunuz. Peki aynı ekonomi mi Amerika ile Türkiye? Bana mı daha rahat borç verirsiniz, Rahmi Koç'a mı? Aynı hikaye…

★★★

Amerikan borçlanma senetleri yüzde 3 ile fiyatlanıyor diyelim. Türkiye'nin “ya ödeyemezse” riskine karşı sigorta pirimi de ekleyelim.

İşte Türkiye'nin CDS'i burada devreye giriyor. O 900 puanlık CDS için borca “yüzde 9 faiz” daha ekle anlamına geliyor. Haliyle dolar bazında ödeyeceğimiz kredinin faizini yüzde 12'ye çıkıyor. Katlanılamaz bir maliyet önümüze konuluyor.

★★★

Nitekim çıkan sonuç kesin faiz oranı değil… Daha yüksek veya daha düşük olabilir. Kimi sigorta yapmak istemez, risk alır, daha çok para kazanır. Kimi sigortayla uğraşmak istemez, hiç kredi vermez.

Borçlanmayalım o zaman! Nefis fikir ama mevcut borçları ödememiz gerekiyor.

★★★

Türkiye'nin 452 milyar dolar dış borcu var. Bunun 212 milyar doları kamuya aitken kalan 240 milyar doları finansal ve bankacılık sektörü ağırlıklı olmak üzere özel sektöre ait.

Borcun özel sektör veya kamuya ait olması fark eder mi? Etmez tabii ki? Neden? Özel sektör dışarıya borcunu Türk Lirası bazında ödeyemeyeceği için parasını dövize çevirip kapatacak veresiye defterini…

★★★

Şirket, Türk Lirası verip dövizi kimden talep edecek? Bozdurduğu kurum yani bankasından… Banka, Merkez Bankası'ndan… Elinde döviz kalmamışsa Merkez Bankası neyi verecek?

Merkez Bankası net döviz rezervi eksi 65 milyar dolarda olduğuna göre tükenmiş bir kıymetin rasyonel fiyatı olmaz… Dolar yarın 20'ye çıksa kimse şaşırmayacağı gibi talep de durmaz.

★★★

İşte bu sebeple doları düşük tutmak adına erittikleri 128 milyar dolar büyük hataydı… Dondurmayı dışarıda bırakırsın erir de… Milyarlarca doların erimesinden bahsederken garip bir durum yok mu sizce de?

İhtiyacın olan fakat basamadığın bir para birimi… Yaktık gemileri, dönüş yok artık geri… Türkiye ekonomisine ayırdığımız sürenin yavaş yavaş sonuna gelindi.

Loading...