ABD’nin Ortadoğu politikası iki amaca dayanırdı:

İsrail’in güvenliği, petrol ve enerji kaynaklarının kontrolü.

Şimdi, üç hedef kapsamında şekillenir:

Petrol ve enerji kaynaklarının kontrolü, İsrail ve Kürtlerin güvenliği.

Çünkü ABD için bölgede bir Kürdistan’ın oluşturulması, ikinci bir İsrail demek.

★★★

ABD Irak’ın işgalinin ardından, 2005’te Irak anayasasını yazdı.

Irak nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ini oluşturan Kürtlere egemenliğin neredeyse yüzde 50’sini verdi.

Cumhurbaşkanlığını, Dışişleri Bakanlığını ve önemli devlet makamlarını Kürtlere bağışladı.

Yaklaşık 200 bin kişilik bir Barzani Peşmerge ordusunu eğitti, donattı.

Ve ABD Irak’tan çekilirken, Kuzey Irak’ta kendine sadık bir Kürt Bölgesi bıraktı.

★★★

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, 20 Şubat 2026’da “Büyük İsrail Projesi”ni dillendirdi.

İsrail’in, Nil’den Fırat Nehri’ne kadar uzanan topraklar üzerinde, Tevrat’a dayalı hakkından söz etti.

Tevrat’ta yer alan inanca göre Tanrı’nın, İbrahim’e ve onun soyundan gelenlere bu toprakları vaat ettiği kabul edilir.

İşte bu nedenle, İsrail ve ABD güdümünde kurulacak bir “Kürdistan”, “Büyük İsrail” hedefinin önemli bir halkasıdır.

★★★

Bölgede, “Kürdistan” devletinin oluşumunu sadece ABD ve İsrail değil, Suudi Arabistan; Fransa ve İsveç gibi AB ve NATO üyesi ülkeler de desteklemektedir.

Türkiye’nin yaklaşık dörtte birini içine alan bir “Kürdistan”la, Türkiye’nin parçalanmasını istiyorlar.

★★★

ABD’nin 32’nci Başkanı Franklin D. Roosevelt, 1939’da Nikaragua diktatörü için şu ünlü sözü söyler:

“Somoza bir diktatör olabilir ama bizim diktatörümüzdür.”

Bu söz, ABD’nin dış politikasının bir özetidir...

★★★

ABD’nin BM büyükelçisi Kirkpatrick, bugüne yansıyan bir gerçeği 1979’da şöyle kaleme alır:

“Geleneksel otoriter hükümetler, ABD çıkarları açısından daha istikrarlı müttefikler olabilir.”

Neden?..

Çünkü, tek kişi tarafından yönetilen ülkelerde, yönetimi kontrol etmek çok daha kolaydır.

★★★

ABD, “Vazgeçilmez Lider Ülke” konumunu koruyarak, “maşa ülkeler ve maşa örgütler” vasıtasıyla hedeflerini ele geçirmekte çok başarılı...

Ulusal çıkarlar yerine kişisel çıkarları öne alan Müslüman ülkelerdeki rejimler sayesinde, politikalarını adım adım uygulamakta çok başarılı...

★★★

Maşa ülkelerin desteğiyle, Filistin neredeyse tarihten silindi.

Irak, Libya, Suriye dağıtıldı...

Özetle, ABD’nin Ortadoğu’daki varlığı, bölgedeki otoriter rejimlere dayanır.

★★★

ABD Başkanı George W. Bush, 2003’te Irak’ın işgalinde Irak halkına “müjde” verir: 

“Size tüm vatandaşların haklarını koruyan barışçıl ve temsilî bir hükümet kurmanızda yardımcı olacağız.”

Bu “müjde” sayesinde Irak parçalandı ve o günden bugüne gün yüzü görmedi.

★★★

Trump, 28 Şubat 2026’da İran saldırısı başladıktan sonra, İran halkına benzer bir “müjde”yi verdi:

“Hükümetinizi geri almak için fırsat olabilir.”

★★★

ABD Dış Politika Uzmanı Samuel Huntingon, 1997’de bir gerçeği itiraf eder:

“ABD, bütünlüğünü koruyabilmek için, bugün düşmana diğer ülkelerden daha çok ihtiyaç duyuyor.”

Trump döneminde, ABD’nin savaşa olan ihtiyacı tarihte eşi görülmemiş bir düzeye çıktı.

★★★

Başkan George W. Bush’un Başdanışmanının şu sözü gerçek ABD’yi anlatır:

“Biz artık bir imparatorluğuz ve harekete geçtiğimizde kendi gerçekliğimizi yaratırız. Sizler tüm mantığınızı kullanarak bu gerçekliği incelerken, biz yeniden harekete geçer; daha yeni, başka gerçeklikler oluştururuz; siz bunu da incelersiniz ve işler bu şekilde sürüp gider... Ve siz, siz hepiniz, biz her ne yapıyorsak onları incelemekle yetineceksiniz.”

Irak, Libya, Suriye dağıtılırken öyle oldu...

Şimdi İran’da olan bu...

★★★

“Barış masasında varlığımı ortaya koyabilmem için birkaç bin ölüye ihtiyacım var”, demişti Mussolini...

Trump, geri kalır mı?

Çok daha fazla ölüye ihtiyacı var...

★★★

ABD’nin önemli siyaset bilimcisi Samuel Huntington, “Ilımlı İslam” modelinin Türkiye’ye uygun düştüğünü vurgulamıştı:

“Eğer Türkiye Batılı ülke olma ısrarından vazgeçer, modernleşme ve demokrasinin bir İslam ülkesinde olduğunu göstermeye daha çok ağırlık verir ise, bütün dünyaya ve İslam’a büyük model olur.”

★★★

ABD’nin Ortadoğu’ya vermek istedikleri yeni biçimi, ABD’li Profesör Noam Chomsky, 1983’te yayımlanan “Kader Üçgeni” adlı kitabında kaleme aldı.

Kitapta yer verdiği, Kudüs Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nün raporunda şu bilgiler vardı:

“Ortadoğu’da ulusalcılık ve ulusal kimlik yok edilmeli, bunun için de Ortadoğu Osmanlılaştırılmalıdır. Böylece bölgede Batı çıkarlarına karşı çıkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak, sistemlerin çarkları rahatlıkla işleyecektir. ABD için en tehlikeli düşman ve tehdit, bağımsızlık tehdididir...”  

★★★

Ortadoğu’da “ulus devlet”, ABD’nin düşmanıdır.

Ve işte bu nedenle, Türkiye hedeftedir.

Ve işte bu nedenle, ABD ve İsrail “Kürdistan” devleti kurma yolunda hızla ilerlemektedir.