2011 yılında çıkarılan yasayla trafikte belediyelere kısmi yetki verildiğini ve bu yasaya göre belediyelerin kendi kaynaklarını kullanarak elektronik denetim sistemi kurabildiklerini hatırlatan Tüzmen, “Geldiğimiz noktada bu sistem “vatandaşa tuzak yandaşa kıyak” sistemine döndü. Bu sistemden elde edilen, biriken paranın yüzde 30’unu belediyeler alıyor, yüzde 17’sini müteahhit taşeron firmalar alıyor, geri kalan da Maliye’ye” dedi.

car
ÇOK CEZADAN SİSTEMİ KAPATIYORLAR

Bu sistemi hükümetin, belediyelerin yada bakanlıkların yapmadığını, müteahhit firmanın yaptığını söyleyen Tüzün, “Bu müteahhit firmalar özellikle belediye imar planları içerisinde. Çift yollarda, duble yollarda uygulama 110 artı 10 yani 120 ama şehir imar planlarda ise uygulama 90 artı 9 yani 99. Dolayısıyla, belediye ve bu şirket anlaşıyor, on yıllık bir sözleşme yapıyor. Bu on yıllık sözleşme karşılığında 7, 8, 10 tane istasyonun bedeli 5 milyon lira'' dedi ve şunları söyledi: ''Bilecik’in Bozüyük ilçesinde 10 tane istasyonun aylık geliri ortalama 30 milyona yakın çünkü 10 istasyonda bin tane araca ceza yazılıyor günlük ortalama. Hatta müteahhit firma 'Çok ceza geliyor, ciro çok şişiyor, biz on yıllık sözleşme karşılığı yaptığımız masraf 5 milyon lirayı bir ayda karşılıyoruz 24 saat bu sistemi çalıştırmayalım.” diyerek bazı saatlerde bu sistemi kapatıyor. Vatandaşımızın kara yollarında uygun bir şekilde araç kullanmasını istiyoruz ancak bu sistem kaza yapma ihtimali, oranı yüksek olan yerlere kurulmuyor, tam aksine kaza yapma ihtimali az olan, 'Süratten yakalansın ve ceza ödesin' diye kurulan bir sistem. Vatandaşa tuzak, yandaşa kıyak sistemiyle ilgili bir önlem alınması gerekiyor''