
Higgnbottom ve ekibi, en eski taştan çemberlerin yapıldığı, İskoçya'daki Callanish ve Stennes köylerinde çalışmalar yürüttü. Buradaki antik yapılar, M.Ö. 2900 ila 3000 yıllarında ince ve uzun taş levhalar kullanılarak inşa edilmişti. Yapılar hakkında daha iyi fikir edinmek için, ekip, çemberleri etrafındaki bölgeyi, çevreleyen peyzajı ve yukarısındaki astronomik fenomenleri de dahil edecek şekilde 3 boyutlu modellerini çıkardılar. Bu hesaplamalar kullanılarak, ekip, İskoçya'daki Coll, Tiree ve Mull adalarının yakınlarında yer alan ve Bronz Çağı'ndan 1500 yıl sonra inşa edilen küçük yapılarla da astronomiye ve peyzaja dair işaretlerin ortak olarak kullanıldığı kombinasyonlar keşfetti.
Keşifte özellikle etkileyici olan ise, Stenness'teki taştan çember dikitlerin, Callanish'tekilerin topografik olarak tam tersi yönde inşa edilmesiydi. Callanish'teki yapıda, ekip, taşlarda ve peyzajda, 7 farklı işaret barındıran bir desen buldu. Bunlar, güney ufkunun en uzak olduğu zaman kuzey ufkunun en yakın olması, güneyde suların meydana gelmesi, ufkun en yüksek noktasının, farklı dağlar veya tepelerle işaretlenmiş olması, yaz ve kış ekinoks tarihlerinde ay ve güneşin en tepede olduğu noktaya göre ayarlanması..
Yapıların inşasını gerçekleştirenler, Güneş ve Ay'ın konumunu anlamak için bir çeşit günümüzün yaz ve kış dönencelerine karşılık gelen "taş levhalardan takvim" yaratarak hesaplama yaptılar.

3 boyutlu modelleme üzerinde çalışıldığında istatistiki olarak anıtların astronomiyle ilişkili olma olasılığı Stenness'teki için %97,87'nin biraz üstünde, Callanish'teki için %97,87.
Higginbottom, "Bu insanlar, astronomi bilgileriyle peyzajı ilişkilendirerek çok hassas şekilde büyük taşları seçtiler ve muazzam çaba harcayarak bunu gerçekleştirdiler ve de bu, onların kendi kültürleri ve kendi kültürlerini yaşatmak için, bulundukları çevre koşullarıyla güçlü ilişkiler kurmanın, kendileri açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor." diyor.
Ekibin araştırması, Archaeological Science Report dergisinde yayımlandı.
Çeviri: Reha BAŞOĞUL